Çepiç kızından Karaoğlan babasına…

Babalık rolü çocuğun yaşantısına dahil olmakla başlar!

Çepiç kızından Karaoğlan babasına…

…ve ben o yüzden hiç babalar günü, anneler günü… Günü... Günü kutlamıyorum. Olur, da kimse eksikliğini hissetmesin diye…

Biz iyiyiz… Torunlar, gelinler... Kardeşlerim. Annem de... Duydum ki buradan oraya göçen herkes dünyadaki gibi ahirette de komşuluk yaparlarmış.

Tıpkı dünyadaki gibi ziyarete giderlermiş birbirlerini: Akraba, arkadaş ziyaretlerine gidildiğinde görmediklerimizi 'o nasıl, epeydir görmüyorum ‘diye sorduğumuz gibi siz de, ahirettekiler de her yeni ahirete göçene dünyadan haber sorarmışsınız. Son yolcu ettiğimiz Can’la da sana selam yolladım… Almışsın selamımı…

Şimdi her yerimde bir boşluk; bense bütün boşluklardan uzakta…
gönlüm kışa karışmış, kar yağmış her boşluğuma…
üşümüşüm, sızlamışım
bazı geceler, bazı sabahlar
her Haziran;
ve her babalar günü…
en insan yanım acımış…
katman katman özlediğim, çikolata kokan çocukluğuma karışmış hasret…
Çocukluğuma yakın:
Kadime teyzelerin evinin ikinci katında oturuyoruz, yine akşamlardan Lassie; siyah beyaz televizyonda, bizse üç kardeş kulağımız demir kapının çalınmasında…

16 basamaklı merdivenin giriş demir kapısının açılma sesinde; ilk ses,
sonra ayak seslerin karışırdı buna ve sonra sonra ayakkabı çekeceğiyle çalınan giriş kapısının çalınma sesi: bingo...

babam tüp sarelle getirdi hevesiyle kapıya koşardım..o zaman tabi yoktu televizyonu beklemeye almalar felan..çok sevdiğim Lassie köpeğinin seyrini kardeşlerime bırakıp babamın elindeki fileyi ilk ben kapmaya çalışırdım.

Filenin en üstünde (şimdilerde çooktan o da rahmete karışmıştır Allah rahmet eylesin)Kâğıthane kuruyemişçisinden alınmış, yenilerde adının krokan olduğunu bellediğim krokanlı ve içinde iki kat adını hala bilmediğim ağdalı bir şekerlemenin olduğu üçgen gofret, üçlü çokomel ve vazgeçilmezim tüp sarelle...

Lassie'ye bu muhteşem üçlü eşlik ederdi. Biliyor musunuz ben hala tüp sarelle yiyorum çocukluğumdan ve babamdan kalan, hiç vazgeçmedim. Benim çocuklarım olmadı ama kardeşlerimin çocuklarına da hala tüp sarelle alıyorum. Üçlü çokomelde;

ama o krokanlı, ağdalı gofretleri hiç bir yerde bulamıyorum: yok. Tıpkı olmayan babalar gibi, sen gibi…
Ve ben o yüzden hiç babalar günü, anneler günü….günü.....günü kutlamıyorum. Olur, da kimse eksikliğini hissetmesin diye…

Biz iyiyiz… Torunlar, gelinler... Kardeşlerim. Annem de....duydum ki buradan oraya göçen herkes dünyadaki gibi ahirette de komşuluk yaparlarmış. Tıpkı dünyadaki gibi akraba, arkadaş ziyaretlerine gidildiğinde görmediklerimizi 'o nasıl, epeydir görmüyorum ‘diye sorduğumuz gibi siz de, ahirettekiler de her yeni ahirete göçene dünyadan haber sorarmışsınız. Son yolcu ettiğimiz Can’la da sana selam yolladım. Sonrasında rüyamda gördüm seni. Almışsın selamımı…
Sen hep çikolata kal. Oradan da. Çikolata kok ,kitap kok Karaoğlan...Çepiç kızından Karaoğlan babama...
Evet, işin duygusal yükü buyken bir de bilimsel kısmı var elbette. Babalık rolü çocuğun yaşantısına dahil olmakla başlar ancak. Yadsınamayacak derecede büyük, geniş ama ulaşılmaz ve uzlaşılmaz değil…
Sosyal anlamda baba figürü; baba-çocuk ilişkisi ihmal edilen bir figürdür ve babalık zaman içinde gelişen ve zenginleşen bir deneyimdir. Babalığın çocuğun gelişimi üzerindeki etkisinin önemi sosyal ihtiyaçlar sebebiyle artmış olmasına rağmen babanın etkisi yine de eksik kalmaktadır.

Değişen babalık rolleri annenin ev dışındaki yaşamda daha aktif olmasıyla beraber yeniden değişim yaşamış ama ve fakat çocuk gelişimi üzerindeki ihtiyaçları karşılamaya yetmemiştir. Hamileyken babalık, doğumda babalık, bebeğin 1.ayında babalık, uykusuz gecelerde babalık, okul öncesi babalık, okul evresi babalık, ergenlikte babalık gibi kavramlarla da babayı ilişki içinde aile fenomeninde sosyal ve duygusal gelişimin içine dahil etmek gerekir. Baba bu gelişimlerin içinde kendini ait hissetmelidir.

Her ne kadar toplumsal hayattaki değişimler babalık rollerinin pozitif yönde değişmesine etki etse ve katkı sağlasa da ‘babalık rolü çocuğun yaşantısına dahil olmakla başlar’ sözümü Türk toplumunda babanın ‘geçim sağlayıcı rolü’ biraz daha baskın çıkarak yetersiz halde bırakmaktadır.

Her dönemde, her iklimde ve her toplumda babalık rolü ve model alma babanın öncelikle kendi babasından görmesiyle şekillenmektedir. Sonra baba kendini ifade edici ve yönlendirici olarak çocuğuna rol model olmaktadır, olmaya çalışmaktadır, olmalıdır… Siz hangisini almak veya uygulamak isterseniz…

Babayla kurulacak ilişki birçok kuramcıya göre ve psikoseksüel gelişim kuramına göre çocuğun dış dünyasını şekillendirecektir çünkü… Babalık ilişkisi çocuğun akademik, bilişsel gelişime katkı sağlamaktadır.
Ayrıca cinsiyetle ilgili rol modelliğin çocuk kimliğine aktarılmasında ve şekillenmesinde baba daha etkin olmaktadır.

Babalık ezberinde; kültürün, toplumun gerektirdiği ve getirdiği tutum ve davranışlar sosyal, duygusal gelişmemizi sağlasa da aile olmayı tamamlayan güven duygusunun temelinin atılması, oluşması ve çocuğun gelişim anahtarı olması için beklemesin babalar…

Kontrolü elden bırakmayacağım derken sevgiyi ve güveni ihmal etmeyin…
Tüm babaların, baba olmak isteyenlerin, baba olacağı güne az kalanların, babası vefat edenlerin, baba olamayacağını bilse de babalık özlemiyle yanıp tutuşanların babalar günü kutlu olsun..
Güvenle ve sevgiyle..
#‎DilekÖzdemir‬
‪#‎BabalarGünü‬
‪#‎Babama‬
‪#‎Çokomel‬
‪#‎Çokokrem‬
‪#‎TüpSarelle‬
‪#‎Karaoğlan‬

 



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: