E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

AÇLIĞI KAFADA ÇÖZÜN!

AÇLIĞI KAFADA ÇÖZÜN!

The New York Times

Bilimciler açıkladı...Az yemenin sırrı kanıksamaktan geçiyor. Kişi kendini yerken hayal ederse daha az yemek yiyor.

 


Yeni bir araştırmaya göre kişi kendini yerken hayal ederse daha az yemek yiyor. Science dergisinin son sayısında yayınlanan Pittsburgh Carnegie Mellon Üniversitesi'nde yürütülen bir deney, kendilerini şekerleme ya da bir parça peynir yerken düşünenlerin bu gıdalardan yeme isteğinin azaldığını gösteriyor. Bu zihinsel diyet garip bir şekilde doğru olarak düşündüğümüz fikirden çok farklı.

Çoğumuz belli bir şeyi yemeyi hayal ettiğimiz zaman o şeyi daha fazla isteyeceğimizi düşünürüz. Aslında hassaslaştırma dediğimiz köklü bir olgu var: Eğer kendinizi çikolata yerken hayal ederseniz, ona karşı duyduğunuz arzu artar ve hatta ağzınız sulanır. Benzer bir şekilde sigaranın görüntüsü ya da kokusunun hayal edilmesi, sigara içme arzusunu körükler. Ancak bu etki, kanıksamak denilen bir başka köklü olguyla dengeleniyor.

Parlak bir ışığa alışmanız ya da kötü kokulardan bir süre sonra rahatsız olmamanız gibi yemek yedikçe yemeklere karşı da bir kanıksama geliştiriyoruz. Morewedge ve meslektaşları Young Eun Huh ve Joachim Vosgerau'ya göre, Carnegie Mellon deneyi, kanıksamanın gıdayı düşününce bile gerçekleşebileceğini gösteren ilk araştırma. Kanıksama etkisinin oluşması için yoğun ve uzun süreli hayal etmek gerekiyor. Ayrıca belli bir şeyi kanıksamak için o şeyi hayal etmek gerekiyor. Örneğin, şekerleme hayal etmeniz sizin peynire karşı iştahınızı etkilemiyor. Yemek yemenin hayal edilmesi insanları daha tok yapmıyor ve yedikleri yiyeceğe karşı düşüncelerini değişmiyor.

Morewedge, "Yemeğe duyduğumuz arzunun iki bileşimi var: beğenmek ve istemek" diyor. "Dondurmayı çok sevebiliriz ama onu kahvaltıda yemek istemeyiz. Deneyimizde bir yemeğin tüketilmesinin hayal edilmesi, insanların şekerlemeyi ne kadar sevdiğini değil ama onu hangi miktarlarda yemek istediğini etkiliyor. Kanıksama genel olarak güdüsel bir süreç olarak kabul ediliyor" diye ekliyor. Zihnin mide üzerindeki etkisi, 1998 yılında zihinsel faaliyetleri normal ancak ciddi amnezi çeken iki erkek üzerinde sürdürülen bir deneyde gösterildi. Denekler bir olayı hafızalarında bir dakikadan fazla tutamıyordu.

Yemek yeme alışkanlıkları Pennsylvania Üniversitesi'nden Paul Rozin başkanlığında bir grup araştırmacı tarafından incelendi. Denekler öğle yemeklerini yedikten sonra yemekler kaldırılıyordu. Birkaç dakika içinde araştırmacılar ellerinde aynı yemeklerle "Yemek zamanı" diye tekrar çıkageliyordu. Deneklerin yemekleri, her zaman yediği gözlemlendi. Yemekler tekrar toplandıktan kısa süre sonra üçüncü öğle yemeği servis ediliyordu. Onu da yiyorlardı. Araştırmacılar aynı deneyi normal hafızaya sahip bir kontrol grubunda denediklerinde, katılımcıların hepsinin ikinci öğle yemeğini reddettikleri görüldü.

Amnezi hastalığından muzdarip olanların aksine onlar yemek yedikten sonra kendilerini tutarlı bir şekilde daha az aç hissediyorlardı. Rozin ve meslektaşları, "Fizyolojik olmayan etkenlerin normal yemek yemeyi durduran önemli faktörlerden olduğunu ortaya çıkardı. Sonuçlar, en son ne yendiğine dair bilgileri tutan hafızanın, psikolojik olmayan etkenlerden bir tanesi olduğunu gösteriyor" sonucuna vardılar. Şimdi hayal edilen yiyeceklere dair hatırda kalanların da insanların yemek yemeğe dair duydukları arzuyu etkilediği ortaya çıktı. Yemek yemenin kanıksanması üzerine uzman olan Doktor Leonard Epstein, Carnegie Mellon çalışmasından etkilendiğini söylüyor. New Yorklu Psikiyatr Epstein sonuçların birçok ilginç soruyu ortaya çıkardığını söylüyor.

"Hayal gücünü sürekli kullanabilir misiniz? Yoksa sadece birkaç defa mı işe yarıyorlar? Obezler de dâhil olmak üzere herkes için mi geçerli? Bütün yiyecekler için geçerli mi?" diye soruyor. Morewedge, bu soruların cevabını vermek için ya da sigara gibi bağımlılıklar üzerinde de etkili olup olmadığını anlamak için henüz çok erken olduğunu söylüyor. Eğer gerçekten işe yararsa, bu özellik kişilerdeki hırs, alışveriş düşkünlüğü veya kararsızlık gibi kusurlar için de kullanılabilir.

Morewedge kanıksamanın sınırları olduğunun altını çiziyor. Kanıksamanın yemek yemenin dışında diğer faaliyetlerde de oluşması için sürekli olarak hep aynı şekilde gerçekleştiğini hayal etmemiz gerekiyor. Ayrıca bir yiyeceğe karşı kanıksama geliştirmek için onunla ilgili belirsiz düşünceler hayal etmek değil, gerçekten odaklanmak gerekiyor. "Bir biftek hayal etmek yeterli değil. O bifteği ufak parçalara kesip tek tek yediğinizi düşünmeniz gerekiyor" diyor.