Şiddete karşı mizah

Gezi Parkı eylemlerinde polisin uyguladığı orantısız güce karşı şiddet içermeyen bir direniş sergileyen göstericiler, süreç boyunca protestolarını son derece yaratıcı ve zeki esprileri ile güçlendirdiler. Şiddete mizah ile karşılık vermek eylemcilerin önceden tasarlamış oldukları bir strateji değil, tam tersi tümüyle doğal tepkileriydi.

Şiddete karşı mizah
Gezi Parkı eylemlerinde polisin uyguladığı orantısız güce karşı şiddet içermeyen bir direniş sergileyen göstericiler, süreç boyunca protestolarını son derece yaratıcı ve zeki esprileri ile güçlendirdiler. Şiddete mizah ile karşılık vermek eylemcilerin önceden tasarlamış oldukları bir strateji değil, tam tersi tümüyle doğal tepkileriydi. siddetOysa Norveçli sosyal değişim ve stratejiler uzmanı Majken Jul Sorensen’e* göre mizah çok etkili ve ciddi bir pasif direniş silahıdır. Sorensen, “Baskıya Karşı Ciddi Bir Pasif Direniş Stratejisi Olarak Mizah” başlıklı makalesinde, Sırp lider Slobodan Miloseviç’i iktidardan düşürerek yargı önüne çıkmasına yol açan Otpor Hareketi’ni başarıya taşıyan en önemli faktörün gençlerin mizah gücü olduğunu söylüyor. Mizah her zaman sosyal değişim için bir araç ve itiraz etmeden karşı çıkma yöntemidir. Örneğin Sovyetler Birliği’nde liderlerin cinsel iktidarsızlığı ile ilgili fıkralar sıradan insanlar arasında çok yaygındı. Bu yaklaşım liderlerin itibarına büyük leke sürüyor, saygınlıklarını zedeliyordu. Diktatörlerin, çokuluslu şirketlerin, polisin ve politikacıların hiciv, ironi ve abartıya kaçan eleştirilere hedef olması güç ilişkilerini nasıl etkiler? Bir eylemcinin protesto yaparken bunun bir protesto olmadığı izlenimini uyandırması niçin eylemcinin elini güçlendirir? Sorensen’in makalesi işte bu sorulara yanıt arıyor. Ve mizahın baskı ve dikta rejimlerine karşı en etkili direniş silahlarından biri olduğunu savunuyor. Daha önce aralarında bir ilişki olduğu düşünülemeyen mizah ve şiddet içermeyen direniş arasındaki sosyolojik ve felsefi kuramları tek tek ele alıp inceliyor. Sırp lider Slobodan Miloseviç’i iktidardan düşüren eylemlerde mizahın oynadığı kritik role dikkat çekerek, bir direniş şekli olarak mizahın dinamiklerini örnekliyor

PASİF DİRENİŞ KAVRAMLARI

Sorensen makalesinin başında şu kavramlara da açıklık getiriyor. Direniş: Güce karşı bir tepki; baskı ve otoriteyi tehdit edici tavır Baskı: Zamana ve coğrafyaya göre değişir. Önemli olan insanların kendilerini baskı altında hissetmeleridir. Mizah: Fıkra, şaka, oyun, sinema, kitap, bir gösterideki slogan gibi insanları eğlendiren her şeydir; ironiye, hicve, parodiye veya alaya dayanır. Bu yazıda ele alınan mizah siyasidir ve hedefi baskı rejimleridir. Strateji: Çelişkili durumlarda tutarlı ve iyi planlanmış davranış şeklidir. İyi bir strateji, varolan ikilemi doğru anlar, ilgili tarafların zayıflıklarını ve gücünü değerlendirir, uzun vadeli hedeflere odaklanır, taktik ve yöntemlerle kısa vadeli tepkileri belirler.

MİZAHIN DİNAMİKLERİ

Sovyetler Birliği döneminde mizah konusunu araştıran Gregor Benton siyasi esprilerin sosyal bir değişime yol açabilecek gücü olmadığına inanıyordu. Benton bu konuda şöyle diyordu: “Siyasi şakalar hiçbir şeyi değiştirmez. Adaletsizliğin, açgözlülüğün, acımasızlığın ve baskının en büyük düşmanı olmakla birlikte, mizah bunlarsız yaşayamaz. Hiçbir zaman bir aktif direniş yöntemi olmamıştır; siyasi bir programı yoktur; hiç kimseyi eyleme geçiremez; yalnızca insanları ve toplumu sakinleştirir, aklının başında kalmasını sağlar. Zalim yönetimlerden gelen darbeleri yumuşatır ve intikamının alınmış olduğu hayalini doğurur. Ancak yarattığı rahatlama ve güçlülük hissi, kahkahaların ömrü ile sınırlıdır.” Oysa bazı sosyal bilim uzmanları aşırı stresli ortamlarda mizahın bireyler için ne denli önemli ve kritik bir araç olduğunu kabul ediyor. Örneğin Norveç’in Nazi istilası altında olduğu dönemde, mizah pek çok Norveçliyi bir can simidi gibi umutsuzluk denizinde boğulmaktan kurtardı.

MASUM BİR MİZAH İLE CİDDİ BİR MESAJIN FARKI

Hemen hemen her çeşit mizahın tümü, çelişkiye ve aykırılığa dayanır; masum bir mizahı anlamak için birden fazla boyutta düşünebilme yeteneğine sahip olmak gerekir. Genel olarak insanları eğlendiren unsur, her şeyin tersyüz edilmesi veya hiçbir şeyin bizim algıladığımız gibi olmadığını fark etmektir. Masumiyet ile ciddiyet arasındaki fark, mizahın baskı rejimlerine karşı silah olarak kullanıldığı koşullarda çok büyük yarar sağlar, çünkü baskı çok ciddi bir şeydir. Baskı mücadele edilmesi gereken bir şeydir; dalga geçilecek bir şey değildir ve tanım olarak da komik değildir. Böyle ciddi bir kavramı tersyüz ederek gülünecek bir hale getirmek, bazı şeylerin değiştiğini gösterdiği gibi, değişim beklentisini de beraberinde getirir. Mizah en saldırgan olduğu durumlarda bile ardında ciddi niyetler bulunmasına karşın masumiyeti temsil eder. Mizah var olan koşullarda büyük değişiklik yaratır; mesajı ne kadar ciddi olursa olsun, “beni ciddiye almayın, ben tehlikeli değilim” mesajı verir.

OTPOR HAREKETİ VE MİZAH

1990’lı yıllarda Sırbistan’daki politik ortamı tanımlayabilecek en uygun kavram kaostu. Komşu ülkelerde savaşı devam ediyordu; ülkede milliyetçilik, uluslararası tecrit ve halkın yaşam standartlarındaki sert düşüş gerilimi iyice tırmandırmıştı. Muhalefet ve bağımsız medya, taciz ve baskılar karşısında sesini ancak cılız bir şekilde duyurabiliyordu. Miloseviç, milliyetçi tabanı sayesinde oldukça güçlüydü. Fakat savaşın sona ermesiyle birlikte Otpor Hareketi (Sırpçada Direniş Hareketi) ile birlikte, muhalefet ve sivil toplum kuruluşları örgütlenmeye başladı. Miloseviç’in devrilmesinde Otpor’un rolü hepsinden önemlidir, çünkü Ekim 2000’de seçim sonuçlarının manipüle edildiği iddiası ile yarım milyon insanı sokaklara dökmeyi başarmış bir harekettir. Otpor’un başarısı çoğunlukla psikolojik düzeyde belirgindir. Çünkü 1990’lı yıllarda Sırbistan’ı etkisi altına alan korku atmosferini dağıtma ve siyasi olaylara ilgisizliği sona erdirme becerisini göstermiştir. Psikolojik durumdaki bu değişiklik Miloseviç’in devrilmesinde kilit rol oynamıştır. Otpor 1998 yılında öğrenci ve diğer genç nüfusun oluşturduğu bir hareketti. Dalga geçme ve alay etme gibi mizahi bir yaklaşımla Sırbistan gündemi değiştirildi. Otpor varlığını görünür hale getirmek için dört bir yana posterler yapıştırdı; duvar yazıları ile mesajlarını iletti; örgütün sembolünü (sıkılmış yumruk) Sırbistan’ın her yerine yaydı. Miloseviç’in rejimi Otpor’ın büyüyen popülaritesini yok etmek için örgüt üyelerini terörist olmakla suçladı, hepsinin faşist ve uyuşturucu bağımlısı olduklarını yaydı. Bunların yanı sıra polis göstericilere karşı orantısız ve sistematik güç uygulamaya başladı.

SİYASİ MİZAHIN GELİŞMESİ İÇİN GEREKLİ KOŞULLAR

Siyasi mizahın sağlam bir yer edinmesi için aykırılık ve saçmalık içeren koşullara gereksinim vardır. Eğer politik atmosfer siyasilerin dediği gibi olsaydı, üzerinde ironi ve parodi veya hiciv inşa edecek hiçbir şey kalmazdı. Oysa Sırbistan’da Otpor eylemcilerinin ve sıradan halkın yaşadıkları ile siyasilerin söylemleri arasında büyük aykırılık ve uyumsuzluk vardı. Örneğin terörist olarak suçlanan eylemciler, yalnızca duvarlara yazı yazıyordu; siyasiler ülkede her şeyin güllük gülistanlık olduğunu iddia ederken, ülke parçalanmanın sınırına dayanmıştı. Bazıları için günlük yaşamdaki saçmalıklarla baş etmenin tek akılcı yolu mizaha sığınmaktı.

MİZAHIN İŞLEVLERİ

Baskı rejimlerinde mizah ne gibi işlevler yüklenir? Var olan literatüre ve gözlemlere göre pasif direniş yöntemi olarak mizah üç önemli işleve sahiptir: İnsanları güldürerek ve eğlendirerek motive etmek ve bu yolla eyleme katılmalarını sağlamak. Özellikle apoltik ve eylemlere katılma cesareti olmayan kişileri mizah yoluyla kendi saflarına çekmek. Örneğin Otpor’un bir parçası olmayı seçen gençler, yaşıtları arasında Direnme kültürünün bireysel ve örgütsel düzeyde yerleşmesini, kök salmasını sağlamak. Mizah, aynı örgüt içinde görev yapan kişilerin kendilerini aileden biri gibi hissetmelerini kolaylaştırır, aidiyet duygusunu güçlendirir; dayanışma arzusunu tetikler ve yalnızlığı ortadan kaldırır. Otmar örneğinde, örgütün başarılı olmasının bir nedeni de bazı şeylerin değişmesini yürekten isteyen insanlara mizah yoluyla enerji vermek ve değişim için adım atma cesaretini aşılamaktı. Baskıyı tersyüz etmek. Mizah, ilk iki işlevinden farklı olarak bu işlev, eylemcileri değil, baskıcı rejimi ve yandaşlarını etkiler. Öncelikle polisten ve rejimin yasal olmayan baskılarından doğan korkuyu azaltmakta çok önemli bir rol oynar; dalga geçebileceğiniz, alay edebileceğiniz bir kişiden korkmazsınız. Otmar örneğinde eylemciler Miloseviç’in kendisi de bir politikacı olan eşi Mira Markoviç’in şu sözleri üzerine harekete geçtiler: “Komünistler iktidara kan ile geldiler ve ancak kan ile giderler.” Eylemciler hastanelere koşarak kan bağışında bulundular ve şu duyuruyu yaptılar: “İşte sana kan. Al ve git”. Bu, insanları kahkahalara boğacak türde bir mizah değildi. Yalnızca Mira Markoviç’i kendi sözleri ile vurmayı hedefliyordu.

ÜÇ ÖNEMLİ HATIRLATMA

Burada bir diğer önemli nokta da polisin veya diğer güvenlik güçlerinin mizah karşısında nasıl hareket edeceklerini bilememeleridir. Güvenlik güçleri yalnızca şiddete ve sıradan gösterilere nasıl tepki vereceklerini bilirler. Eğer baskı uygulayıcı kendisiyle dalga geçen birine şiddet uygularsa kendi komik duruma düşer ve eylemcilere yeni espriler üretmeleri için malzeme vermiş olur. Ancak dalga geçmelerine izin verirse de, bu sefer de kendisi aciz duruma düşer. Her iki seçenekte de baskı uygulayıcı kaybeder. Bir başka deyişle üstü bıyık altı sakal durumu ile karşı karşıya kalan yöneticiler, şaşırırlar ve ne yapmaları gerektiğine karar vermekte zorlanırlar. Bir diğer önemli nokta da mizah, zekâ ve yaratıcılığa dayanmaması durumunda, komik olma özelliğini ve kamuoyunun sempatisini yitirir. Bir üçüncü tehlike de baskıcı liderin veya rejimin, eylemcilere mizah ile yanıt verme olasılığıdır. Ancak mizah yapacak bir zihinsel yapıya sahip olanların baskıcı olmayacakları düşünüldüğünde bu olasılığın ne kadar düşük olduğu anlaşılabilir. *Majken Jul Sorensen, Avustralya’da Wollongong Üniversitesi’nde mizah ve toplumsal değişiklikler konusunda çalışmalar yapan bir akademisyen. İsveç’in savaş karşıtı kuruluşu Ofog’da faaliyetlerini sürdürüyor. BİLİM TEKNOLOJİ EKİ