Terör travması…

Milliyet Gazetesi yazarı Tunca Bengin köşesinde Güneydoğuyu ve bölgede yaşananları, yaşananların da bölge insanına etkisini kaleme aldı. Yazar Bengin travmalara dikkat çekerek, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın görüşlerini köşesine taşıdı.

Terör travması…
Paylaş:

İŞTE O YAZI...

“Güneydoğu’da uzunca süredir sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerde yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle on binlerce insan evini, işyerini bırakarak kaçtı. Nasıl kaçmasın ki?PKK’lıların açtığı hendekler ve tuzaklanmış bombalarla dolu barikatlar nedeniyle sokaklar savaş alanı gibi. Artık günlük şehit haberlerinin yanı sıra öldürülen onlarca, yüzlerce PKK’lının ve hatta aralarında çocuklarla kadınların da bulunduğu sivil kayıpların istatistikleri de geliyor. Açıkçası, bölgedeki ateş, kan ve ölümler yıllardır alıştırıldığımız terör boyutundan çok uzaklaştı. Dahası, iki ateş arasında kalan halk ne yapacağını şaşırmış vaziyette. İşte dün konuştuğum Nusaybinli bir vatandaştan buna dönük tek cümlelik durum tespiti:

Devlet kapınızı kapatın, PKK açın diyor...
Yani bir yanda devlet baskısı, öte yanda örgüt kaynaklı ölüm tehdidi...

Bu olayın benzerlerine geçmişte kırsalda da tanık olmuştuk. Köyler ve mezralardaki bölge halkı gündüzleri örgüte yardım ettikleri gerekçesiyle sorgulanmış, geceleri de örgütün baskısıyla karşı karşıya kalmışlardı. Çözüm olarak da o köyler boşaltılmıştı. Sonrasını ise geçenlerde konuştuğumuz (17 Aralık 2015 tarihli yazımız) eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş “O köylerin boşaltılan evlerinden, yurtlarından göç ettirilen çocuklar bugün YDG-H’li gençler” diye özetlemişti...

Dün kırsalda, bugün şehir merkezlerinde yaşanan bu sorunun benzer bir başka boyutu da sürece dönük belirsizlik ve bu belirsizlikten kaynaklanan ümitsizlik. Örneğin, Ekim 2015’ten bu yana toplamda iki aya yakın bir süreyle sokağa çıkma yasağı (ara ara kalktı) uygulananNusaybin’de şu an yasak yok, hatta işyerleri açık ama her an yeni bir olağanüstü durum endişesi çok yüksek. Bunun nedenlerini ve etkilerini Nusaybin Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi Başkanı Zeynel Tunçalan şöyle anlattı:

“Hâlâ beş mahallede hendek ve barikatlar duruyor. Sabaha kadar silah sesleri kesilmiyor, insanlar korkudan pencerelere yaklaşamıyor. İşyerleri ise marketler dışında siftahsız kapanıyor. Lokantalar dahi yasak gelir, masraflar çöpe gider diye yemek yapmıyor. Bu nedenle de işyerleri kapanıyor, alınan krediler geri dönmüyor. Sadece son iki ayda ödenemeyen kredi taksiti 400 bin lirayı buldu.”

AYLAN BEBEK ŞEFKATİ

Bunlar terörün bölge insanına dönük fiziksel etkileri ama bunun bir de psikolojik boyutu var ki o daha da vahim. O nedenle de buna yönelik önlemler ve bölgedeki devlet görevlilerinin davranışları oluşan ya da oluşacak ruhsal çöküntüyü gidermek açısından çok önemli. Bu noktada ise Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın öngörüleri şunlar:

-ABD’de 11 Eylül 2001 yaşandıktan sonra post travmatik stres bozukluğuyla ilgili değerlendirmeler yapıldı, halen de yapılıyor. O travmayı bizzat yaşayanlar var; bir de yaşamayıp uzakta olduğu halde duygusal olarak travmayı yaşamış olanlar var. Çatışma alanında değil fakat akrabalık, yakınlık ilişkileri ve medyanın bu konuyu gündeme getirmesi nedeniyle 11 Eylül travmasını sadece oradaki birkaç bin kişi değil bütün ABD yaşadı. Bu Güneydoğu için de geçerli.

-Birinci derece yakınlarını, çocuklarını kaybedenler var. Yemek yerken sofraya roket düşüyor, böyle bir durumda insanların ilk tepkisi ‘Güvende değilim’ oluyor. Bu noktada ise insanlar teröriste değil devlete küsüyor çünkü ‘Devlet görevini yapsaydı böyle olmazdı’ diyor.

-Kadın ve çocuklar korumasız oldukları için böyle durumlarda psikolojik olarak örselenmesi daha yüksek bir risk. Eğer bu iş uzayacaksa oradan uzaklaştırılmaları ama sadece çocuğu alarak değil aileyle birlikte daha korunaklı hale getirilmeleri gerekir.

-Güvenlik güçlerinin halka olumsuz ve sert davranışlardan kaçınmaları şart. Örnek Aylan bebeği kucağında taşıyan jandarma olmalı. Çünkü o fotoğrafta dünya kamuoyunu asıl etkileyen nokta Aylan bebeği kucağına alan jandarmanın şefkati, nazikliği ve özenli davranışıydı. Devletin Güneydoğu’daki terör kurbanlarına da böyle özenli davranması gerekir. Halkı kaybederiz yoksa...”

Tunca Bengin Milliyet



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: