Buzul çağdaki mamutun soyu neden tükendi?

İnsanların dünyaya yayılmaya başladığı dönemde büyük hayvanların neslinin tükenmeye başladığını bilim insanları yüz yıldır biliyor. Peki bu iki olay arasında gerçekten bağlantı var mı?

Buzul çağdaki mamutun soyu neden tükendi?

Bugün yeryüzünde 10 milyon karmaşık yapıda canlı türü olduğu tahmin ediliyor. Fakat bugüne dek nesli tükenmiş diğer canlıları da dahil edince bu sayı beş milyarı buluyor.

Her yıl yenileri ekleniyor nesli tükenenler listesine. Birçok bilim insanı, son yarım milyar yıl içinde sadece beş kez yaşanan hızlı ortadan kalkma süreçlerinden birini yaşadığımıza inanıyor.

Buna altıncı büyük soy tükenmesi deniyor. Dünya çapında çok sayıda canlı türünün kısa bir sürede ortadan kalkması bekleniyor. Bunun ana nedeninin insan olduğu sanılıyor.

Aşırı avlama, aşırı balık tüketimi, insanın neden olduğu habitat kaybı birçok canlının yaşama şansını tüketiyor. İnsan gezegende öyle büyük değişikliklere neden oldu ki bazı jeologlar Dünya tarihinde "Anthropocene" adı verilen yeni bir çağın, 'İnsan Çağı'nın başladığını iddia ediyor. 2100 yılına dek insanların yeryüzündeki canlı türlerinin yarısının neslinin tükenmesine neden olacağı tahmin ediliyor.

Bu dönemi yaşadığımız için ardında yatan nedenleri inceleme şansımız var. Fakat çok uzun zaman önce canlı türlerinin kitlesel olarak ortadan kalkmasının nedenlerini nasıl belirleyebiliriz? Bunun için arkeolog, paleontolog, jeolog ve diğer bilim insanlarının elde ettiği verilere bakmak gerekiyor.

Ancak burada da bir sorun var: Bu bilim insanlarının tezleri de her zaman birbiriyle uyuşmuyor.

Yeryüzündeki canlılar bakımından beş-altı büyük çaplı nesli tükenme döneminin dışında birçok küçük çaplı ortadan kalkma olayları da oldu.

'İNSAN ÇAĞI'

Bu küçük çaplı olaylardan biri bundan birkaç on bin yıl önce Pleistosen (buzul çağı) dönemin sonlarında oldu. Buna "megafaunal" ortadan kalkma da deniyor, zira nesli tükenen birçok canlı 44 kg'dan fazla olan büyük hayvanlardı. Fakat bunun nedeni konusunda bilim insanları farklı teoriler öne sürüyor.

Bu alandaki veriler sınırlı ve araştırmacılar bunların nasıl yorumlanacağı konusunda sorun yaşıyor. Ayrıca bazı bölgelerde ortadan kalkma hızı daha yavaş oldu. Ayrıca çevre koşulları ve insan etkinliğinin boyutları da birbirinden farklıydı.

AÇIK OFİS ÇALIŞANLARI NASIL ETKİLİYOR?

Modern IT Innovation Group lideri Pankaj Arora ve ekibi açık ofis fikrini tartışmış, ama kendi küçük ofislerinde daha verimli olduklarına karar vermişti. Gerektiğinde kapılarını açıp sandalyelerini koridora çekerek birbirlerine danışma olanağı buluyorlardı.

“Önemli olan, ortak çalışmalar için birbirine yakın olacak şekilde kapalı bir yerde oturup yoğunlaşmak. Biz duvarları iletişime engel olarak değil, gürültüyü önleyici olarak görüyoruz,” diyor Arora.

Bugün birçok işçi Arora gibi mahremiyet ve yoğunlaşmayı sağlayacak bir sığınak arıyor. Yeniliklere büyük önem veren Microsoft gibi teknoloji şirketleri başta olmak üzere işyerlerinde işbirliği hayati önem taşıyor; fakat fazlasıyla iç içe olmak da verimliliği ve yaratıcılığı olumsuz etkileyebiliyor.

Çalışma arkadaşlarıyla aralarında fiziksel bir bariyer olmaksızın kalabalık masalarda oturmalarını gerektiren modern ofisin gürültü patırtısı çoğu kişiyi rahatsız ediyor. Bu durum açık ofisin ters tepmesi olarak adlandırılabilir; ama masraflarını azaltacak şekilde açık ofise yatırım yapmış işyerlerinin geri adım atması da zor biraz.

FAZLA AÇIK

ABD’de çalışanların üçte ikisinden fazlası işyerlerindeki gürültüden şikayetçi. Gensler adlı bir tasarım şirketinin 2013’te yaptığı bir ankete göre, bunların yüzde 53’ü, kendileri işlerine yoğunlaşmaya çalışırken başkaları tarafından rahatsız edildiklerini belirtiyor.

Üstelik ankete göre, çalışanlar beş yıl öncesine kıyasla daha fazla yoğunlaşmayı, ama daha az işbirliğini gerektiren işler yapıyordu.

Gensler’in araştırması, işyerlerinde performansın 2008’den bu yana yüzde 6 düşüş gösterdiğini ortaya koyuyordu. Bunun en büyük nedeni ise işe yoğunlaşamamaktı.

BBC TÜRKÇE



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: