Dengeli ve doğru beslenme psikolojiyi etkiliyor

Psikolojimizin de dengeli ve doğru beslenmeye ihtiyacı var…

Dengeli ve doğru beslenme psikolojiyi etkiliyor

Beden sağlığımız kadar psikolojik sağlığımız da çok önemlidir. Psikolojimizin de tıpkı bedenimiz gibi dengeli ve doğru beslenmeye ihtiyacı var. Bunun için duygu yönetimi önemli. Duygu yönetimi demek, beynimizdeki kimyasal eczanenin yönetimi demektir. Bir insanın psikolojisini iyi yönetmesi, beyin kimyasını iyi yönetmesi demektir. Yatırımda kaynak yönetiminde havuz formülü vardır. Havuzu büyük tutacaksın. En önemli psikolojik kaynağımız olan sevgiyi geniş tutacaksın. Sevgi cömerdi olacağız.

90’lı yıllardan önce psikoloji kaynakları olarak duygu ve düşünceler gösteriliyordu. 90’lı yıllar sonrasında özellikle beyin çalışmalarıyla beraber nörobilim kavramı hayatımıza girdi. Nörobilim insan davranışlarında duygu ve değerlerin etkisini araştırdı.

2000’li yıllarda davranış iktisatçıları Nobel Ödülü aldı. Bu bilim insanları, psikolojik kaynakların insan satın alma davranışında ve iktisat davranışında etkisini araştırdılar. Psikolojik etkenlerin rolü araştırıldı. 2002 yılında Daniel Kahneman, "Özellikle insani karar verme ve belirsizlik içinde verilen kararlar konusunda, ekonomik bilimlere psikolojik araştırma kavrayışını entegre ettiği için Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görüldü.

İnsan homoekonomikus olarak kabul ediliyordu yani “İnsan ekonomik bir varlıktır.” deniliyordu. Bu anlayışa göre, insan yalnızca aklıyla hareket eder. Temel ihtiyaçlarını karşılar. Kar ve zarar analiz hesabı yapar ve buna göre karar verir.

Psikolojik boyut, göz ardı edilemez

Daha sonra “İnsan homoekonomikus değil, homopsikolojikustur” denildi. Yani bu yeni anlayışa göre, insan aynı zamanda bir psikolojik varlıktır. Diğer canlılar gibi yemek, içmek, üremekle yetinmiyor. İnsanların psikolojik boyutunu göz ardı ettiğimiz zaman insanları ilkel düzeyde tutmuş oluruz.

Yemek, içmek, üremek insanın yaşamını devam ettirebilmesi için gereken ihtiyaçlarıdır. Ancak insan soyut düşünen, kavramsal, sembolik düşünen bir varlık. Bu özellik nedeniyle insanın psikolojik kaynakları var. Bu kaynakların da yönetilmesi ve yatırım yapılması gerekir görüşü ortaya çıktı.

İnsan yatırımını güvenli alanlarda yapıyor

Bu görüş bilimsel olarak doğrulanınca sosyal bilimciler ve ekonomistler bu bilgileri aldılar. Japon kökenli siyaset bilimci Francis Fukuyama, “Güven” isimli kitabında güven duygusunun altını çiziyor. İnsanda güven oluşması için korkusunun giderilmesi gerekir. Yatırım yaparken temel ihtiyaçlardan daha çok güven duygusunu hissediyor ve sevdiği konularda yatırım yapıyor. Bu anlayış, tüm ezberi bozdu. İnsan evlenirken güven duyduğu kişiyle evleniyor. Yatırım yaparken gerçekten güven duyduğu alanlarda kalıyor. Güven çok önemlidir. Yatırımını güvenli alanlarda ve sevdiği konularda yapıyor.

Bu özellikler nedeniyle kaynak yönetimi insanlarda yeniden yazılmaya başladı. “İnsan rasyonel bir varlık değildir. Optimum kararı verirken kar zarar hesabını çıkara göre değil, güven ve sevgiye göre de yapar” denildi. Duyguları nasıl yöneteceğiz bu sonuç ortaya çıktı. Psikoloji alanında çalışan profesyonellerin burada bir şeyler yapması gerekiyor. Sorunlar ve şiddet arttı. Şirketlerde hatalar arttı. 2008 krizinde krizin sorumlusu açgözlü CEO’lar oldu. Bunun üzerine ABD’de birçok üniversite etik kurallar dersleri koydu. Etik değerleri ders olarak verdi.

İnsan sadece rasyonel bir varlık değil, aynı zamanda psikolojik bir varlık. Duyguları ve değerleri göz önüne almak gerekir. Duygusal ve bilişsel yatırımdan ne anlıyoruz? Bilişsel kelimesi Türkçeye psikoloji terminolojisi olarak girdi. Türkçede tam oturmadı. Aslında bu kavramı en iyi karşılayan kelime zihinsel yatırımdır. Beynimizin üzerinde bir zihin var. Zihin de kuantum evrenle ilişkilidir. Nörobilim bunu ortaya çıkardı.

Psikoloji 3 kelimede toplanıyor: Akıl, beyin, kültür

“Beyinde p300 dalgası var. Karar veren beyin değil, beynin üzerinde holografik bir beyin olmalı” tarzındaki akıl yürütmeyle bu söyleniyor. Şu anda bu araştırılıyor. Sonuçta insan karar verirken sadece muhakeme ederek aklıyla değil, duygu, heyecanları ve kültürel değerleriyle karar veriyor. Psikoloji üç kelimede toplanıyor: Akıl, beyin ve kültür. Bu üç kavram bir araya geldiği zaman insan, insan oluyor. Akıl yerine zihin de denebiliyor. 'Mind, brain and culture' diye geçiyor. İnsan bu üçünün toplamıdır.

Duygu yönetimi, beyindeki kimyasal eczanenin yönetilmesidir

İnsan tek başına duygudan ibaret değildir. Tek başına düşünceden de ibaret değildir. Bizim kültürümüz akıl ve kalp sentezi yapmıştır. Kalpten kastedilen duygudur. Fiziksel kalp değildir. Buradaki kalp Arapça kökeni olarak İnkılap kelimesinden geliyor. Kalp eden, değiştiren, dönüştüren yani ses enerjisini elektrik enerjisine dönüştürüyor gibi veyahut ısı enerjisini elektrik enerjisine dönüştürüyor, bunun gibi dönüşüm yapan organdır. O nedenle kalbin duygularımız ve beyindeki kimyasallarla bağlantısı tespit edilmiş. Aslında duygu yönetimi demek, beynimizdeki kimyasal eczanenin yönetimi demek. Bir insanın psikolojisini iyi yönetmesi demek, beyin kimyasını iyi yönetmesi demektir.

Amaç ve kapsam belirlenmelidir

Kaynak yönetiminde temel ilke nedir? Kaynak yönetiminde SWOT analizi var. İnsan bir karar verirken güçlü ve zayıf yönlerine bakar. Önündeki imkân, fırsat ve tehditlere bakar. Buna göre en iyi harekat tarzı nedir? En iyi harekat tarzını belirlemek için önce amaç ve kapsam yönetimi lazım. Olayı kafamızda projelendirmemiz gerekir. Bunun için önce amaç belirlenecek, sonra kaynaklar tespit edilecek, güçlü zayıf yönler belirlenecek, yol haritası çizilecek ve stratejik yığınakları nerede yapacağız diye planlama yapacağız.

Mükemmeliyetçilik tuzağına dikkat!

Parasal kaynak, araç gereç kaynağı kadar zaman yönetimi de önemlidir. Kişi, kaynakları önem ve öncelik sırasına göre belirleyecek. Atalarımızın çok güzel bir sözü vardır: Ehem mühimden üstündür. En önemli var, bir de daha önemli var. En derken çağımızın insanı birçok şeyi kaçırıyor. Hiç yapamama hatası yapıyor. Bu zihinsel tuzaklardan birisidir, mükemmeliyetçilik tuzağı. Mükemmel olsun derken bir konuya takılıyor ve bir sonraki adıma geçemiyor. Geçemediği için de hiçbir şey yapamama hatasına düşüyor. Mesela bir öğrenci, sınavda bir soruya takılıyor. ‘Bu soruyu niye yapamıyorum? Yapmam lazım’ derken onu bir kenara alıp devam edemiyor. Zaman kaybediyor.

Aceleci, sabırsız, öfkeli ve kaygılılar uzun yaşamıyor…

Bu durum aslında kaynak yönetimi hatasıdır. Zaman kaynağını yönetemiyor. Duygu kaynaklarında da bunun benzerleri vardır. Bir olay yaşadın ve öfkelendin. Bu öfke negatif de olsa bir duygudur. Karanlığın beş atlısı kin, öfke, nefret kıskançlık düşmanlık. Bu duygular, beyinde asit özellikli kimyasallar salgılatıyor. Birkaç saat içinde geçmezse organlara hasar vermeye başlıyor. O nedenle aceleci, sabırsız, devamlı öfkeli ve devamlı kaygılı insanlar uzun yaşamazlar. A tipi kişilik dediğimiz kişiler, erken yaşta kalp krizi geçirirler, mide kanaması geçirirler ya da bağışıklıkları çöker kanser hastalığı çıkar. A tipi kişilik son derece stres doğuran kişiliktir.

Sevgi havuzunu geniş tutacağız

Yatırımda kaynak yönetiminde havuz formülü vardır. Havuzu büyük tutacaksın. En önemli psikolojik kaynağımız olan sevgiyi geniş tutacaksın. Sevgi cömerti olacağız. Bazıları sevgi cimrisidir. Duygu dili olarak sevgiyi ifade etmeliyiz. Sevgili dili illa ‘Seni seviyorum’ demek değildir, sevgiyi başka yollarla da ifade edebiliriz. Önemli olan samimi bir şekilde olmasıdır.

Niyet de psikolojik bir kaynaktır

Gözün, yüzün, kalbin aynı olması gerekiyor. Bunu başaran insanda müthiş bir niyet ortaya çıkıyor. Niyet de bir psikolojik kaynaktır. İyi niyet sihirli bir kelimedir. “İyi niyet ve niyetin nörobiyolojisi” konusunda çalışmalar var. İyi niyeti olan kişiler beyinde duygusal ayna nöronlar çalışıyor. Karşı tarafın beynindeki olumlu duygularla ilgili alanları harekete geçiriyor ve beyindeki internet şeklinde duygusal ayna nöronlar harekete geçip konuşuyorlar.

Havuzu akıllıca kullanabilmek de önemlidir

Kaynak yönetiminde havuzu büyütmek ve daha sonra bu havuzu doğru ve akıllıca kullanabilmek önemlidir. Önce vereceksin ki ondan sonra yönetebilesin. Eğitimde öğretmen, anne ve baba sevgi cömerdi olacak. Çocuk hata yaptığında şiddet göstermeye, bağırmaya hiç lüzum yok. Çocuğa sevgi vereceksin.

Olumlu yönü pekiştirmek esastır

Eğitimde asıl başarı nedir? Olumlu yönü pekiştirmek esastır, cezalandırmak istisnadır. Eğitimde akademik ve hayat başarısı için. Başarılı olması için çocuğun dersi sevmesi gereklidir. Dersi sevmesi için de öğretmeni sevmesi gerekir. O da yetmiyor. Öğretmeni sevmesi için öğretmenin öğrenciyi sevmesi lazım. Bu sevgi zinciri dönerse bir müddet sonra çocuk başarılı oluyor.

Hayatı anlamlı kılmak için zihinsel yatırım gerekiyor

Bütün bunlar hayatı anlamlı kılar. Kişinin kendini tanıması, duygularını yönetmeyi öğrenmesi, duygu, düşünce ve değerleri bir kaynak gibi yönetmesi önemlidir. Bunları başarabilmek için önce duygusal ve zihinsel yatırım yapacaksınız. Zihinsel yatırım nedir? Aklınızı bilgeleştireceksiniz. Bilgeleştirmek için akla duygu katmak gerekiyor. Akıl ve kalp sentezi gerekiyor. Bunun için kişinin yüksek ahlaki değerler öğrenmesi gerekiyor. Akıl ve kalbimizi kullanarak duygu ve bilişsel kaynaklarımızı, yatırımlarımızı arttırabiliriz.

Paylaş:



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı:

İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Kişilikler mi uyumlu olmalı, beklentiler mi? Prof. Dr. Nevzat Tarhan anlatıyor:
  • Yaşamı anlamlı kılmak, hayatın anlamını kavrayabilmek, kişinin güçlü yönlerini fark etmesini sağlamayı hedefleyen pozitif psikoloji, tüm dünyada yenid
  • Yardımlaşma hem insani hem toplumsal anlamda çok önemli ve çok da gerekli. Kadim kültürümüzün önemli bir değeri olan yardımlaşma kavramı, dünyada da y
  • Dördüncü doz aşısını olmuş bir sağlık çalışanıyım. Tıp doktoru ve öğretim üyesiyim. Mesleğimde salt bilimsel verilere göre hareket etmeye çalıştım. An
  • Bir insanın en büyük projesi kendisidir. Kendisine hedef koyması, kendisini yönetmesidir. Kendisini yöneten kimse işini yönetebildiği gibi başarılı ve
  • Randevu Al