SALDIRGANLIK

SALDIRGANLIK

SALDIRGANLIKSaldırganlık, birine veya bir şeye zarar vermek amacıyla yapılan davranıştır.

Bir davranışın saldırganlık olması için zarar verme amacıyla yapılması gereklidir. Örneğin bir doktorun kangren olmaması için hastasının elini kesmesi ile işkenceci kişinin birinin elini kesmesi arasında büyük fark vardır. Her ikisinde de sonuç aynı (birinin elinin kesilmesi) olmakla birlikte davranışın nedenleri çok farklıdır. Bilmeden, istemeden, kazayla birinin canını acıtmak da yine saldırgan bir davranış olarak tanımlanamaz.

Saldırgan davranışlar ikiye ayrılır:

1. Araç olarak saldırganlık: örn. eve giren hırsıza kendini koruma amacıyla vurmak.

2. Düşmanca saldırganlık: başlı başına zarar verme amacıyla olan, örn. Kocanın karısını kıskançlık nedeniyle dövmesi, farklı takım taraftarlarının birbirine zarar vermesi, bu tür davranışlar aşırı duygusal uyarılma durumunda ortaya çıkar.

İnsanlar neden saldırgan davranışlarda bulunurlar?

Değişik görüşler var. Bazıları insanların doğuştan saldırgan olduklarını söylüyor, evrim çerçevesinde ele alıyor ve saldırganlığı insanoğlunun yaşamını sürdürmesi için gerekli ayrılmaz bir parçası olarak görüyorlar (sosyobiyolojik görüş). Freud saldırganlığın gerekli olduğunu, yararlı bir işlevi olduğunu ileri sürmüş. Eğer insanlar saldırgan davranışlarda bulunmazsa saldırgan enerji birikir ve sonuçta ruhsal rahatsızlığa yol açar, dışa vururlarsa enerji boşalır rahatlama olur diyor.

Ancak bunun kanıtı bulunamamıştır ve tam tersini kanıtlayan araştırmalar vardır. Bu görüşü destekleyen araştırmalar genellikle hayvanlarla yapılmıştır. İnsanların saldırgan davranışlarda bulundukça gelecekte saldırgan davranma olasılıklarının arttığı görülmüş. Bir kere saldırgan davranışta bulunmak tekrar böyle davranmayı kolaylaştırır, çünkü bu tarz davrandığımız insana karşı tutumumuz değişir, o kişiye olan olumsuz duygularda artış olduğu için yeniden saldırganca davranmak kolaylaşır. İnsanlarda görülen saldırganlık davranışı hayvanlardakinden farklıdır çünkü insanda saldırgan davranışlarda öğrenmenin rolü büyüktür. İnsanlarda doğuştan gelen davranış eğilimlerinin öğrenme arcılığıyla değişime açık olduğunu gösteren incelemeler var. Örneğin bazı ilkel kabilelerde saldırganlık örneklerine modern dünyadakinden az  rastlanılıyor. Başka bir önemli bulgu da; değişen sosyal koşullar saldırganlığa yol açabiliyor: örneğin yüzyıllarca barış içinde yaşayan Hintli bir topluluğun batılıların gelip ticaretin artmasıyla komşuları ile rekabete girip savaştıkları olgusu. Bu durum, bu gurubun doğuştan gelen kontrol edemedikleri saldırganlık içgüdülerinin varlığından değil, artan rekabetin neden olduğu sosyal değişmeden kaynaklanmıştır.

Saldırganlığın öğrenilir olduğuna bir başka kanıt da; sadece izlemenin bile saldırganlığı arttırdığı görülmektedir.Bir çalışmada çocuklara oyuncak bebeğe şiddet uygulayan bir yetişkinin filmi izlettirilmiş, daha sonra çocuklar aynı bebekle bir odaya bırakıldıklarında aynı davranışları taklit ettikleri, hatta daha fazlasıyla saldırgan davranışlar sergiledikleri görülmüş. Bu filmi izlemeyen diğer bir grup çocuğun aynı bebekle saldırganlık göstermeden oynadıkları görülmüş.

Saldırganlığı tetikleyen nedenlerden biri de hayal kırıklığı, diğer bir deyişle engellenmedir. Amacımıza ulaşma yolunda bizi engelleyen durumlar gerginlik yaratır, bu da saldırgan davranışlarda bulunma olasılığını arttırır. Ancak engellenme duygusu her zaman saldırganlığa yol açar, ya da tek nedenidir diyemeyiz. Yapılan bir araştırmada bir grup çocuk içi çocukların görebildiği oyuncaklarla dolu bir odanın dışında uzun süre bekletilmiş, sonra içeri alınıp oynamalarına izin verilmiş, diğer grup çocuk ise hiç bekletilmeden içeri alınmış. Bekletilen çocuklar daha zarar verici şekilde oyuncaklarla oynamışlar.

Engellenme duygusunun oluşması amaca çok yaklaşmışken daha da kolaydır. Engellenme nedeni beklenmedik ise, veya kanun ya da mantık dışıysa engellenme duygusu artar.

Engellenme ile ilgili görüş de eleştirilmiş. Eleştirilen birinci nokta engellendiğini hisseden kişi bazı durumlarda saldırganlaşıp bazılarında sakin kalabilmektedir, bunun ana nedeninin de engelleyen kişinin niyetinin dikkate alınmasıdır deniliyor.  Eleştirilen ikinci nokta, kişiler engellenme durumu olmadan da saldırganlık gösterebilmektedir. Kısaca engellenmenin tek sebep değil ancak eğilimi arttırıcı olduğu söylenebilir.

Bandura’nın sosyal öğrenme model

Saldırganlık tıpkı diğer karmaşık sosyal davranışlar gibi öğrenilmiştir. Bir kişinin belli bir durumda saldırgan davranışta bulunup bulunmayacağı pek çok etkene bağlıdır: kişinin geçmiş deneyimleri, durumsal pekiştirici etkenler (engellenme, silah vb. saldırganlığı uyaran etkenler), kişinin saldırganlıkla ilgili düşünceleri ve algısı, sosyal ve çevresel birtakım değişkenler gibi. Sosyal öğrenme modeli saldırganlığın ortadan kaldırılmasında diğer kuramlara göre daha iyimserdir. Nihayetinde saldırganlık öğrenilmiş bir davranıştır ve onun yerine başka olumlu bir davranış şeklini de öğrenme ile koymak da mümkündür.

Saldırganlığı azaltmanın öğrenme modeline göre bir yolu; saldırgan davranışları cezalandırmak (söndürmek) ya da ciddi düzeyde değilse göz ardı edilmesi ( daha çok pekiştirmemek amacıyla) ve bunun yerine yapıcı, uyumlu davranışların ödüllendirilmesi. Özellikle ufak yaştaki çocuklar büyüklerin ilgisini çekmek için saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Onlara kızmak, cezalandırıcı da olsa bazı davranışlarla tepki vermek, ilgi göstermek olacağı için saldırganlığı azaltmaktan ziyade pekiştirici olabilir.

Çocuğun sosyalleşmesi sırasında saldırgan olmayan modeller sunmak saldırganlığı önlemenin bir yoludur. Anne-baba birbirine saldırgan davranışlarda bulunuyorsa, çocuk tv.de şiddet içeren programlar izliyor veya etrafında sorunların saldırganlık yoluyla çözüldüğünü görüyorsa saldırganlığı sorun çözücü bir davranış olarak öğrenir, bu tarz davranışların yaşamın bir parçası olduğunu düşünür ve bunu kendi yaşamında da uygulamaya koyar. Çocuğun saldırgan olmamasını istiyorsak çevresini saldırganlıktan arındırmalıyız.

Saldırganlığın azalmasında etkili bir başka etmen de empati, yani kendini başkasının yerine koyma becerisidir. Davranışının sonucunda karşısındaki kişinin neler yaşayacağını hissedebilmesi saldırganlığı önleyici bir etmendir.

Kültürün etkisi

Her kültürde saldırgan davranışlara rastlanmakla birlikte oranı, dışa vuruş biçimi, kime yöneldiği, hoşgörülüp görülmediği gibi konularda kültürler birbirinden farklılık gösterirler.

Saldırganlık genel olarak hoşgörülen bir davranış biçimi değildir. Bu yüzden kişiler saldırganlık doğuran durumlarda kendilerini kontrol etme doğrultusunda sosyalleşirler. Ancak toplumun bunu kişiden ne ölçüde beklediği toplumdan topluma farklılık gösterebilir.

Saldırganlık öğrenilmiş bir şey olduğuna göre; çocuk yetiştirirken şiddet içeren tv. programları, çocuk yetiştirmede katı, engelleyici veya şiddet içeren tutumlar, çocuklara silah vb. oyuncaklar almak, aile içinde veya dışında şiddeti problem çözme aracı olarak kullanmak gibi konulara dikkat etmek gereklidir.

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Nikotin bağımlılığı Kalp hastalığı, felç, kanser, akciğer hastalığı ve diğer birçok sağlık durumu riskinizi artırmanın yanı sıra, sigara içmek beynini
  • Özgüven, özsaygı, özdeğer gibi kavramları içeren ego, genler ve stres gibi pek çok faktörden etkileniyor.
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Psikiyatri, ruhsal bozuklukların ve duygusal ve davranışsal bozuklukların kökeni, teşhisi, önlenmesi ve yönetimi ile ilgilenen tıp dalıdır. Bu nedenle
  • Krampların nedenleri nelerdir? Krampların nedeni tuz eksikliği midir? Bu ne kadar doğru? Kramp sırasında ne yapmak gerekir?
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al