E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

BÜYÜK ACININ 10. YILI

BÜYÜK ACININ 10. YILI

ANKA

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, "depreme bağlı büyük acı ve kayıpların sürekli gündemde tutulmasının depreme karşı hazırlıklı kalabilmek için büyük öneme sahip olduğunu" bildirdi.

Türkiye Psikiyatri Derneği Dış İlişkiler Sekreteri Dr. Halis Ulaş, "depreme bağlı büyük acı ve kayıpların sürekli gündemde tutulmasının depreme karşı hazırlıklı kalabilmek için büyük öneme sahip olduğunu" bildirdi.

Ulaş, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan 17 Ağustos 1999 depreminde "yaklaşık 18 bin kişinin hayatını kaybettiğini, 44 bin kişinin yaralandığını ve 250 bin kişinin evsiz kaldığını belirterek, bu depremde 20 milyar dolarlık maddi kaybın meydana geldiğini" kaydetti.

Türkiye topraklarının yüzde 92'sinin, nüfusun yüzde 95'inin, endüstriyel yatımların yüzde 75'inin deprem kuşağı üzerinde olduğuna ifade eden Ulaş, “Bu nedenle ülkemizin depreme bağlı yaşamış olduğu büyük acıların ve kayıpların unutulmaması, unutturulmaması ve sürekli gündemde tutulması depreme karşı hazırlıklı olabilmemiz için büyük öneme sahiptir” görüşünü aktardı.

Ulaş, depremlere bağlı psikiyatrik sorunların, önemli toplum ruh sağlığı önceliklerinden biri olduğunu vurgulayarak, deprem sonrası, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Majör Depresyon'un (MD) en sık karşılaşılan sorunlar olduğunu bildirdi.

Depremlere bağlı ruhsal sorunların gelişmekte olan ülkelerde daha fazla gözlendiğini belirten Ulaş, bu ülkelerde deprem sonrası TSSB'nin görülme yaygınlığının yüzde 3-87 arasında olduğunu ifade etti.

Ulaş, 17 Ağustos depremi sonrası deprem bölgesinde yapılan çalışmalarda TSSB yaygınlığının yüzde 23-43 arasında, MD yaygınlığının ise yüzde 16-31 arasında saptandığını kaydetti.

Deprem sonrasında yapılan izleme çalışmalarında, TSSB ve MD'nin depremi yaşamış kişilerin önemli bir kısmında varlığını sürdürdüğünün saptandığını aktaran Ulaş, bu çalışmalarda TSSB yaygınlığının depremden yıllar sonra bile yüksek saptanmasının nedenleri arasında, hastalığı olan kişilerin psikiyatrik yardım arayışında bulunmamalarının önemli bir yer tuttuğunu bildirdi.

ÖNERİLER

Ulaş, "deprem sonrası kayıpların depremden değil, depreme hazırlıksız olmaktan kaynaklandığını" ifade ederek, depreme bağlı kayıpları en aza indirebilecek önlemleri şöyle sıraladı:

"Deprem bölgeleri başta olmak üzere tüm ülkede yapılaşmada, yer seçimi ilkelerinden başlayarak daha yüksek standartlar belirlenmeli ve bunları sağlamak üzere yasal ve ekonomik yöntemler geliştirilmelidir, deprem sırasında ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçlar açısından risk analizi yapılmalı ve buna uygun önlemler alınmalıdır. Özellikle deprem riski yüksek bölgelerde deprem nedeniyle ortaya çıkabilecek ruhsal sorunlar ve hastalıklara yönelik toplumda farkındalık yaratacak eğitim çalışmaları yapılmalı, ruh sağlığı alanında çalışan kadrolar olası deprem ve sonuçları açısından sürekli eğitilmelidir.

Deprem sonrası ruhsal sorunu olan kişilerin tedavi başvuru oranlarının düşüklüğü göz önüne alınarak, toplum temelli ruh sağlığı hizmetleri ve depremden etkilenen kişilere bulundukları yerde destek sağlanabilecek alt yapı oluşturulmalıdır. Yapılan incelemelerde depreme dayanıksız olduğu saptanan ve hala kullanılmakta olan okul, hastane gibi kamu binaları öncelikli olarak yenilenmelidir."