Çocuğuma nasıl davranmalıyım

çocuğuma nasıl davranmalıyım,çocuk gelişimi,çocuk psikolojisi,agresif çocuklar,hırslı çocuklar

Çocuğuma nasıl davranmalıyım
Paylaş:

Çocuğun sürekli kazanmasına izin vermek doğru bir şey mi? Çocuğuma nasıl davranmalıyım?

Psikoloji Profesörü John Tauer, rekabetin bertaraf edilebileceğine inanmanın, gerçekçi olmadığını söylüyor. Geçtiğimiz gecelerden birinde, yatağa girmeden hemen önce, iki çocuğum dişlerini fırçalamak için banyonun yolunu tuttu. 4 yaşındaki oğlum, yolda küçük kız kardeşine şöyle dedi: "Seni yeneceğim!" Diş fırçalamada. Benim rekabetçi yönü ağır basan bir çocuğum var. Milo'yla beyzbol oynarken bana, "Ben Yankees takımı olacağım sen de onların yendiği bir takım" dedi. Çocuğa, "mağlubiyetin acısını tadarsan, galibiyet daha tatlı gelir" gibi hayatla ilgili zor dersleri öğretmek mi daha iyidir, yoksa çocuğun kazanmasına izin verip galibiyetin oyunun bir parçası olmasını sağlamak mı? Yazar ve konuşmacı Alfie Kohn, "Bulgular rekabetin özellikle çocuklar için zararlı olduğunu ama bunun sadece onlar için geçerli olmadığını gösteriyor. Bu, çocuk yetiştirmenin tehlikeli bir yoludur" diyor. Kohn'un söyledikleri oldukça tartışmalı.

ÇOCUĞUNUZLA DOĞRU İLETİŞİM KURMANIN YOLLARI

Onun görüşlerini modern hayatın gerçekleriyle bağdaştırmak zor. Ancak Kohn'un, benim modern hayatın bir gerçeği olarak kabul ettiğim, kıran kırana rekabetin kaygıyı tetikleyip öz güvene zarar verebileceği ve içe kapanmaya yol açabileceği görüşünün diğer araştırmacılar tarafından bu kadar kabul görmesi, beni son derece şaşırttı. Psychological Bulletin dergisinde yayınlanan bir analiz, rekabet ve performans arasında belirgin bir bağlantı bulamadı. Görünen o ki, rekabet bazen performansı artırıyor ama bazen de artırmıyor. Peki, rekabetle ilgili bu zıt görüşleri nasıl ortak paydada buluştururuz? Missouri'deki St. Louis Community College'dan Doçent Doktor David Sheilds, "İyi haber şu ki, çocuklar açısından rekabeti tanımlamak söz konusu olduğunda ebeveynler beyaz bir sayfa açabilir" diyor. Shields, "Çocukların rekabete dair sınırlı bir algısı var. Sadece 'kazanmak' diye bir fiil olduğunu biliyorlar" diyor. Diğer bir deyişle oğlum beni yenmek istediğini söylediğinde, ne dediğine fazla kafa yormuyor. Bu yüzden Shields'in bana ilk tavsiyesi şu:

ÇOCUK GELİŞİMİ HAKKINDA HER ŞEY

Bırakın fantezisini gerçekleştirsin." Ebeveynler bundan nasıl bir ders çıkarmalı? Shields, "işbirliğini vurgulamak için çocuklarınızla oynadığınız oyunların doğasını değiştirin" diyor. Bunu denemeye karar verdim. Milo ile oturma odasının ortasında dikilirken, ona planımı açıkladım: Haydi top oynayalım ve topu kaç kere birbirimize ileri geri atabileceğimizi sayalım. Milo, "Evet! Senden daha fazla yakalayacağım" dedi. Ama savaş metaforunu çok sevmeyen araştırmacılar bile, rekabetin hayatın kaçınılmaz bir parçası olduğunu kabul ediyor. John Tauer, erkek basketbol takımını çalıştırdığı Missouri'deki St. Thomas Üniversitesi'nden psikoloji profesörü. Tauer, "Rekabeti ortadan kaldırmayı öneren çözümler duyduğumda, bunun gerçekçi olmadığını söylüyorum. Herkesin istediği zaman istediği şeyi yaptığı bir sistem olmadığı sürece, rekabetten kaçamazsınız" diyor. Her biri beş yıl süren bir dizi araştırmada, Tauer basketbol maçı yapan 9 ila 14 yaşları arasındaki çocukların üç durumda nasıl serbest atış yaptıklarını inceledi; bir oyuncunun diğerine karşı pozisyon aldığı; iki oyuncunun mümkün olan en yüksek toplam skoru elde edebilmek için birlikte çalıştığı; iki oyuncunun diğerinden daha fazla sayı alabilmek için güçlerini birleştirdiği üç farklı durum. İşbirliği ve rekabetin bir araya gelmesi, daha fazla tatmin sağladı ve çoğu zaman daha yüksek skorlar getirdi. Tauer, "Çocuklar rekabet ve işbirliği kombinasyonunu tercih ediyor" diyor. Peki, çocuk kendi kendine, kardeşiyle ya da birkaç kişiyle birlikte oynarken ne yapmalı? Tauer'in somut önerileri var: Kazanma ihtiyacından daha temel olan şey, iyi hissetme ve doğru bir dünya görüşüne sahip olma ihtiyacıdır. Yeni Milo'nun her zaman kazanmasına izin verirsem, başta kendini iyi hissedebilir ama bir süre sonra bu işte bir yanlışlık olduğu hissine kapılacaktır. 1960'larda ergenlik çağında bir çocuk olarak ABD'nin en iyi tenisçisi seçilen tenis şampiyonu Erik van Dillen'in tavsiyesine başvurdum. Beş çocuk babası van Dillen, ebeveynlikle ilgili çok kafa yoruyor. Bana rekabete yapılan vurgunun, asıl konuyu gözden kaçırdığını söyledi. En iyi oyuncuların, problemleri çözenler olduğunu ifade etti. Kazanmak ya da kaybetmek, sadece problemi çözüp çözmediklerinin bir göstergesi. Minnesota Üniversitesi'nden Eğitim Profesörü David Johnson, rekabetle ilgili algıyı değiştirmek için bir öneride bulunuyor: Milo'nun diğer çocukları cesaretlendirmesini sağlayın. Johnson Milo'nun bu şekilde işbirliği huyunu teşvik edeceğini söylüyor. Johnson, rekabet yerine üstünlüğe vurgu yaparak bireyin ve parçası olduğu ekibin (sınıf, ülke, dünya) süreç içinde gelişmeye devam edeceğini belirtiyor. Johnson, "Yaratıcılık, inovasyon ve ürün kalitesi, diğerlerinin yeteneklerini ve performansını geliştirdiğiniz sürece artar" diyor. THE NEW YORK TIMES