Hiperaktife Neşter

Paylaş:

Hiperaktif kavramı son yıllarda ülkemizde de oldukça sık konuşulmaya başlandı. Yerinde duramayan, konuya odaklanamayan, sürekli farklı işlerle uğraşan bu çocukların; okullarında öğretmenlerle de başları dertte. Aile içerisinde anne ya da babanın özverili yaklaşımlarına karşılık sınıf içerisinde aşırı refleksleri ile dikkat çeken hiperaktif çocuklar, sadece bilinçli ebeveynler tarafından doktora götürülüyor.

Çevre ile uyum yok

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, hem çocuğun hayat kalitesini bozan, hem de çevresini zorlayan bir durum olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu çocuklar herhangi bir aktivite üzerinde, özellikle de sabır isteyen aktivitelerde dikkatlerini uzun süre yoğunlaştırmakta zorlanırlar. Kendilerini kontrol etmekte zorlanırlar, sabırsızlık, sınırsızlık belirgindir, fevri davranışları çoktur, bu da çevreleri ile ilişkilerini en çok bozan belirtilerin temelini oluşturur” dedi.

‘Problem çocuk’ olmadan

‘Problem çocuk’ olarak etiketlenen miniklerin öğretmenlerle ebeveynleri bile karşı karşıya getirdiğine dikkat çeken Tarhan, tedavi için şunları sıraladı: “İdeal bir tedavi için anne babanın ve okulun da işbirliği ile; çocuk psikiyatr, psikolog, nörolog, sosyal hizmet uzmanını da içeren bir ekip tarafından tedavi edilmeli. Bu amaçla da ilaç tedavileri, davranışçı tedavi teknikleri, anne baba eğitimi, okulun çocuk lehine yönlendirilmesi gibi yararları ispatlanmış birçok tedavi yöntemi kliniklerde uygulanır. “

İlaç bağımlılık yapar mı?

İlacın bağımlılık yaptığına ilişkin iddialarla ilgili olarak Tarhan “İlaç tedavisi; belirtileri en aza indirerek çocuğun hayatını kolaylaştırmak ve tedavi verimini artırmak amacıyla yapılır. Ülkemizde en fazla kullanılan ilaç ‘metilfenidat’tır. Çocuk bu ilaçtan yararlandığı ve tolere ettiği sürece güvenle kullanılmaktadır” yorumunda bulundu.

Belirtiler okul sıralarında

Hiperaktifliğin belirtileri ile okulda karşılaştıklarını söyleyen Prof. Dr. Tarhan, bunun sebeplerini şöyle açıklıyor: “Okul ortamı gündelik aktiviteleri ve yasaları ile yapılandırılmış bir ortamdır. Çocuk artık bir derste 40 dakika sabretmek zorundadır. Önceden anne babasının kontrol edebildiği dürtüselliğinden artık kendisi daha çok sorumludur, üstelik eşit şartlardaki yaşıtları arasında. Aşırı hareketliliğini sergileyebileceği, enerjisini kullanabileceği süreler de azalmıştır.”

 

 

KAYNAK : //www.turkiyegazetesi.com