HAYIR DİYEMEMEKTEN KURTULUN

HAYIR DİYEMEMEKTEN KURTULUN
Paylaş:

e-kolay

"Hayır" diyebilmek öğrenilen ve öğretilebilen sosyal bir beceridir. Bu sosyal becerinin eksikliği, yani "hayır" diyememek ise bir hastalıktır. Daha doğrusu psikolojik ve fizyolojik hastalıklara yol açan tehlikeli bir virüstür. Kötü gün dostu olmak elbette önemlidir. Evet diyebilmek güzeldir. Lakin sınırlarımızı aşmadan, kendimizi ve ailemizi zora düşürmeden…

Genç bir kızcağız… Yirmili yaşlarında henüz... Kibar, nazik ve alımlı! Sıcaklığı gözlerine yansıyacak kadar da samimi… Konuştukça açılıyor. Açıldıkça da, gözlerinden inci gibi yaşlar süzülüyordu. "Uyuyamıyorum. Hele aynalara hiç bakamıyorum. Yaşanmamalıydı. Mahcubum Allah’a ve kendime karşı!" derken ıslak gözlerini siliyordu. Özür diliyordu bir yandan da, gözyaşlarını tutamadığı için...

"Yüreği güzel kız, ağlamak güzeldir. Ağlayamaz her göz! Bırak aksın" dedim hiç düşünmeden. Çünkü biliyordum ki "Yaradan'ın korkusuyla -sinek başı kadar bile olsa- akan o gözyaşı” onu ötelerde yalnız bırakmayacaktı.

Muhafazakâr bir aileden geliyordu. Aşırı sert ve iletişime geçmeyen bir baba yanında, kendini çocuklarına adamış cefakâr bir anne vardı tabloda. Anne de kızı gibiydi. Kimseyi incitmemiş ve kırmamış. Lakin hep kırılmış…

İşte bu yönüyle çekmişti annesine. Sessiz, sakin, herkesi düşünen, memnun etmeye çalışan, itiraz etmeyen ve kimseyi gücendirmemek için "hayır" bile diyemeyen bir kişilik çıkmıştı ortaya. İşin ilginç yanı bu özelliği çoğu zaman da işe yaramıştı. Bilhassa da çocukluk döneminde bu yönüyle takdir ve onay almıştı çevresinden.

Çizilemeyen sınırlar

Buraya kadar her şey tamam gibi geliyor değil mi? Hatta belki de bu özelliklere sahip bir kız çocuğu kulağınıza hoş bile gelmiş olabilir. Gelin görün ki, bu tür hikâyelerin sonu hiç de hoş olmayabiliyor. Mesleğimiz icabı hayatları dinliyoruz. Çocukları, gençleri ve yetişkinleri… Pişmanlıklarını, hatalarını, artılarını ve eksilerini... Bu paylaşımlar esnasında bu sorunlara yol açan kişilik özelliklerine ya da "Hayır diyememe" gibi sosyal beceri eksikliklerinin nelere sebep olabildiğine tanık oluyoruz.

Kişi, aşırı iyi niyetinden dolayı ya kız-erkek ilişkilerinde, ya okul-iş yaşamında, ya arkadaşlık ilişkilerinde ya da evliliğinde incitilip örselenebiliyor, hatta istismar edilebiliyor. Tıpkı bu örnekte olduğu gibi... Sınırlarını çizemediği için sınırları ihlal edilmeye başlanıyor. Sınırları aşmak isteyene de "Aman kırılmasın, kimsenin ağzının tadı bozulmasın" düşüncesiyle 'Dur, hayır' bile diyemiyor.

"Hayır" diyebilmek öğrenilen ve öğretilebilen sosyal bir beceridir. Bu sosyal becerinin eksikliği yani "hayır" diyememek ise bir hastalıktır. Daha doğrusu psikolojik ve fizyolojik hastalıklara yol açan tehlikeli bir virüstür.

Sadece bu genç kız mı hayır diyemediği için zarar gören? 45 yaşlarında bir beyefendinin kararan hayatı mesela... Arkadaşlarından biri önce yüklü bir miktar borç para istiyor. Ardından da kefil olmasını istiyor. Beyefendi kendisini çok aşan bu talebe "hayır" diyemiyor. Bile bile lades derler ya! Arkadaşının borcunu ödeyemeyeceğini bildiği halde evet diyor.

Sonunda adamcağız malını mülkünü kaybediyor. Bununla da kalmıyor, ailesi parçalanıyor, ardından da kalp krizi geçiriyor. Cenazesinde konuşuyor yakınları: "Merhum çok iyi niyetli biriydi. Ah keşke bir de hayır diyebilseydi…"

"Hayır" de, hayır dile

Kötü gün dostu olmak elbette önemlidir. Evet diyebilmek güzeldir. Lakin sınırlarımızı aşmadan, kendimizi ve ailemizi zora düşürmeden... Kendi istek, ihtiyaç ve inançlarımızdan taviz vererek, başkasının bir ihtiyacını gönüllü olarak ve seve seve nereye kadar karşılayabiliriz?

İstenilen meblağ bizi fazlasıyla aşıyorsa ve bu kişi dostumuzsa onu kırmadan da "hayır" demenin yolları var. Öte yandan yardım sadece maddiyattan mı ibaret olmalı? Esasında bazen manevi bir bakış açısını kazandıracak bir konuşma bile psikolojik olarak muhatabımızı rahatlatabilir. Dostumuzun sorununu dinleyerek, önündeki diğer seçenekleri fark etmesini ya da daha akıllıca duruma yaklaşmasını sağlayabiliriz.