Yeni işsiz sınıf: Genç Amerikalılar

Kötü gidişatın sonucunda işsiz kalan aylak Avrupalı gençler, artık küresel ekonominin standart tiplemelerinden biri oldu.

Kötü gidişatın sonucunda işsiz kalan aylak Avrupalı gençler, artık küresel ekonominin standart tiplemelerinden biri oldu.

Fakat artık buna belki de daha yaygın olan bir kahramanı eklemek gerekiyor. Kim mi? Aylak genç Amerikalılardan söz ediyoruz. 12 yıl önce ABD, 25 ila 34 yaş grubunun istihdamı bakımından dünyanın zengin ve büyük ekonomileri içinde en üst sıradayken bugün en altta. Bu vahim değişim (Johns Hopkins Üniversitesi'nden iktisatçı Robert A. Moffitt bunu "tarihi bir geriye dönüş" olarak niteliyor) yıllardır süren ekonomik yavaşlamanın iki yönünden besleniyor. İlki, krizin en büyük ceremesini gençler çekti. İkincisi, Amerikan ekonomisi üretim bakımından bazı küresel rakiplerden daha güçlü bir şekilde canlandıysa da bunun yeni istihdam yaratılmasına pek faydası olmadı. Yani Amerikalı şirketler azla yetinerek daha çok üretiyor. İşverenler yeni personel almaktan özellikle çekiniyor. Mali krizin en yoğun ayları sayılmazsa işten çıkarmalar durdu, ancak o gün bugündür istihdam da yaratılmıyor ve bu da en çok yeni iş aramaya başlayan gençleri etkiliyor. İşi ve birikimleri olan birçok insan ekonominin sonunda doğru yönde ilerlediğini düşünüyor. Ortalama ücretler artık enflasyonun gerisinde kalmıyor. 2009'daki dip noktasından sonra borsa yükseldi ve emlak fiyatları tekrar artışta. Ama bunların hiçbiri ekonomide tutunmaya çalışan genç yetişkinlere yaramıyor. Çalışma Bakanlığı'na göre 2013'ün başı itibariyle ücretleri 2000'de aldıklarından düşük olan tek grup, 25 ila 34 yaş grubundaki çalışanlar. Uluslararası karşılaştırmalar için eldeki en son verilerin ait olduğu 2011 itibariyle 25 ila 34 yaş grubundaki Amerikalıların yüzde 26.6'sı çalışmıyordu. Aynı yıl Kanada'da bu oran 20.2, Almanya'da 20.5, Japonya'da 21, İngiltere'de 21.6, Fransa'da da 22'ydi. 2000'deyse ABD yalnızca Almanya, İngiltere, Fransa, Kanada ve Japonya'nın değil, Avustralya, Rusya ve İsveç'in de ilerisindeydi. Fakat şimdi hepsinin gerisinde. ABD, üniversite mezunu üretmedeki büyük üstünlüğünü yitirdi. Oysa teknolojinin ekonomi için önemini koruduğu küresel bir ekonomide en başarılı istihdam stratejisi hâlâ eğitim. Boston, Minneapolis, Washington ve Texas'ın Austin kenti gibi ülkedeki en eğitimli bölgelerde istihdam oranı yüksekken eğitim düzeyi düşük olan bölgelerde istihdam yine düşük seyrediyor. 25 ila 34 yaşındaki üniversite mezunlarında resmi işsizlik oranı hâlâ yalnızca yüzde 3.3. Öte yandan, işsizlerin iş bulmak için başvurdukları danışma ve mesleki eğitim programlarında ABD yine geride. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden ekonomistlerin Fransa'da yaptıkları bir araştırma, işe yerleştirme programlarının yalnızca çalışanlara değil, ekonomiye de yarar sağladığını gösteriyor. Danışmanlık hizmeti alan işçilerin iş bulma ihtimali artıyor; üstelik bu artış başka adayların işini elinden alarak da olmuyor. Bu hizmetin verildiği bölgelerde istihdam genel olarak daha hızlı artıyor. Başka araştırmalar da ABD'de doğum izni ve yarı zamanlı işlerin başka ülkelere göre daha az yaygınlaştığına dikkat çekiyor (kadınlardaki istihdam oranları da belki buna bağlı olarak düştü). Yukarıdaki eğilimlerin etkisi ne olursa olsun, istihdamdaki düşüşü sadece onlarla açıklamak yine de mümkün değil. Çünkü mevcut şirketler eskisi kadar yeni iş yaratmıyor, yeni şirketler de eskisi kadar hızlı kurulmuyor. Öyleyse ne yapmak gerek? Toplumsal faydası olmayan bürokratik engeller azaltılmalı. Özel sektörün genelde kârsız bulduğu erken aşamadaki bilimsel araştırmalara ve maddi altyapı çalışmalarına kamu finansmanı sağlanmalı. Uzun vadedeyse herhalde en etkili önlem, okul öncesi eğitimden üniversiteye kadar öğrenim kurumlarını geliştirmek olacaktır. Emek piyasasındaki durgunluğa rağmen belki en dikkat çekici şey, şartlardan en çok etkilenen 20'li ve 30'lu yaşlarındaki Amerikalıların kararlı bir şekilde morallerini bozmamaları. Anketlere göre bu yaş grubu daha yaşlı nesillere göre ülkenin geleceğinden çok daha umutlu. Gençlerdeki bu direnç şaşırtıcı. Ama aynı zamanda belki de gerekli. Güçlü bir iyimserlik olmadan iş piyasasındaki durgunluğu aşmak mümkün olmayacak. THE NEW YORK TIMES