Çinli sanatçı kabuslarını yeniden yaratıyor

AiWeiwei ile bir heykeltraş dostu, 1.5 yıl boyunca, en siyasi ve kişisel projelerden birinin 20-30 kişilik bir ekip tarafından burada gizlice inşasını yönlendirdi.

Çinli sanatçı kabuslarını yeniden yaratıyor

AiWeiwei ile bir heykeltraş dostu, 1.5 yıl boyunca, en siyasi ve kişisel projelerden birinin 20-30 kişilik bir ekip tarafından burada gizlice inşasını yönlendirdi.

cinlisanatciEkibin görevi, 2011'de 81 gün boyunca paramiliter bir timin kontrolündeki gizli bir hapishanede tutulan Ai Weiwei'nin yasadışı esirliğinden sahneleri yeniden yaratmaktı. Bu bahar Çin başkentinin endüstriyel bir mekânında şekillenen fiberglastan, yarı ölçekli altı diorama (üç boyutlu modelleme), Ai'nin Komünist rejimin devasa güvenlik organının tutsağı olarak banal günlük varoluşunu betimliyordu. Sessizce Çin dışına çıkarılıp Venedik'e nakledilen (Ai bunu tam olarak nasıl yaptıklarını söylemeyi reddediyor) dioramalar, resmen parçası olmasa da 2013 Venedik Bienali'nin yan etkinliklerinden biri olarak bir kilisede sergileniyor. Her diorama 2.25 tonluk bir demir kutunun içinde tutuluyor. Bunlar Ai'yi uyurken, yemek yerken, duş yaparken, sorgulanırken, tuvaletini yaparken gösteren heykeller. Hepsinde de yeşil üniformalı iki genç gardiyan başında dikiliyor. Ai, mavi parmak arası terliklerinden odanın duvarlarına bantlanan beyaz dolgu malzemesine dek her şeyi hafızasından özenle yeniden yarattığını söyledi. İnternette yayınlanan müstehcenlik karışmış bir müzik videosu ile birlikte "S.A.C.R.E.D." (kutsal) adı verilen altı diorama, Ai'nin "Hayatımın en zor dönemiydi" dediği gözaltı sürecini ele aldığı ilk eserler. Geçenlerde Pekin'in kuzeyindeki stüdyo-evinde buluştuğumuzda, basit bir amacı olduğunu belirtti: "İnsanların şartları net biçimde anlamasını sağlamak." 56 yaşındaki Ai'nin Venedik'te 800 t ah tabure kullandığı daha kavramsal bir yapıtı da var. Bunun "tümüyle işlevsiz olan "canavarımsı bir yaşayan yapı" kurma girişimi olduğunu belirtti. Ai, "Çin, insanların imgelemleri, merakı, motivasyonları, rüyaları dâhi l , bireylerin doğasını mahvederek, sürekli savaş halinde olmayı sürdürüyor. Devletteki en iyi beyinler, gerçeğe tekabül etmeyen bu had safhadaki ideolojik kontrol tarafından heba edildi. Bunu iktidarı elinde tutmanın ya da düzeni sağlamanın bir aracı olarak kullanmak isteyenler bile aslında tümden sahte bir durumun olduğunu biliyor" diyor. Ai'nin Komünist Parti'ye yönelttiği sert eleştiriler, onu Çin sanat âleminde kutuplaştırıcı bir kişilik haline getirdi. Ai'nin, Batı'dan destek görüyor. Ancak eski dostları dâhil diğer Çinlilerin partiye karşı kendisi gibi ödünsüz tavır almamasını açıkça kınamasına, pek çok sanatçı içten içe garez besliyor. Ai iki yı l önce serbest bırakıldığından beri, kendi gözaltı sürecinin ayrıntıları ve aynı dönemde zulüm gören arkadaşlarının çektiği işkenceleri adeta takıntı haline getirdi. Projenin fotoğraflarını görmüş olan sanat tarihçisi v e bağımsız küratör Karen Smith, "Güçlü bir yapıt olacağından eminim. Ai Weiwei'nin tüm dışarıya yönelik gösterişe set çekmeyi başarmış gözükmesi ve gözaltından beri sürece odaklanmayı sürdürmesine rağmen, bu çalışma, böyle bir tecrübenin onun gözünde temsil ettiği 'iblis'le yüzleşme ihtiyacına işaret ediyor" diyor. Yetkililer hâlâ Ai'nin pasaportunu ellerinde tutuyor ve bazen polis, sanatçıyı kayak merkezi gibi olmadık yerlerde bile takip ediyor. Yine de serbest bırakıldıktan sonraki bir yıla kıyasla daha fazla özgürlüğe sahip. Gözetimin gevşediğinin bir göstergesi de Ai'nin hem dioramalar hem de ünlü görüntü yönetmeni Christopher Doyle tarafından hücresinin gerçek ölçekte bir modelinde çekilen müzik videosu üzerinde gizlice çalışma imkânı bulabilmesi. Ai, tutuklu kaldığı dönemi ilham kaynağı olarak artık tükettiğini ve o dönemi ele alan sadece bir eser daha kaldığını söyledi. "Bir kitap yazıyorum. Neredeyse yüzde 80'i bitti. Şöyle korkunç bir sorumluluğum var: Her aptalca ayrıntıyı kaydetmeliyim. Bu o kadar kuru ve sıkıcı ki, bana son derece korkunç geliyor. O yüzden yazmak iki yılımı aldı. Ne zaman otursam, kendimle mücadeleye giriyordum 'Niye bunları yazmam gerekiyor' diye. Ama zorundaydım. Bu öyle bir yükümlülük" diyor. THE NEW YORK TIMES