E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

GELENEKLER BAZEN CAN YAKAR

GELENEKLER BAZEN CAN YAKAR

Marie Claire

Çoğunluğu kırsal kesimde olmak üzere, kadınların %25’i bebeklerini geleneksel yöntemlerle büyütüyor.

 


Yeni doğmuş bebeklerle ilgili günümüze kadar gelen ve hala uygulanan birçok gelenek ise aslında bebeklere zarar veriyor.

Peki, hangi gelenekler nasıl bir olumsuz yaratıyor? Günlük yaşantımızın her geçen değişmesine rağmen geleneksel yöntemlerin peşini bırakmayanların çok olduğunu söyleyen Dr. Mustafa Aydın, sık karşılaşılan yöntemleri anlatıyor.

ÜÇ EZAN YÖNTEMİ

Anne sütünü ilk yarım saatte alması gereken bebekler, “üç ezan vakti yöntemi” gereği beslenmek için 12 saat bekletilmektedir. Bu yöntem ile bebek aç kalmakta, kan şekeri düşmekte ve huzursuz olmaktadır. Çok kıymetli olan kolostrum dediğimiz ilk sütün gecikmesi, bebeğin bağışıklık sistemini etkilemekte ve enfeksiyonlara açık hala getirmektedir. Ayrıca anne sütünün gelmesini geciktirmekte ve annede rahatsızlıklara yol açmaktadır.

BEBEĞE ŞEKERLİ SU VERİLMESİ

Kolostrum, bebeğin bağışıklık sisteminin ve bağırsak florasının gelişmesi için çok önemlidir. Şekerli su verilmesi bebeğin anne sütünü reddetmesine, sütün gelmesinin gecikmesine ve enfeksiyonlara yol açabilir.

GÖBEK BAKIMI VE YIKAMA


Göbek bakımı sadece % 70 alkol ile olmalıdır. Ayrıca kuru ve temiz tutulmalıdır. Başka şeylerin sürülmesi (Kül dökme, ıslak bırakma ve göbeğin kapalı kalması gibi) göbekte enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Bebeğin göbeği düşene kadar yıkanmaması, bebeğin huzursuz olmasına ve cildinde kızarıklık ve enfeksiyon oluşumuna yol açabilir. Yeni doğan bebeklerin her gün yıkanması ise bebeğin rahatlamasını ve temiz olmasını sağlamaktadır.

SARI TÜLBENT (BEZ) ÖRTME

Yenidoğan bebeklerde sarılık, bazı probleme bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumun fizyolojik olup olmadığına çocuk doktoru karar vermelidir. Sarı bez veya tülbent örtmenin sarılığın tedavisine hiçbir faydası yoktur. Tedavide geç kalınması, bebeklerde kalıcı beyin hasarına yol açabilmektedir.

KUNDAKLAMAK

Dış koşullardan korumak için geniş bez parçasının yardımıyla bebeğin kol ve bacaklarının sıkı bir şekilde sarmalanmasına kundaklama adı verilir. Doğuştan kalça çıkığına eğilimli olan bebeklere kundak yapılması, kalça çıkığının ortaya çıkmasını kolaylaştırmakta ve ara bezi ile düzelebilme ihtimalini ortadan kaldırmaktadır.

Ayrıca bebeğin sıkıca sarılması, bebeği bunaltmakta ve güneş ışınlarından yararlanmasını engelleyerek D vitamini eksikliği olan raşitizm hastalığının ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.

AYAKKABININ ERKEN KULLANILMASI

Bebeğin 1 yaşına kadar düztaban olma durumu normal kabul edilir. Taban çukurunu oluşturacak kaslar, bebek yürümeye başladıktan sonra gelişir. Yeni yürüyen bebekler dışa doğru basarlar. Zamanla bu durum düzelir. Ayaklarını paralele basan bebeklerde, ileride içe dönüklük gelişme ihtimali daha fazladır.

Evde ayakkabı giydirilmesine ihtiyaç yoktur. 2-3 yaşına kadar evde, plajda çıplak ayakla oynanması sağlanmalıdır. Yürümeye başladığında, ev dışında yarı yumuşak ayak baş parmağının ucundan 0, 5-1 cm boşluk olacak şekilde ayakkabı kullanmalıdır.

KUCAĞA ALMA ALIŞKANLIĞI

Her ağlayışta hemen kucağa almak doğru değildir. Ağladığında yanına yaklaşıp konuşmak, ten temasında bulunmak şarkı ya da ninni söylemek, karnını okşamak bebeği sakinleştirebilir. Ancak sırf kucağa alışmasın diye, çocuğu hiç kucağa almamak da kendisini güvensiz hissetmesine ve mutsuz olmasına yol açar. Bu durum iyi dengelenmelidir.

“SICAKLIK İYİDİR” ANLAYIŞI

Oda ısısının 22-24 civarında olması ve bebeğin bu odada terlemeyecek şekilde giydirilmesi gereklidir. Aşırı sıcak ve sıkı giyim, bebeğin terlemesine ve hasta olmasına neden olur.

BEBEĞİ TUZLAMAK VE TÜREVLERİ

Bebeğin kötü kokmasını önlemek için tuzlamak; kirli kan çıksın diye vücudunu jiletle kanatmak; ısıtmak için toprağa sarmak; saçları gür çıksın diye saçlarını kazıtmak da çok yanlış uygulamalardır. Bunların hiçbir faydası yoktur ve ciddi zararlar oluşturabilir.