E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

BEYİNDEKİ HASAR

BEYİNDEKİ HASAR

NATIONAL GEOGRAPHIC MART SAYISI

Çalışmalar depresyonda hipotalamus, hipofiz ve adrenal eksende yükselmiş aktiviteye işaret ediyor.

 


Bu yükselme vücutta kortizol düzeyinde artışa neden oluyor. Beyinde hipokam- pus volümünde küçülme yaşanabiliyor.

Beyin kabuğu ve kabuk altında beyaz madde lezyonları görülüyor. Depresif hastalarda görülen en yaygın bir diğer bozukluk da basal ganglia ya da talamusgibi kabuk altı bölgelerde yaşanan aşırı yoğunlukta sıklık.

Sonuç olarak depresyon pek çok kez tekrarlarsa beyin sağlığı hasara uğruyor. Beynin ön bölgesinde, daha çok solda olmak üzere karbonhidrat mekanizmasında düşme oluyor. Sağ tarafta ise artan bir aktivite görülebiliyor. Veriler, antidepresanların kısmen de olsa beynin bu bölgelerindeki değişimleri normalize ettiği yönünde.

SİNİR TRAFİĞİ


Araştırmalar, duygudurum bozukluklarında, beyinde sayıları milyonlarla ifade edilen sinapslardaki mo- noamin denilen sinir ileti maddelerinin (norepinefrin, serotonin ve dopamin) miktarı ve akışında (solda ve altta) yaşanan değişikliklerin temel rol üstlendiğine işaret ediyor.

Asıl olarak norepinefrin ve serotonin rol üstlenmekle birlikte dopamin de depresyonda kaydadeğer önemde. Özellikle dopamin dikkat, cinsellik ve motivasyonda öne çıkıyor. Bu nedenle beyinde dopamin yoğunluğunun düşmesi depresyonun bu belirtilerinin de daha ağır yaşanmasına neden oluyor.

PSİKOLOJİ VE KİMYA

Antidepresanlarda 1990'lardan itibaren yaşanan devrim niteliğindeki gelişmelerle depresif hastalar için farklı çözümler üretildi. Ve psikoterapi tekniklerindeki uygulamalar da ilaçla tedaviye eklenerek depresyon tedavisindeki ilerlemeler perçinlendi.

DEPRESYON TÜRLERİ

Majör Depresif (Tek Uçlu) Bozukluk Tekrarlayıcı olmayan majör depresif bozuklukla çoğu kez atak bir kez yaşanıyor, nadiren iki atak var. Majör depresyonda tek atak geçirenlerin yakın akrabalarının çoğunda benzer bir depresyon atağı söz konusu olabiliyor. Özetle atak tek olsa da genetik yatkınlık var.
Majör depresif bozukluğun tekrarlayıcı tipin deyse hastalar belirtileri bir süre sonra tekrar yaşıyor ve depresyonun ikinci atağı geliyor.

Her atakta hastalar DSM-İV kriterlerinin çoğunu taşıyor. Burada önemli olan, hastalığın hafiflemesi ve ağırlaşmasıyla, tamamen iyileşme ve tekrarlama arasındaki fark.

Bunun için geçerli kriter de ataklar arasında en az iki ay olması.

İki Uçlu Bozukluk iki uçlu bozukluğun depresyon episodu, Tlp-1 olarak anılıyor. Burada mani ve depresyon atakları yaşanıyor. Diğer bir ifadeyle hasta manik atak geçiriyor ve aynı zamanda depresyon kriterleri taşıyor. T/p-2'de hasta hipomani atakları geçiriyor ve majör depresyon yaşıyor. Yani bu grupta mani kriterleri daha düşük.

Depresyon atağı ile doktora başvuran hasta, antidepresan başlandığında maniye girerse bu durumda da iki uçlu bozukluk Tip-3 söz konusu oluyor. Burada maniyi antidepresan tetikli- yor. Bu grupta daha çok çocuklukta dikkat eksikliği gösterenler yer alıyor. Hastanın çocuklukta dikkat eksikliği bozukluğu ya da aşırı çekingenliğinin, aritmetik bozukluğunun olup olmadığının psikiyatr tarafından iyi incelenmesi gerekiyor. Tekrarlayıcı depresyonlar özellikleriyle birlikte bir sınıflamaya tabi tutulduğunda ortaya çıkan grupla- ma ise şöyle:

Psikotik Özellikli Depresyon Bu grupta düşünce/algı bozukluğunun da olması gerekiyor. Yani varsanılar, sanrılar ya da hezeyan yaşanıyor. Hasta depresyon sırasında paranoid düşünceler taşıyabiliyor. Zehirleneceğine, öldürüleceğine inanabiliyor. Çünkü suçlu olduğunu, bu nedenle öldürüleceğini düşünüyor. Ya da kulağına sesler gelebiliyor veya hipo- kondriyak hezeyanlara sahip olabiliyor, bir zührevi hastalığa tutulduğu ya da kanser olduğuna inanabiliyor.

Melankolik Özellikli (Majör) Depresyon Belirgin özellikler sabah erken uyanma, kilo kaybı, derin suçluluk duygusu, intihar düşünceleri ortaya çıkabiliyor. Otonom sinir sisteminin aşırı faaliyeti söz konusu. Hormo- nal bozukluklar olabiliyor.

Atipik Özellikli Depresyon Depresyondaki bir kişi genelde eğlenemez ve zevk alamazken bu gruptaki birey eskiden zevk aldığı bir aktivite- ye katıldığı ya da buna zorlandığında hoşlanıyor, anı yaşıyor, onun dışında yine depresyonda oluyor. Özetle yalnızca haz veren bir durumda canlanabiliyor. Bu gruptaki en temel özelliklerden biri de aşırı uyku ve aşırı yemek.

Katatonik Özellikli Depresyon Burada vücut hareketlerinde aşırı yavaşlama, künt bir yüz ifadesi, toplumdan aşırı çekilme ve negatif davranış söz konusu. Vücut belirli bir pozisyonu alıyor ve bu pozisyonda kalabiliyor.

KRONİK DEPRESYON (DİSTİMİ)

Yıllarca süren, aralarda iyileşme dönemleri çok az olan, belirtilerin daha hafif yaşandığı ama kronik, yaşam boyu süren depresyon.

Mevsimsel Depresyon En yaygın olarak kışları yaşanıyor. Ancak yaz aylarında yaşanması da söz konusu olabiliyor. İkisi arasında bir  oranlama yapıldığında kış aylarındaki rakam çok daha yüksek.

DOĞUM SONRASI DEPRESYONU

Bazı depresyon türleri doğum sonrasında başlıyor ve bu grup postpartum başlığı altında toplanıyor. Temelinde doğum sonrasında yaşanan hormonal değişim yatıyor. Doğum sonrası hüznünden farklı. Genetik yanının yüksek olduğu düşünülüyor.

İLAÇLA TEDAVİ


Psikiyatride kullanılan ilaçlar, özellikle de tedaviye yönelik olanlar farklı gruplara ayrılıyor. Bunlarınarasında da son yıllarda gelişim gösteren se- rotonin gerialım inhibitörleri öne çıkıyor. Serotonin gerialım inhibitörlerinin kullanımı aynı zamanda beyinde sero- toninin oynadığı ciddi rolü pekiştirmesi açısından da önemli. Bir anlamda, ilaçlar bu tezi doğruladı. Böylece 90'lardan başlayarak depresyonda tüm tedaviler değişti.

Bu grubun işleyişi şöyle: Beyinde birinci nörondan salınan serotonin, dopamin ve norepinefrin, sinapsta yani sinir uçlarının kavşak noktasında bir nörondan diğerine geçiyor. Ve beyni bir örümcek ağı gibi kaplayıp sayıları milyonlarla ifade edilen si- napslar arasında sinir ileti maddelerinin dolaşımı geçekleşiyor.

Depresyonda salgılanan serotonin miktarı düşüyor. Normal işleyişte salgılanan serotoninin (ya da dopamin veya noradrenalinin) bir bölümü karşıya geçerken bir bölümü geri alınıyor ve burada yıkıma uğruyor. Serotonin gerialım inhibitörüyse sinapsiar arasında sanal bir duvar örüyor. Gerialımı engelliyor.

Bu duvar sayesinde serotonin bir sonraki sinire iletiliyor. Sonuçta az miktarda serotonin çok iş yapıyor. İlaçla tedavide öne çıkan bir diğer grup da seçici serotonin norepinefrin gerialım inhibitörleri. Bazı depresyonlarda salt serotonin değil norepinefrin düzeyinin de etkili olduğunun saptanmasından hareketle kullanıma giren bu ilaçlarda da işleyiş aynı. Burada gerek serotonin gerekse norepinefrin gerialımı durduruluyor.

Bir sonraki grup ise norepinefrin ve dopamin gerialım inhibitörleri. Burada ise serotonine fazla bir etki söz konusu değil. Dopamin ve norepinefrin gerialımı durduruluyor. Bu arada norepinefrin ve serotonin salimini artıran bir ilaç grubu var. Burada gerialım inhibltörü yok. Salımın artışı hedefleniyor.

PSİKOTERAPİ

Bilişsel Terapi Kişinin düşünce sisteminin değiştirilmesine dayanıyor. Bireyin dış dünyayı algılaması ve yaşadığı deneyimlerdeki kötümser yaklaşımları pozitifuyaranlarla değiştirmeyi amaçlıyor. Olumsuz düşünceler yaşadığı anlarda bireyin bu konuda farkındalığının sağlanması halinde, kötümser yaklaşımlarda da azalma gerçekleşiyor.

Psikanalitik Psikoterapi Kişinin dünü ve bugünü arasında bağ kurulması, yaşadığı depresyonda rol oynayan zihinsel temsiller ve bugünkü ilişkiler arasında kurulan bağ, depresyonun şiddeti ve suçluluk duygularının azaltılmasında çok ciddi bir rol üstleniyor. Yani çocukluğunda suçluluk hissederek büyüyen bir birey, karşısındaki ebeveynin davranışı nedeniyle suçluluk hissederek büyü- müşse, bugün yaşadığı suçluluk duygusu ve dünü arasında bağ kurduğunda İyileşme startını da vermiş oluyor.

Davranış Terapisi Depresyonda kullanılan en etkili yöntemlerden. Gevşeme egzersizleri, anksiyetesi yoğun hastanın rahatlamasında son derece önemli bir rol üstleniyor. Zihinsel canlandırma da gevşeme açısından önemli. Yani bireyin zihninde kendisini mutlu eden anıları canlandırması ve bunlarla baş başa kalması rahatlama, gevşemeyi sağlıyor. Böylece kişinin strese karşı verdiği cevaptaki toleransı artıyor.

Kişilerarası Terapi Tedavide öncelikle ilişkideki problemli alanlar üzerinde yoğunlaşılı- yor. Karşılıklı olarak beklentiler üzerinde duruluyor. Hedef problem belirleniyor. Daha sonra problemlerin ve kişilerin karşılıklı beklentilerinin üzerine gidiliyor.

Grup Terapisi Bireyin kendisiyle aynı sorunları paylaşan insanlarla birlikte olması, başkaları tarafından anlaşılması, onların kendi hayatlarıyla ilgili bulduğu çözümlerden haberdar olması motivasyonunu artırıyor. Toplu olarak, grup olarak duyguların paylaşılması tek tek bireylerin kendilerini ifade etmeleri açısından da önem taşıyor.

DSM-IV İLE TANI


İki haftalık bir dönem sırasında, daha önceki işlevsellik düzeyinde bir değişiklik olmasıyla birlikte aşağıdaki belirtilerden beşinin (ya da daha fazlasının) bulunmuş olması; belirtilerden en az birinin ya (1) depresif duygudurum ya da (2) ilgi kaybı veya zevk alamama olması gerekir.

Ya hastanın kendisinin bildirmesi (örn. kendisini üzgün ya da boşlukta hisseder) ya da başkalarının gözlemesi (örn. ağlamaklı bir görünümü vardır) ile belirli, hemen her gün, yaklaşık gün boyu süren depresif duygudurum. (Not: Çocuklarda ve ergenlerde irritabl duygudurum bulunabilir)

Hemen her gün yaklaşık gün boyu süren, tüm etkinliklere karşı ya da bu etkinliklerin çoğuna karşı ilgide belirgin azalma ya da artık bunlardan eskisi kadar zevk alamıyor olma (ya hastanın kendisinin bildirmesi ya da başkalarınca gözleniyor olması ile belirlendiği üzere).

Perhizde değilken önemli derecede kilo kaybı/alımının olması (örn. ayda, vücut kilosunun yüzde 5'ten fazlası olmak üzere) ya da hemen her gün iştahın azalmış ya da artmış olması. (Not: Çocuklarda, beklenen kilo alımının olmaması.)

Hemen her gün insomnia (uykusuzluk) ya da hipersomnia (aşırı uyku) olması.

Hemen her gün psikomotor ajitasyon ya da retardasyonun olması (sadece huzursuzluk ya da ağırlaştığı duygularının olduğunun bildirilmesi yeterli değildir, başkalarınca gözleniyor olması gerekir).
Hemen her gün yorgunluk-bitkinlik ya da enerji kaybının olması.

Hemen her gün değersizlik, aşırı ya da uygun olmayan suçluluk duygularının (sanrısal olabilir) varlığı (sadece hasta olmaktan ötürü kendini kınama ya da suçluluk duyma olarak değil).

Hemen her gün düşünme ya da düşüncelerini belirli bir konu üzerinde yoğunlaştırma yetisinde azalma ya da kararsızlık (ya hastanın kendisi söylerya da başkaları bunu gözlemiştir).

Yineleyen ölüm düşünceleri (sadece ölmekten korkma değil), özgül bir tasarı kurmaksızın yineleyen intihar düşünceleri, intihar girişimi ya da intihar etmek üzere özgül bir tasarının olması.