E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Uranüs’ün Bulutlarında Hidrojen Sülfid Saptandı

Onlarca yıldır süren gözlemlerden ve NASA’nın Voyager-2 (Seyyah-2) uzay aracının yaptığı bir ziyaretten sonra bile, Uranüs kritik bir sırrını koruyordu: Bulutlarının bileşimi. Neyse ki bir süre önce, gezegenin bulutlarını oluşturan maddelerden birinin kimliği belirlendi.

Uranüs’ün Bulutlarında Hidrojen Sülfid Saptandı

Onlarca yıldır süren gözlemlerden ve NASA’nın Voyager-2 (Seyyah-2) uzay aracının yaptığı bir ziyaretten sonra bile, Uranüs kritik bir sırrını koruyordu: Bulutlarının bileşimi. Neyse ki bir süre ..

Onlarca yıldır süren gözlemlerden ve NASA’nın Voyager-2 (Seyyah-2) uzay aracının yaptığı bir ziyaretten sonra bile, Uranüs kritik bir sırrını koruyordu: Bulutlarının bileşimi. Neyse ki bir süre önce, gezegenin bulutlarını oluşturan maddelerden birinin kimliği belirlendi.

Oxford Üniversitesi’nden Patrick Irwin ve çalışma arkadaşları, Hawaii’deki Maunakea’da bulunan 8 metrelik Gemini Kuzey teleskobunu kullanarak yakaladıkları Uranüs’ten gelen kızılötesi ışığı izgesel olarak inceledi. Ekip, Uranüs’ün bulutlarının üst kısımlarında, çoğu insanın kaçındığı kötü kokulu bir gaz olan hidrojen sülfid buldu. Çalışmanın ayrıntıları Nature Astronomy‘de yayımlandı.

Kızılötesine Yakın Tümleşik Alan İzgeölçeri (NIFS) ile elde edilen Gemini verileri, Uranüs’ün havaküresinde (atmosferinde) bulunan ana görünür bulut katmanının hemen yukarısındaki bir bölgeden yansıyan güneş ışığını örnekledi. “Saptamaya çalıştığımız çizgiler orada varla yok arasındayken, Gemini’deki NIFS’in duyarlılığı ve Manuakea’daki özel koşullar sayesinde onları net bir şekilde saptayabildik,” diyor Irwin.

Gökbilimciler uzun süredir Uranüs’ün bulutlarının bileşiminde hidrojen sülfidin mi, yoksa amonyağın mı baskın olduğunu tartışıyordu. İzgeölçümsel soğurma çizgileri (buralarda gaz, yansıyan güneş ışığından gelen kızılötesi ışığın bir kısmını emer) özellikle zayıftı ve saptaması güçtü. Artık iyileştirilmiş hidrojen sülfid emilim çizgisi verileri ve harika Gemini izgeleri sayesinde, yanıt netleşti.

Uranüs’ün bulutlarının (ve muhtemelen Neptün’ünkilerin) üstlerinde hidrojen sülfidin saptanması, daha içteki gaz devi gezegenler olan Jüpiter ile Satürn’ün durumuna hiç benzemiyor; onların bulutlarının üstlerinde hidrojen sülfid değil, amonyak gözlemlendi. Jüpiter ile Satürn’ün üst kısımdaki bulutları amonyak buzundan oluşuyor ama görünüşe bakılırsa Uranüs’te durum öyle değil. Havaküresel bileşimlerdeki bu farklılıklar, gezegenlerin oluşumu ve geçmişi hakkındaki sorulara ışık tutuyor.

Leicester Üniversitesi’nden Leigh Fletcher, gaz devleri (Jüpiter & Satürn) ile buz devlerinin (Uranüs & Neptün) bulutları arasındaki farklılıkların, muhtemelen bu gezegenlerin doğumuna dayandığını ekliyor: “Güneş Sistemimizin oluşumu sırasında, azot ile sülfür (ve dolayısıyla amonyak ile hidrojen sülfür) arasındaki denge, gezegenin oluşumunun koumuna ve sıcaklığına bağlıydı.” Yaygın kanıya göre, Güneş Sistemi’nin dev gezegenleri, büyük olasılıkla ilk olarak oluştukları yerlerden, şimdi bulundukları yere sonradan göç etti. Uranüs’ün bulutlarının bileşimi hakkında bilgi edinmek, doğum yeri hakkında da fikir verebileceği için elde edilen bulgu bu açıdan da önemli.

BİLİM FİLİ



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: