

İnternet siteleri, sosyal medya hesapları ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden satılan sahte ilaçlar, halk sağlığı için giderek büyüyen bir tehdit haline geldi. Dünya Sağlık Örgütü, sahte ve standart dışı tıbbi ürünlerin tüm ülkelerde görülebildiğini belirtirken; INTERPOL’ün 2026’daki küresel operasyonunda 90 ülke ve bölgede 6,42 milyon doz onaysız ve sahte ilaca el konuldu. Türkiye’de de uzmanlar, “Sağlık internetten değil, eczaneden alınır” diyerek vatandaşları uyarıyor.
Sahte ilaç, kaçak ilaç, ruhsatsız sağlık ürünü ve internetten satılan denetimsiz takviyeler, artık yalnızca merdiven altı üretim sorunu değil; dijital çağın en hızlı büyüyen halk sağlığı tehditlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bir dönem karanlık pazarlarla sınırlı görülen sahte ilaç ticareti, bugün sosyal medya reklamları, sahte eczane görünümlü internet siteleri, mesajlaşma uygulamaları, kargo ağları ve influencer pazarlamasıyla çok daha geniş kitlelere ulaşıyor.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre standart dışı ve sahte tıbbi ürünler tüm dünyada insanları etkiliyor; düşük ve orta gelirli ülkelerde her 10 ilaçtan en az 1’inin standart dışı veya sahte olabileceği tahmin ediliyor. DSÖ ayrıca bu ürünlerin çoğu zaman çevrim içi kanallar veya kayıt dışı pazarlarda satıldığını vurguluyor.
Sorunun boyutu yalnızca sağlıkla sınırlı değil. Sahte ilaç pazarı; organize suç ağlarını, yasa dışı ticareti, tüketici dolandırıcılığını, veri güvenliği risklerini, hekim dışı tedavi yönlendirmelerini ve kamu sağlığı sistemine duyulan güvenin zedelenmesini de beraberinde getiriyor. OECD ve EUIPO tarafından yayımlanan değerlendirmelerde, sahte ilaç pazarının yüksek kâr, düşük yakalanma riski ve tüketicinin kolay aldatılabilmesi nedeniyle suç örgütleri için cazip bir alan olduğu belirtiliyor.

Sahte ilaç; kimliği, içeriği, kaynağı, üreticisi, dozu, ambalajı veya ruhsat bilgisi bilerek yanlış gösterilen tıbbi üründür. Dünya Sağlık Örgütü, sahte tıbbi ürünleri “kimliği, bileşimi veya kaynağı kasıtlı olarak yanlış sunulan ürünler” olarak tanımlar. Standart dışı ürünler ise yetkili üreticiler tarafından üretilmiş olsa bile kalite standartlarını karşılamayan ürünlerdir.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü her sahte ürün aynı zamanda tehlikeli olabilir; ancak her tehlikeli ürün yalnızca “sahte” olmak zorunda değildir. Bir ilaç yanlış koşullarda saklanmışsa, soğuk zinciri bozulmuşsa, etkin madde oranı düşmüşse, son kullanma tarihiyle oynanmışsa ya da yanlış ambalajla piyasaya sürülmüşse hasta açısından ciddi risk yaratabilir.
Sahte ilaç satışlarının büyümesinin temel nedeni, dijital pazarın kontrolsüz alanlarının suç örgütleri tarafından etkili şekilde kullanılmasıdır. İnternette “orijinal ürün”, “eczane güvencesi”, “doktorların önerdiği formül”, “bitkisel içerik”, “yan etkisiz çözüm”, “reçetesiz hızlı teslimat” gibi ifadelerle pazarlanan ürünler, çoğu zaman sağlık otoritelerinin denetimi dışında kalıyor. INTERPOL, 2026 yılında düzenlenen Pangea XVIII operasyonunda 90 ülke ve bölgede 6,42 milyon doz onaysız ve sahte farmasötik ürüne el konulduğunu, 269 kişinin gözaltına alındığını ve 66 suç örgütünün çökertildiğini duyurdu. Aynı operasyonda yaklaşık 5 bin 700 suç bağlantılı internet sitesi, sosyal medya sayfası, kanal ve otomatik botun devre dışı bırakıldığı açıklandı.
Bu tablo, sahte ilaç ticaretinin artık yalnızca fiziksel kaçakçılık değil, aynı zamanda dijital suç ekonomisi olduğunu gösteriyor. Sahte ilaç satıcıları, arama motoru reklamlarını, sahte kullanıcı yorumlarını, bot hesapları, kısa süreli açılıp kapanan web sitelerini, taklit ambalaj görsellerini ve kargo üzerinden kapıda ödeme yöntemlerini kullanarak tüketicinin güvenini kazanmaya çalışıyor.
Sahte ilaç pazarı tek bir ürün grubuyla sınırlı değil. Dünya genelindeki operasyonlarda ve sağlık otoritelerinin uyarılarında; zayıflama ilaçları, cinsel performans ürünleri, ağrı kesiciler, antibiyotikler, sakinleştiriciler, diyabet ilaçları, kanser tedavisi iddiası taşıyan ürünler, sigara bırakma ürünleri, hormon ve steroid ürünleri, estetik amaçlı enjeksiyonlar ve “bitkisel” adıyla satılan denetimsiz ürünler öne çıkıyor.
INTERPOL’ün 2026 Pangea XVIII operasyonunda en çok el konulan ürünler arasında erektil disfonksiyon ilaçları, sakinleştiriciler, ağrı kesiciler, antibiyotikler ve sigara bırakma ürünleri yer aldı. Operasyonda ayrıca çevrim içi platformlar üzerinden sipariş edilen semaglutid ve tirzepatid gibi zayıflama ve diyabet tedavilerinde kullanılan etken maddelerle ilişkilendirilen ürünlere de el konuldu.
OECD ve EUIPO’nun sahte farmasötik ürünlere ilişkin raporunda da sahte ilaçların antibiyotiklerden ağrı kesicilere, diyabet tedavilerinden merkezi sinir sistemi ilaçlarına, yaşam tarzı ürünlerinden kanser ve HIV/AIDS gibi ciddi hastalıklarla ilişkilendirilen ürünlere kadar geniş bir yelpazeye yayıldığı belirtiliyor.
Hayır. Sahte ilaç pazarının en tehlikeli yönlerinden biri, ürünlerin “bitkisel”, “doğal”, “takviye”, “gıda ürünü”, “ilaç değildir” veya “yan etkisiz” ifadeleriyle pazarlanmasıdır. Bu ifadeler tüketicide güven hissi oluşturabilir; ancak ürünün laboratuvar analizi yapılmadan içeriğinin ne olduğu bilinemez. Bazı yasa dışı ürünlerde beyan edilmeyen farmasötik etken maddeler, yüksek doz uyarıcılar, hormonlar, ağır metaller, yasaklı kimyasallar veya yanlış dozda aktif madde bulunabilir. Bu durum özellikle kalp hastaları, diyabet hastaları, tansiyon hastaları, kan sulandırıcı kullananlar, gebeler, emzirenler, çocuklar ve yaşlılar için ciddi sonuçlar doğurabilir.
“Bitkisel zayıflama ilacı”, “hızlı kilo verdiren kapsül”, “doğal cinsel güç artırıcı”, “kas geliştirici steroid alternatifi”, “kanseri yenen karışım” gibi iddialar, sahte sağlık ürünleri pazarında sık kullanılan pazarlama kalıplarıdır. Bu tür ürünlerin hekim veya eczacı danışmanlığı olmadan kullanılması, tedavi gecikmesine, zehirlenmeye, ilaç etkileşimine ve kalıcı sağlık sorunlarına yol açabilir.
Sahte ilaçlar, yalnızca “işe yaramayan ürün” değildir. Bazen hiç etken madde içermez, bazen yanlış etken madde içerir, bazen aşırı doz içerir, bazen de toksik veya kirli maddeler barındırır. DSÖ, sahte ve standart dışı tıbbi ürünlerin tedavi başarısızlığına, zehirlenmeye, hastalığın ağırlaşmasına ve ilaç direncinin artmasına yol açabileceğini bildiriyor. Sahte antibiyotik kullanımı, antimikrobiyal direnç riskini artırabilir. Yetersiz dozda antibiyotik alınması, bakterilerin ilaca karşı direnç geliştirmesine zemin hazırlayabilir. Bu da yalnızca ilacı kullanan kişiyi değil, toplum sağlığını da etkileyen büyük bir risk yaratır.
Sahte diyabet ilacı, kan şekerinin kontrolsüz yükselmesine veya düşmesine neden olabilir. Sahte kalp ilacı, tansiyon ilacı veya kan sulandırıcı ise kalp krizi, inme, ritim bozukluğu ya da kanama gibi hayati sonuçlara yol açabilir. Sahte zayıflama ürünleri, bilinmeyen uyarıcı maddeler nedeniyle çarpıntı, tansiyon krizi, karaciğer hasarı ve böbrek yetmezliği riskini artırabilir.
İnternetten ilaç almak, özellikle Türkiye’de yasal ve tıbbi açıdan ciddi riskler taşır. Türkiye’de ilaçların internet veya başka bir elektronik ortamda satışı eczacılık mevzuatı kapsamında yasak olarak belirtilmektedir; eczacı odalarının mevzuat duyurularında da 6197 sayılı Kanun’un 24. maddesine atıfla ilaçların internetten satılamayacağı vurgulanmaktadır. İnternet üzerinden satılan bir ürünün gerçekten ilaç olup olmadığı, ruhsatlı olup olmadığı, doğru koşullarda saklanıp saklanmadığı, orijinal ambalajında bulunup bulunmadığı, son kullanma tarihinin değiştirilip değiştirilmediği ve içeriğinde ne olduğu çoğu zaman tüketici tarafından doğrulanamaz. Daha da önemlisi, sahte ilaç siteleri çoğu zaman yalnızca ürün satmaz; aynı zamanda tüketicinin kişisel verilerini, adres bilgilerini, telefon numarasını ve ödeme bilgilerini de toplayabilir. Bu nedenle sahte ilaç satın almak sağlık riski kadar dolandırıcılık ve kişisel veri güvenliği riski de taşır.
Sosyal medya, sahte ilaç ve kaçak sağlık ürünü satışlarında kritik bir kanal haline geldi. Kısa videolar, sahte hasta yorumları, “öncesi-sonrası” fotoğrafları, uzman gibi görünen hesaplar, taklit doktor profilleri, kapalı gruplar ve mesajlaşma uygulamalarına yönlendiren reklamlar, tüketicinin karar sürecini manipüle ediyor. Özellikle zayıflama, cilt beyazlatma, saç çıkarma, cinsel performans, kas geliştirme, diyabet, eklem ağrısı, kanser, bağışıklık ve yaşlanma karşıtı ürünler bu mecralarda yoğun şekilde pazarlanıyor. “Stoklar tükenmeden al”, “eczanelerde yok”, “doktorlar açıklamak istemiyor”, “reçetesiz gönderim”, “kapıda ödeme”, “gizli paket” gibi ifadeler, sahte ilaç satıcılarının sık kullandığı güven ve acele baskısı taktikleri arasında yer alıyor.
Bu tür içeriklerde bilimsel kanıt yerine duygusal ikna, sahte yorum, yapay kullanıcı etkileşimi ve manipülatif görseller öne çıkar. Tüketici, gerçek sağlık bilgisiyle reklamı ayırt etmekte zorlanabilir.
Türkiye’de de internetten satılan sahte ilaç, kaçak ilaç ve denetimsiz sağlık ürünleri konusunda eczacılar ve sağlık otoriteleri uzun süredir uyarılarda bulunuyor. 2026’da kamuoyuna yansıyan açıklamalarda, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun 2025 yılı verilerine atıfla, yasa dışı sağlık ürünü satışlarıyla mücadele kapsamında 3 bin 407 internet sitesinin kapatıldığı, 1.418 siteye erişim engeli getirildiği, 1.593 site hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve 185 milyon TL idari para cezası uygulandığı aktarıldı.
Bu veriler, kaçak sağlık ürünü ticaretinin yalnızca bireysel satıcılarla sınırlı olmadığını, çok sayıda internet sitesi ve dijital kanal üzerinden yürütülen yaygın bir sorun olduğunu gösteriyor. Uzmanların ortak uyarısı ise net: İlaçlar yalnızca eczanelerden alınmalı, hekim önerisi dışında ilaç kullanılmamalı ve internetten satılan sağlık ürünlerine itibar edilmemeli.
Sahte ilacı tüketicinin kesin olarak anlaması çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü bazı sahte ürünler orijinal ambalaja çok benzer şekilde hazırlanabilir. Ancak bazı uyarı işaretleri şunlardır: Ürünün internetten, sosyal medyadan, mesajlaşma uygulamasından veya kayıt dışı satıcıdan temin edilmesi en büyük risk işaretidir. Ambalajda yazım hataları, bozuk baskı, silik barkod, farklı renk tonu, eksik prospektüs, yıpranmış kutu, kazınmış son kullanma tarihi, olağan dışı koku, kırılmış tablet, farklı tablet rengi veya şekli de şüphe uyandırmalıdır.
Bunun yanında “reçetesiz gönderim”, “doktor kontrolü gerekmez”, “yüzde 100 garantili sonuç”, “yan etkisiz”, “Sağlık Bakanlığı onaylı” gibi kanıtlanmamış iddialar da dikkatle değerlendirilmelidir. Türkiye’de ruhsatlı ilaçlar, resmi takip ve denetim sistemleri içinde eczaneler aracılığıyla hastaya ulaştırılır. Bu zincirin dışında kalan her kanal risklidir.
Sahte ilaç sadece bireysel bir sorun değil, toplum sağlığı sorunudur
Sahte ilaç kullanan bir kişi, yalnızca kendi sağlığını riske atmaz. Tedavi başarısızlığı, hastalığın ilerlemesi, bulaşıcı hastalıkların kontrolünün zorlaşması, antibiyotik direncinin artması, sağlık sistemine başvuruların çoğalması ve gerçek tedaviye geç kalınması gibi sonuçlar toplumun tamamını etkileyebilir. DSÖ, sahte ve standart dışı tıbbi ürünlerin sağlık sistemlerine duyulan güveni zedelediğini, hastaların etkisiz veya zararlı ürünler nedeniyle daha ağır sonuçlarla karşılaşabileceğini ve ekonomik yükün büyüyebileceğini belirtiyor.
Bu nedenle sahte ilaçla mücadele yalnızca güvenlik güçlerinin, sağlık bakanlıklarının veya eczacıların sorumluluğu değildir. Vatandaşın bilinçli davranması, şüpheli ürünleri bildirmesi, sosyal medyadaki sağlık vaatlerine karşı dikkatli olması ve ilacı yalnızca güvenilir sağlık kanallarından temin etmesi büyük önem taşır.
Son yıllarda dünya genelinde zayıflama ve diyabet tedavilerinde kullanılan bazı ilaçlara yönelik talebin artması, sahte ürün pazarını da büyüttü. DSÖ, 2024 yılında semaglutid içeren bazı sahte ürün partilerine ilişkin uyarılar yayımladı; bu ürünlerin Brezilya, Birleşik Krallık ve ABD’de tespit edildiği bildirildi.
Bu durum, sahte ilaç pazarının gündemi hızlı takip ettiğini gösteriyor. Hangi ilaç popülerse, hangi tedavi sosyal medyada konuşuluyorsa, hangi ürün piyasada bulunmakta zorlanıyorsa, sahte satıcılar o alana yöneliyor. Zayıflama iğneleri, diyabet ilaçları, estetik enjeksiyonlar ve hormon içerikli ürünler bu nedenle yüksek risk grubunda yer alıyor.
Hekim kontrolü dışında kullanılan zayıflama ilaçları ciddi yan etkilere neden olabilir. Sahte veya kaçak ürünlerde ise risk çok daha büyüktür; çünkü ürünün içeriği, dozu, sterilitesi, saklama koşulu ve güvenilirliği bilinmez.
Sahte antibiyotikler, halk sağlığı açısından en kritik risklerden biridir. Etken madde içermeyen veya yetersiz dozda etken madde içeren antibiyotikler, enfeksiyonu tedavi etmek yerine hastalığın ilerlemesine ve direnç gelişimine neden olabilir. Antibiyotik direnci, modern tıbbın en büyük tehditlerinden biri olarak görülüyor. Sahte antibiyotikler bu tehdidi büyütür; çünkü hasta gerçek tedavi aldığını zannederken enfeksiyon kontrol altına alınamaz. Bu durum hastane yatışlarını, komplikasyonları ve tedavi maliyetlerini artırabilir.
Sahte ilaç satıcıları, çaresizlik duygusunu istismar eder. Kanser, kronik ağrı, nörolojik hastalıklar, infertilite, obezite ve cinsel sağlık gibi alanlarda hastalar ve hasta yakınları, hızlı çözüm vaatlerine daha açık hale gelebilir. Bu nedenle “kanseri yenen karışım”, “kemoterapisiz tedavi”, “gizli formül”, “yurt dışından özel getirilen ilaç” gibi iddialar son derece tehlikelidir. INTERPOL, 2026 operasyonunda bazı antiparaziter ürünlerin bilimsel dayanağı olmayan alternatif kanser tedavisi iddialarıyla çevrim içi ortamda pazarlandığını, ivermektin ve fenbendazol gibi maddelerin “kanser tedavi kiti” adı altında satılabildiğini bildirdi.
Bu tür ürünler, hastanın kanıta dayalı tedavisini geciktirebilir. Kanser gibi zamanın kritik olduğu hastalıklarda tedavi gecikmesi, hastalığın ilerlemesine ve tedavi şansının azalmasına yol açabilir.
Sahte ilaç ticareti çoğu zaman çok katmanlı bir ağ üzerinden yürür. Üretim başka bir ülkede, ambalajlama başka bir noktada, reklam sosyal medya üzerinden, ödeme farklı aracılarla, teslimat ise kargo veya elden dağıtım yoluyla yapılabilir. Suç örgütleri bu yapıda düşük maliyetle yüksek kâr elde eder. Gerçek ilaç ambalajlarını taklit eder, sahte barkod basar, sahte sertifika hazırlar, sahte kullanıcı yorumları üretir ve tüketiciyi “orijinal ürün” algısıyla kandırır. OECD ve EUIPO, sahte farmasötik pazarın yüksek kâr marjı ve tüketicinin kolay aldatılabilmesi nedeniyle suçlular için cazip olduğunu vurguluyor.
Sahte ilaçtan korunmanın en temel yolu, ilacı yalnızca eczaneden ve hekim/eczacı danışmanlığıyla almaktır. Reçeteli ilaçlar hekim kontrolü dışında kullanılmamalı, reçetesiz ürünlerde bile eczacıya danışılmalıdır. İnternetten ilaç siparişi verilmemeli, sosyal medya üzerinden satılan sağlık ürünlerine güvenilmemeli, “kapıda ödeme” veya “gizli paket” gibi ifadelerle pazarlanan ürünlerden uzak durulmalıdır. Ambalajından, renginden, kokusundan veya etkisinden şüphe edilen ürünler kullanılmamalı; en yakın eczacıya, hekime veya ilgili sağlık otoritesine danışılmalıdır.
Eczacılar, sahte ilaçla mücadelede en ön safta yer alır. Çünkü eczane, ilacın hastaya güvenli şekilde ulaştığı son profesyonel sağlık noktasıdır. Eczacı; ilacın doğru kullanımını anlatır, olası etkileşimlere dikkat çeker, saklama koşullarını açıklar, reçete uyumunu kontrol eder ve şüpheli ürün konusunda hastayı yönlendirir.
İlaç yalnızca ticari bir ürün değildir; doğru hastaya, doğru dozda, doğru zamanda, doğru yolla ulaştırılması gereken bir sağlık hizmeti unsurudur. Bu nedenle “ucuz ilaç”, “hızlı teslimat” veya “reçetesiz kolay erişim” vaadi, güvenli ilaç kullanımının yerine geçemez.
Google ve yapay zekâ aramalarında öne çıkacak kısa özet
Sahte ilaç satışları, internet ve sosyal medya üzerinden hızla büyüyen küresel bir halk sağlığı sorunudur. Sahte ilaçlar; yanlış, eksik veya hiç etken madde içermeyebilir ve hastalarda tedavi başarısızlığı, zehirlenme, ilaç direnci, organ hasarı ve ölüm riskine neden olabilir. Uzmanlar, ilaçların yalnızca eczanelerden alınması, hekim veya eczacı danışmanlığı olmadan sağlık ürünü kullanılmaması ve internetten satılan “bitkisel”, “orijinal”, “reçetesiz” ya da “garantili” ürünlere itibar edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
- Sahte ilaç, kimliği, içeriği, kaynağı veya ambalajı kasıtlı olarak yanlış gösterilen tıbbi üründür.
- İnternetten satılan ilaçlar, denetim zinciri dışında kaldığında sahte, kaçak veya sağlığa zararlı olma riski taşır.
- Sahte ilaç kullanımı, tedavi başarısızlığına, zehirlenmeye, ilaç direncine ve hayati sağlık sorunlarına yol açabilir.
- Bir ürünün “bitkisel” veya “doğal” olarak pazarlanması, onun güvenli ve denetlenmiş olduğu anlamına gelmez.
- Sahte antibiyotikler, enfeksiyonların tedavisini geciktirerek antimikrobiyal direnç riskini artırabilir.
-Sahte zayıflama ilaçları, bilinmeyen etken maddeler nedeniyle kalp, karaciğer ve böbrek sağlığını tehdit edebilir.
- İlaç güvenliği, ürünün yalnızca doğru içerikte olmasını değil, doğru koşullarda saklanmasını ve yetkili kanallardan hastaya ulaştırılmasını da kapsar.
- Sosyal medya üzerinden satılan sağlık ürünleri, sahte yorumlar ve manipülatif reklamlarla tüketicinin güvenini kötüye kullanabilir.
- Sahte ilaç ticareti, bireysel sağlık riskinin yanı sıra organize suç, dolandırıcılık ve kamu sağlığı güvenliği sorunudur.
-Güvenli ilaç kullanımı için en doğru adres hekim kontrolü ve eczacı danışmanlığıdır.
Sahte ilaç nedir?
Sahte ilaç, kimliği, içeriği, üreticisi, kaynağı, ambalajı veya ruhsat bilgisi bilerek yanlış gösterilen üründür. Bu ürünler hiç etken madde içermeyebilir, yanlış etken madde içerebilir veya sağlığa zararlı maddeler barındırabilir.
İnternetten ilaç almak güvenli mi?
Hayır. Türkiye’de ilaçların internet veya elektronik ortamda satışı mevzuat kapsamında yasak olarak belirtilmektedir. İnternetten alınan ürünün içeriği, saklama koşulu, ruhsat durumu ve gerçekliği çoğu zaman doğrulanamaz.
Sahte ilaç nasıl anlaşılır?
Kesin tespit laboratuvar analizi ve resmi denetimle yapılabilir. Ancak bozuk ambalaj, yazım hatası, farklı renk veya koku, silik barkod, eksik prospektüs, olağan dışı fiyat, sosyal medya üzerinden satış ve “reçetesiz gönderim” gibi ifadeler önemli uyarı işaretleridir.
“Bitkisel ilaç” adıyla satılan ürünler güvenli midir?
Her zaman güvenli değildir. “Bitkisel”, “doğal” veya “takviye” ifadesi, ürünün zararsız olduğu anlamına gelmez. Bazı ürünlerde beyan edilmeyen ilaç etken maddeleri, yasaklı kimyasallar veya yanlış dozlar bulunabilir.
Sahte ilaç öldürür mü?
Evet, sahte ilaçlar ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabilir. Yanlış doz, toksik madde, tedavi gecikmesi veya hastalığın ilerlemesi hayati sonuçlar doğurabilir. DSÖ, sahte ve standart dışı tıbbi ürünlerin zehirlenme, tedavi başarısızlığı ve ilaç direnci gibi sonuçlara neden olabileceğini belirtmektedir.
En çok hangi ilaçlar taklit ediliyor?
Zayıflama ürünleri, cinsel performans ürünleri, antibiyotikler, ağrı kesiciler, diyabet ilaçları, sakinleştiriciler, steroidler, estetik enjeksiyonlar ve kanser tedavisi iddiası taşıyan ürünler sahte ilaç pazarında sık görülür.
Sosyal medyadan ilaç alınır mı?
Hayır. Sosyal medya üzerinden satılan ilaç ve sağlık ürünleri ciddi risk taşır. Sahte hesaplar, bot yorumlar, manipülatif reklamlar ve sahte uzman profilleri tüketiciyi yanıltabilir.
Sahte ilaç aldığımı düşünüyorsam ne yapmalıyım?
Ürünü kullanmayı bırakmalı, ambalajı saklamalı, en yakın eczacıya veya hekime danışmalı ve ilgili sağlık otoritelerine bildirimde bulunmalısınız. Şikâyetiniz varsa sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekir.
Ucuz ilaç sahte olabilir mi?
Olağan dışı ucuz fiyat, sahte ilaç için önemli bir uyarı işaretidir. Ancak sahte ürünler bazen piyasa fiyatına yakın fiyatlarla da satılabilir. Bu nedenle tek kriter fiyat değil, satış kanalının güvenilirliğidir.
Güvenli ilaç nereden alınır?
Güvenli ilaç, hekim önerisi ve eczacı danışmanlığıyla eczaneden alınır. Eczane dışındaki internet sitesi, sosyal medya hesabı, mesajlaşma uygulaması veya kayıt dışı satıcılar güvenli kaynak kabul edilmemelidir.
Paylaş