E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Mars tehlikelerle dolu

Mars yolu astronot sağlığına yönelik tehlikelerle dolu.

Mars tehlikelerle dolu

Mars yolu astronot sağlığına yönelik tehlikelerle dolu.

Uzaydayken astronotların vücut sıvı ları yükselerek göğse ve kafaya doğru çıkar. Bacaklar atropiye uğrar, yüz şişer, kafatası içinde basınç artar. Emekli Amerikalı astronot Mark E. Kelly'nin sözleriyle, "Kan başınıza hücum etmiş gibi oluyor. Birkaç dakika boyunca baş aşağı asılmış gibi hissediyorsunuz". marsyoluUzayda yolculuk yapmaktan kaynaklanan bazı sorunlar, örneğin kemiklerin gevrekleşmesi, astronotların yeme içme sorunları aşılmış sorunlar olabilir. Fakat sorunlar sadece bundan ibaret değil ve uzay ajansı NASA bu sorunların çözümü üstünde çalışıyor. Bunun dışında, i lk uzay yolculuğunun üstünden 50 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, doktorların dikkatinden kaçabilen problemler de var. Örneğin daha beş yıl önce, bazı astronotların gözyuvarlarının biraz yassılaştığı fark edilmişti. En büyük sıkıntıysa hâlâ radyasyon. Dünya'nın koruyucu kılıfı olan manyetik alan ve atmosfer olmaksızın, astronotlar yüksek oranda radyasyona maruz kalıyor ve kanserden ölme riskleri artıyor. NASA'daki bilim insanlarının muhtemelen 2030'lara bu sorunlara bir çözüm bulması gerekiyor ki, astronotlar Mars'a gidebilsin. Çünkü yaklaşık iki buçuk yıl sürecek olan bu misyon, şu anki normal uzay istasyonu görevlerinden neredeyse altı kat daha uzun. Bu güne kadar bir insanın Dünya dışında bulunduğu en uzun süre 438 gün. Bu rekoru 1994-1995'te Rus uzay istasyonu Mir'de bulunan Dr. Valeri Polyakov kırmıştı. 2009'da, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda altı ay geçiren NASA astronotu ve tıp doktoru Michael R. Barrat, yakın görüşünde sorun yaşadığını fark etmişti. Aynı şeyi, altı kişilik mürettebattan olan Kanadalı astronot ve tıp doktoru Robert B. Thirsk de yaşıyordu. Öyle olunca iki astronot birbirlerinin gözünü muayene etti ve hipermetropluk teşhisi koydular. Aynı zamanda, göz sinirlerinde şişme belirtileri ve retinalarında lekeler tespit ettiler. Bunun üstüne NASA, istasyona giden bir yük aracıyla yüksek çözünürlüklü bir fotoğraf makinesi gönderdi. Çekilen görüntüler astronotların şüphelerini doğruladı. Ultrasonda gözlerinin bir miktar yassılaştığı görüldü. Daha önce de birçok uzay mekiği astronotu, gözlerinin bozulduğundan şikayet etmiş, ancak bu konu hiç incelenmemişti. Dr. Barratt, "Uzay uçuşunda böyle bir mesleki tehlike olduğu artık kabul ediliyor" diyor. "Peki uzun vadeli etkileri neler?" 2015 baharında başlamak üzere uzay istasyonunda bir yıl geçirecek olan Scott J. Kelly'nin sağlık durumu izlenirken dikkat edilecek konulardan biri de bu. Fakat Dr. Polyakov ve diğer üç Rus astronot uzayda uzun süre vakit geçirip döndüklerinde pek de yıpranmış görünmüyorlardı . Dolayısıyla birkaç aydan sonra vücudun alışıyor olması ve hem görüşteki, hem de kemiklerdeki değişimlerin düzelmesi mümkün. On yıl önce NASA bilim insanları, Dünya'ya dönen astronotların kemiklerinin zayıfladığını, kemik yoğunluklarının ayda yüzde 1-2 azaldığını saptamıştı. Uzayda vücudun kendi ağırlığını desteklemesine gerek kalmıyor ve bundan dolayı da kemik dokusu Dünya'da olduğundan çok daha büyük bir hızla çözülüyor. Bunun üstüne NASA osteoporoz ilaçlarıyla ve sıkı egzersizlerle mesela, astronotların bir koşu bandına bağlı olarak koşması gibi tedbirlere yöneldi. Ve NASA'nın bildirdiğine göre astronotlar hemen hemen aynı kemik yoğunluğuyla döndü. Gözlerin bozulmasına gelince; bilim insanları bunun sıvıların yer değiştirmesinden kaynaklandığını, kafatası içindeki beyin-omurilik sıvısının gözyuvarının gerisine basınç yaptığını düşünüyor; ama bu henüz kanıtlanmış değil. Bulgulara göre, gözü bozulan astronotlarda aminoasit homosistein düzeyi (kalp ve damar hastalıklarında sık rastlanan bir gösterge) daha yüksekti. Dolayısıyla yerçekimsiz ortamda bazı biyokimyasal süreçler harekete geçiyor olabilir. Radyasyonla ilgili olarak ise NASA, astronotların kanser riskini yüzde 3'ün üstünde artırmayacak sınırlar dahilinde çalışıyor. Fakat bunun dışında başka komplikasyonlar da olabilir. Long Island'daki Brookhaven Ulusal Laboratuvarı'ndan bilim insanları, fareleri uzaydan gelen yüksek enerjili kozmik ışınlara benzer bir radyasyona tabi tutuyor. Bu farelerin labirentte yönlerini bulmaları daha uzun sürüyor; yani radyasyon beyinlerine zarar veriyor olabilir. Bilim insanlarına göre başka organların da zarar görmesi mümkün. NASA'nın insan araştırma programı başkanı William H. Paloski, "Akut etkiler olabilir. Ama bilmiyoruz. Bakıyoruz" diyor. NASA insan araştırma programından John B. Charles ise, ajansın şu an da astronotlarını Mars'a gönderip sağ sal im getirebileceğini; fakat maliyetlerin büyüklüğü bakımından, astronotların üretken ve sağlıklı gelmelerinin büyük önem taşıdığını aktarıyor. "Hedefim" diyor, "Mars'a giden astronotu topallatmayacak bir program geliştirmek". THE NEW YORK TIMES