E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Para yönetimini öğrenen çocuk tüm duygularını yönetir

Harçlığını kontrol edebilen bir çocuk, stratejik düşünmeyi öğrenir. Hayatı, duygularını ve ilişkilerini kolaylıkla yönetebilir.

Para yönetimini öğrenen çocuk tüm duygularını yönetir

'YAKIŞIKLIM' DEMEYİN

Aşırı koruyucu ailelerde çocuklar hep evin küçük hükümdarı, evin küçük prensesi gibi görülüyorlar. Böyle durumlarda çocuk hep 'almaya' alışıyor. Bu durum belki ilkokula kadar iyi, şirinlik oluyor, anne de mutlu oluyor.

Okula başlamayla birlikte çocukta özerklik duygusu gelişmesi lazım. 'Ben' ve 'annem' demesi lazım.

Bu çocuklar, anneleri öldüğü zaman darmadağın oluyorlar. Çocuğa 'yakışıklım' diyorlar, çocuk değerlilik ölçüsü olarak yakışıklı olmayı görüyor. Çocuğun bir yerinde bir sivilce çıksa bunalıma giriyor.

Fiziksel görünümün yüceltildiği bir ortamda büyüyen çocuğun, yaşıtlarından farklı bir şey olsa hemen özgüveni zedeleniyor. Halbuki fiziksel görünüm değerlilik ölçüsü değildir. Değerlilik ölçüsü, iyi insan olmaktır.

Para yönetimini çocuğun 10 yaşında öğrenmesi gerekiyor. Paranın kontrolünü bilmesi gerekiyor. Çocuk kaynak yönetimini 10 yaşında öğrenmezse (sadece parasal kaynak değil, psikolojik kaynaklar içinde geçerli) ilerde kaynak yönetimi yapamaz.

Bir şeyi çok istiyorsa ona; "Buna ihtiyacımız var mı? Benzeri evde var, o halde almak doğru değil" diyerek parasını tutumlu kullanmayı öğretebilmeliyiz.

Çocuk ilkokula başladıktan sonra ona haftalık harçlık vermek gerek. 'Haftada sana bu kadar para.

Bu parayı ister biriktir ister harca' deyip parasını harcarsa yeniden vermeyeceksiniz.

Diğer haftalığını bekleyecek.

Böyle olunca parayı kontrollü harcamayı öğrenecek.

Stratejik düşünce becerisi böyle gelişiyor. Bir genç, para yönetimini öğrendiği zaman hayat kaynak yönetimini öğreniyor. Para yönetimini öğrenen çocuk, daha sonra duygularını da yönetmeyi öğreniyor. Yani insan ilişkilerini de daha rahat yönetiyor.

ÇOCUK HAYATIN GERÇEKLERİNİ ÖĞRENMELİ

TEK çocuklarda paylaşma duygusu gelişmiyor. Paylaşmayı öğrenmeyen çocuklar da benmerkezci oluyor. Hep almak isteyen, paylaşmayı bilmeyen çocuklar oluyorlar. Anne-babalık; çocuğu mutlu etmek değil, çocuğa hayatı hazırlamaktır. Çocuğu hayata hazırlamak istiyorsak, ona muhakkak hayatın gerçeklerini öğretmemiz gerekiyor. Onu mutlu etmek üzerine düştüğümüz zaman çocuk çıkarcı ve tembel oluyor. Hep almak istiyor. Zorlamadan elde etmek istiyor. Kolaycı oluyor. Yufka yürekli yetiştirilen çocuklar çocuk psikiyatristine en çok gelen çocuklardır. Bir aile çocuğunu her istediğini alarak büyütüyorsa, onun yolu muhakkak bir psikologdan geçiyor.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: