Hayalet melodiler beyne ışık tutuyor

2011 yılında 66 yaşındaki emekli matematik öğretmeni, sorununa ilişkin bazı cevapları bulabilmek umuduyla Londra'daki nöroloji kliniğine gitti.

Hayalet melodiler beyne ışık tutuyor
Paylaş:

2011 yılında 66 yaşındaki emekli matematik öğretmeni, sorununa ilişkin bazı cevapları bulabilmek umuduyla Londra'daki nöroloji kliniğine gitti.

hayaletDoktora, birkaç yıl evvel evin dışından birilerinin piyano çaldığını ancak daha sonra dışarıda piyano falan olmadığını fark ettiğini anlattı. Hayalet piyano uzun uzun melodiler çaldı, Rachmaninov'un C minördeki 2 numaralı konçertosu gibi. Doktorları Cortex dergisindeki bir araştırmada onun durumunu anlattılar. Bu arada Sylvia doktorlar ondan sadece ismiyle bahsediyor. Kliniğe gelmeye devam etti; artık duyduğu müzik onun için neredeyse ayrılmaz bir arkadaş haline gelmişti. Müzikal halüsinasyon duyan insanlar genelde ruhsal olarak normaldirler; birinin çaldığından emin oldukları şarkılar hariç. Bilim insanları, daha önce yapılmayan bir şeyi yaptı; sessiz ve gürültülü halüsinasyonları yaşadığı esnada Sylvia'nın beyin aktivitelerini karşılaştırdı. Her iki durumu da kıyaslayarak, beynin bu yanılsamaları nasıl ürettiğine dair önemli ipuçları saptadılar. Çalışma basit bir fikre dayanıyor. Müzikal halüsinasyon yaşayan insanlar bazen gerçek müziği dinlemenin hayali melodileri susturabildiğini söylüyor. Nitekim Sylvia Bach, müziklerini dinlemenin ara sıra halüsinasyonlarını hafiflettiğini gördü. Newcastle Üniversitesi bilim adamı ve çalışmanın yazarlarından biri olan Sukhbinder Kumar bu etkiyi dikkatle inceledi ve tutarlı bir örüntü tespit etti: Bach müziği kesildiğinde Sylvia halüsinasyonlarından birkaç dakikalığına kurtuldu. Sonra bir dakika süren ve Bach'ın bıraktığı yerden devam eden halüsinasyon piyanosu geri döndü. Deney için Sylvia kulaklıklarını taktı ve beynin ürettiği manyetik alanı saptayan bir scanner içine kafasını yerleştirdi. Çalışmanın yapıldığı gün, Gilbert ve Sullivan'ın "H.M.S.Pinafore"undan seçmeler duyuyordu. Her birkaç dakikada bir bilim adamları halüsinasyonu bastırmak için 30 saniyeliğine Bach dinletmeye başladı. Gerçek müzik kesildiğinde, scanner beyin aktivitesini kaydederken Sylvia halüsinasyonun uzunluğunu derecelendirmek için bir klavye kullandı. Dr. Kumar ve çalışma arkadaşları Sylvia'nın beyninin birkaç bölgesinin halüsinasyonlar daha yüksek sesliyken mütemadiyen daha güçlü beyin dalgaları ürettiğini saptadı. Sonuç şu ki, bu bölgeler hepimizin müzik dinlerken kullandığı bölgelerdir. Dr. Kumar bu sonuçların Nörolojik Görüntüleme kurumu Wellcome Trust Center'da çalışan Karl Frsiton tarafından geliştirilen bir teoriyi desteklediğini öne sürüyor. Friston'a göre beyinlerimiz tahmin üreten makinelerdir; geçmiş tecrübeleri kullanarak ileride ne olacağına yönelik tahminler üretirler. Bir sesi duyduğumuzda, bilhassa bir müziği, beynimiz onun ne olduğunu ve bir sonraki kısmının neye benzeyeceğini tahmin eder. Şayet tahminimiz yanlışsa, beynimiz başka bir şey duyduğumuzu anlar ve yeni bir tahmin üretir. Bi l im insanları müzikal halüsinasyon yaşayan insanların genellikle işitme kaybı problemi yaşadığını biliyor. Örneğin Sylvia yirmi yıl önce viral enfeksiyon geçirdikten sonra işitme cihazı kullanmak z orunda k almıştı. D r. Kumar'ın teorisi işitme kaybı olan bazı insanların müzikal halüsinasyon yaşamasını açıklayabiliyor. Beyne giren işitsel sinyallerin azalmasıyla birlikte hata saptama da zayıflar. Müzik algılayan ve işleyen beyin bölgeleri kusurlu tahminler yaparsa, bu tahminler o kadar güçlenir ki, gerçek gibi hissedilirler. Dr. Kumar, "Çünkü duyu organlarından gelen bir uyarı yoktur" diyor. Dr. Kumar ve çalışma arkadaşları şimdi deneysel metotlarını müzikal halüsinasyon yaşayan daha fazla insan üzerinde kullanıyor. Şayet teori tutarsa, gerçek müziğin müzikal halüsinasyonlarda niçin rahatlama sağladığı açıklanabilir: Çünkü gelen sesler beynin tahmin kusurlarını açığa çıkarıyor. Bu aynı zamanda insanların neden müzik sanrılamaya meyilli olduğunu da açıklıyor. Dr. Kumar, "Müzik daha tahmin edilebilir bir şeydir. Bu da onu halüsinasyonlar için bir fenomen yapıyor" diyor. THE NEW YORK TIMES