Kaybetmekten hoşlanmayan adam

Liderlik, anlaşılması zor bir özelliktir. İşte kaybetmekten hoşlanmayan adam.

Kaybetmekten hoşlanmayan adam

Liderlik, anlaşılması zor bir özelliktir. İşte kaybetmekten hoşlanmayan adam.

kaybetmektenhosşanmayanlarİlham, otorite, irade, karizma, örgütleme, kavrayış, yaratıcılık ve çok daha büyük işler başarmaları ve içlerindeki daha derin şeyleri keşfetmeleri için bir grup insana örnek olmanın birleşimi olan liderlik kolay tanımlanamaz. Liderliği belki de en net gördüğümüz an, artık fark edilmez olduğu ve eskiden korku veren bir şeyin sıradan bir şeye dönüştüğü andır. Steve Jobs Apple'ı yönetirken bu özellikleri sergilemişti. Apple hiç de sıradan bir şirket olmasa da, son çığır açıcı ürününü çıkaralı yıllar oldu. Manchester United (Manu) futbol kulübü, tüm dünyada tanınan birkaç büyük kulüpten (Barcelona, Real Madrid ve Bayern Münih gibi) biri. Lagos veya Nairobi'nin ücra varoşlarındaki çocuklar bile Manu'yu tutkuyla izliyor. Sir Alex Ferguson'ın çeyrek asrı aşkın teknik direktörlük döneminde durdurulamaz bir takım olan Manu, rakiplerine korku saldı. Herkes Kırmızı Şeytanlar'ın Old Trafford'daki maçlarının son 20 dakikasında azap çekeceğini bilirdi. Ferguson'ın 26 sezonluk antrenörlük döneminde Manu; 13 İngiltere Ligi şampiyonluğu, iki Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ve daha az öneme sahip başka kupalar kazandı. Derken, 39 yıllık antrenörlük kariyerinde 49 kupa kazanan Sir Alex Ferguson geçen sezonun sonunda emekliye ayrıldı. Manu'nun başına bir başka İskoç geçti: David Moyes. Saygın bir kişi olan Moyes'in iyi bir sicili olsa da, kazanma rekoru yoktu. Oyuncular aynıydı. Manu, modern futbolda zafer kazanmak için gereken kaynaklara hâlâ sahipti. Saha aynıydı, taraftarın desteği sonsuzdu. Ama durum değişti. Takımın eski havası ve müthiş uyumu kayboldu. Korku salma özelliği kalmadı. Biraz pembeleşen kırmızı formalar bile eskisi gibi değildi. Manu bir anda, mağlup edilebilir sıradan bir takıma dönüştü. Manu yıllar sonra ilk kez Premier Lig'de ilk dört takım arasına giremeyerek Şampiyonlar Ligi'ne gidemeyecek. Bu da yetmezmiş gibi, Ferguson'ın "tahtından indirmek için" uğraştığı başının belası Liverpool bu yıl şampiyon olabilir. Peki, takıma ne oldu? Harvard İşletme Okulu bunu bulmaya kararlı görünüyor. Kurum bu ay yaptığı açıklamada, Ferguson'ın yöneticilere yönelik bir eğitim programında ders vereceğini söyledi. Bu bir açıdan riskli bir karar. Sir Ferguson siyaseten doğruluktan hiç hoşlanmıyor. Ferguson birilerini kızdıracak, ama o tarifi zor özelliğe sahip olduğu için öğrencilerine ilham da verecek. Ferguson daha önce konuk öğretim üyesi olarak Harvard'da ders vermişti. Söylediklerinden biri üzerinde düşünmeye değer: "Oyuncularıma çok çalışmanın da bir yetenek olduğunu söylüyorum. Herkesten daha çok çalışmaları gerek. Manu'da istediğimiz disiplini gösteremeyince gönderi l irler. Ben sadece, Manu için gerçekten oynamak isteyen ve kaybetmekten hoşl anmayan oyuncularla ilgilenirim." Ferguson kaybedince çok öfkelenirdi. Çoğu kez kontrol altında tutuğu öfkesi patlamaya hazırdı. Ama bu öfkeyi başka alana yönlendirebildi, kötü yönlerini avantaja çevirdi, disiplini sağladı ve adeta şeytani bir azim aşıladı. Mizah sertliği telafi eder. Yetenekli oyuncularındaki dehayı ve bunun gerektirdiği serbestliği fark eden Ferguson, yeri gelince sınır koymasını da bildi. Form düşüklüğünü ve bir oyuncunun gönderilme zamanının geldiğini sezme yeteneği olağanüstüydü. Her mevkide -kendi mevkii hariç devamlılığı sağlama konusunda onun kadar başarılı biri çıkmadı. Oyuncularından bahsederken bir iç gözlem fırsatı da sundu: "Oyuncularımdan biri birkaç kez oyundan atıldı. İdmanda bile fırsat bulunca bir şeyler yapıyor. Bu yönünü değiştirebilir miyim? Hayır. Değiştirmek ister miyim? Hayır. Saldırganlığını çıkarırsanız ondan geriye bir şey kalmaz. Bu yüzden, yapabildiği müthiş şeylerin dengelediği belli bir kusuru olduğunu kabul etmek zorundayım." Sahicilik mükemmel liderliğin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanlar bu sahiciliği, noksansızlığı, kişinin içindeki sabit bir gerçeğe olan bağlılığını algılayınca hataları affeder ve yanıt verir. Liderliğin gizemlerinden biri de, Sir Ferguson'un veya Steve Jobs'un -bazen tuhaf ve can sıkıcı olabilen- sahiciliğinin öğretilememesi. Onu gördüğünüzde tanır, kaybolduğunda hissedersiniz. THE NEW YORK TIMES