Kronik hastalıklarda aşırı kilolular daha avantajlı

Üst üste yapılan araştırmalar şaşırtıcı şekilde gösteriyor ki, bazı kronik hastalıkları olan obez ve orta derece şişmanlar, aynı rahatsızlıklardan mustarip normal kilolulara göre genelde daya dayanıklı oluyor ve daha uzun yaşıyor.

Kronik hastalıklarda aşırı kilolular daha avantajlı
Paylaş:

Üst üste yapılan araştırmalar şaşırtıcı şekilde gösteriyor ki, bazı kronik hastalıkları olan obez ve orta derece şişmanlar, aynı rahatsızlıklardan mustarip normal kilolulara göre genelde daya dayanıklı oluyor ve daha uzun yaşıyor.

Bilim buna obezite paradoksu diyor. Bazı uzmanlar, verilerden yola çıkarak vücut yağı ile hastalıklar arasındaki ilişkiye dair uzun süredir kabul gören varsayımları sorguluyor. New Orleans'taki John Ochsner Kalp ve Damar Enstitüsü'nün kalp hastalıklarının tedavisi ve önlenmesi kliniğini yöneten Doktor Carl Lavie, 2002'de kalp hastalarındaki obezite paradoksunu belgeleyen ilk araştırmacılardan biri oldu. Lavie, "İnsanlar verilerde bir yanlışlık olduğunu düşünmüştü. Kalp hastalığı için şişmanlık kötüyse, bu nasıl doğru olabilir?' diye sormuşlardı" diyor. Ancak Lavie'nin çıkarımlarını destekleyen çok miktarda veri vardı. Bir araştırma, normal kilolu ya da zayıf diyaliz hastalarına kıyasla aşırı kilolu diyaliz hastalarının ölüm oranının daha düşük olduğunu ortaya çıkardı. Bir başka araştırmaya göre, fazla kilolu koroner arter hastaları, zayıflara göre tedaviye daha iyi yanıt veriyordu. 11 bin Kanadalı üzerinde 10 yıldan uzun süre yürütülen bir araştırma, herhangi bir sebepten ölüm riski en düşük grubun, fazla kilolular olduğu sonucuna vardı. Bugüne dek bilim insanları, bu tür bulguları kalp, böbrek, yüksek tansiyon ve şeker hastaları için de buldu. Uzmanlar bu sonuçları açıklama çabasında. Bir görüş, bir kez kronik hastalık yerleşince, bedenin daha yüksek enerji ve kalori rezervine ihtiyaç duyduğu yönünde. California Üniversitesi'nden kardiyolog Gregg Fonarow, "Bu rezervlerin olmaması durumunda hasta zayıf düşebilir" diyor. Bazı araştırmacılar genetiğin rolünden şüpheleniyor. Belki de diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve diğer kronik rahatsızlıklara yakalanan zayıf insanlarda, onları bu hastalıklara daha yatkın kılan ve hastalandıklarında daha yüksek riske sokan bir gen değişkeni var. Lavie, "Zayıf insanlarda kalp rahatsızlığı, şişman insanlardaki kalp rahatsızlığından farklı bir süreç izliyor olabilir" diyor. Belki de doktorlar, zayıf hastalara şişman hastalar kadar yoğun tedavi uygulamıyor ya da yağ ölçümleriyle ilgili bir sorun var. Pek çok araştırmacı, şişmanlığı hesaplamak için boy ve ağırlık arasında orantı kuran vücut kitle endeksini ölçüyor. Ancak bu oran, yağsız kas kitlesi ve metabolizma anormallikleri gibi diğer etkenleri hesaba katmıyor. Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden endokrinolog Doktor Neil Ruderman 1981'de, "metabolik obez olan normal ağırlık" durumunu saptayan ilk araştırmacıydı. Bu tür insanların, kiloları normal yelpazede bulunsa da, yüksek düzeyde ensülin direnci ve trigliserit gibi metabolik anormallikleri var. Yağı vücutlarının orta bölgesinde biriktirme eğilimindeler, bu da kalp, karaciğer ve diğer organları kalça ve uyluklara biriken yağlardan daha çok etkiliyor. Dallas'taki Cooper Enstitüsü'nde Steven Blair'in yürüttüğü gibi, vücut ağırlığı ile bedensel zindelik arasında ayrım güden araştırmalar, şişman ve formda olmanın, zayıf ve formsuz olmaktan daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Sydney Üniversitesi'nin yeni bir araştırmasına göre, düzenli aerobik egzersizi, kilo kaybı sağlamasa da en büyük metabolik zarara yol açabilen karaciğerdeki yağ oranını azaltıyor. 2005'te epidemiyolog Katherine Flegal, Ulusal Sağlık ve Beslenme Tetkiki Anketi'nin verilerini analiz edip, en büyük ölüm risklerinin yelpazenin en uçlarında, yani aşırı zayıf ya da aşırı şişman olmakla bağlantılı olduğunu bulguladı. Ölüm riskinin en düşük seyrettiği kategori ise fazla kilolulardı (vücut kitle indeksi 25-30 olanlar). Orta derece obezlik (30-35) de normal kilo kategorisinde olmaktan daha fazla risk taşımıyordu. Lavie, "Formu korumak iyi bir şey, kiloyu düşük tutmak iyi bir şey. Ama ikisinden birinin dizginleri elden kaçarsa, yağsız olmaktan ziyade zinde ve formda kalmak daha önemli. Zinde ve formda olmak sağlığı daha çok koruyor gibi görünüyor" diyor. THE NEW YORK TIMES