MARJİNALLEŞME

Paylaş:

Yenişafak

Sosyal anlamda marjinalleşmeye daha çok kültürlerde rastlanır. Prof. Dr. Nevzat Tarhan yazıyor:


Bir kültürün fanatik taraftarları varsa, yeni gelen kültürün argümanlarına karşı kendi tezlerini geliştiremezler. Geliştiremedikleri için yeni gelen kültür kök salmaya başlar ve eski kültür marjinalleşir. Aborjinler ve dünyadaki bazı dini gruplar teknolojiye karşı çıktıkları için marjinalleşmişlerdir. Teknoloji önüne geçilemez bir sel gibi gelmektedir. Bir kültürün "teknoloji yanlıştır" şeklinde bir kararı mevcutsa, zaman içerisinde bu kültür teknoloji karşısında taraftar toplayamaz ve gelenekselleşme özelliğini kaybederek marjinalleşir. Bu nedenle kültürler kendi içerisinde, kendi fikirlerini tartışabilirse, canlı kalırlar. Kültürlerin 1000 sene öncesi ve sonrası aynı değildir. Kıyafetleri, ev döşemesi, dini ifade şekline kadar birçok konuda değişim olur. 
Toplumun büyütülmüş bir insan, insanın da büyütülmüş bir toplum olarak değerlendirilmesi gerekir. Mikro bazda insan, makro bazda toplum, mezo bazda da aile, sosyal çevre, mahalle vardır. Bütün genel çevre içerisinde ele alındığında, mikro ile mezo aynı çatı altındadır. Eski sosyoloji, insanı yok sayarak mikroyu aile, mezoyu mahalle, makroyu genel toplum, insanlık olarak kabul ediyordu. Sosyoloji ve psikolojinin yaklaşması sonucunda insanın mikro bir toplum olduğu, toplumun da makro bir insan olduğu anlaşıldı. Çünkü insanın psikolojik dinamikleri ile toplumun sosyal dinamikleri birbirine çok benzer ve çok yakın bir sebep-sonuç ilişkileri vardır. Bireysel öfke ile toplumsal öfke arasında da ilişkiler olduğu görülmektedir.

Bir kültürün, güçlü başka bir kültürün etkisi altında kalmasına inkültürasyon denir. Günümüzde batının teknolojisi ve medyasıyla güçlü bir şekilde gelen Hollywood kültürü var. Bu kültür doğu toplumlarını etkilemektedir. Çocuğun babasını taklit etmesi gibi, insanda güçlü olana saygı duyma, hayran olma, taklit etme özelliği vardır. Çocuk büyürken, kendi kimliğini oluştururken bazı özelliklerini annesinden, bazı özelliklerini babasından, bazı özelliklerini de toplumdan alır. "Ben kimim? Nereye aittim? Nereye yönelmeliyim?" sorularını sorar. Toplum da başka toplumlardan özellikler alarak kendi kimliğini sorgulayarak sentezini oluşturur. Bu sentezi oluşturmayı başaramayan kültürler marjinalleşir, başaranlar gelenekselleşir. Kültürün gelenekselleşmesi için muhakkak yatay ve dikey alışverişe açık olması gerekir. Yeni gelen kültür de devamlılık istiyorsa kültürel alışverişe açık olmalıdır.

Bir kültürün marjinalleşmesi toplumsal hayatta ev kiralama, iş başvurusu gibi sosyal ilişkilerde kendini gösterir. İngilizlerin yerleştiği ABD'nin kuzey bölgelerinde, Boston, Connecticut, New York gibi eyaletlerinde zenciler hâlâ marjinalleştirilmektedir. Hırsız, psikopat, potansiyel suçlu muamelesi görmektedirler. ABD'nin güney bölgesinde daha çok zenci vardır. Oradaki pamuk işçiliğinden dolayı zencilerle beyazlar diyaloğa girmişlerdir. Yakın temas olmuş, birbirlerini tanımışlar ve evlenmişler, onların da kendileri gibi insanlar olduğunu anlamışlardır.

Bir kimse veya grup marjinalleştirildiği zaman toplumla bağlantısı koparılır ve ayrı tanımlanır, bir bakıma ötekileştirme ortaya çıkar. Bu kişiler diyalogu kapatır, içine kapanır, kendi alt kültürü içinde yaşar. Marjinalleştirilme duygusu da genellikle küçük grubun kendini savunma davranışıdır. Mesela Avrupa'daki Türkler marjinalleşerek değerlerini korumayı tercih etmişler. Anadolu'dan getirdikleri kıyafetleri giyerek, oradan getirdikleri yiyecekleri yiyerek, aynı zevkleri devam ettirmeye çalışmışlardır. Almanya'nın parklarında küçük tüplerle piknik yaparak kendi yöntemlerine bağlı kalmaya ve kültürlerini korumaya yönelmişlerdir. Bu davranışın altında özgüven eksikliği bulunmaktadır. Batı kültürüne karşı kendini korumak için başka yöntem geliştirememişlerdir. Başka soyut değerleri olsaydı, toplumdan kopmadan kendi değerlerini ve kimliklerini koruyabilir ve marjinalleşmeden korunmuş olurlardı. Kendi dini değerlerini korur ama abartılı olarak marjinal bir savunmaya girmezlerdi. Bunun gerçekleşmesi için kendini doğru tanıması ve kendi değerlerine özgüveninin olması gerekir. Kişi yaşadığı ortamda toplumla diyalog kurarak kendi dini değerlerini yaşarsa, marjinalleşmekten korunur.