Büyüyünce şık olucam!

Magazin sayfaları “Şık olucam ben!” diye bağıran ünlü çocuklarından geçilmiyor, şöhret evlatları küçük yaştan ‘ikoncanlığa’ soyunuyor.

Büyüyünce şık olucam!

Magazin sayfaları “Şık olucam ben!” diye bağıran ünlü çocuklarından geçilmiyor, şöhret evlatları küçük yaştan ‘ikoncanlığa’ soyunuyor.

buyuyunceGelip geçici bir heves mi yoksa kalıcı bir hasar mı? Makul bir kendini ifade etme biçimi mi yoksa büyüklere özenme hali mi? Ebeveynler anlatıyor

ANNE BEN BÜYÜYÜNCE ŞIK OLUCAM!

Uyanın. Henüz 4-5 yaşındaki bir kız çocuğunun, annesinin kolyesini boynuna dolamış, burnuna kadar çektiği kırmızı rujla, boyundan büyük topuklular üzerinde akrobasi denemeleri yaptığı masumiyet çağı bitti. Devir, moda dünyasının Suri Cruise’un eteğine dolandığı, Engincan Ural’ın, Oğulcan Engin’in pabuçlarından başka bir şey konuşmadığımız bir devir.

ÇOCUĞUNUZLA BÖYLE İLETİŞİM KURUN

ENGİNCAN URAL VE SELÇUK URAL

Asıl soru(n) şu: Çocukların küçük yaştan büyük moda markalarını oyun arkadaşıymış gibi diline dolaması, boyundan büyük tarzlara soyunması caiz midir? Yoksa “Bırakalım, kendilerini rahatça ifade etsinler” deyip geçmeli mi? Bir Sibel Can yumuşaklığında “Benim oğlum ne giyse yakışır!” demek, eleştirilere göz yummak pek tabii ki tatlı bir çözüm. Zira, 4 erkek çocuk annesi (Daren, Dilan, Miro, Kai) olarak Bennu Gerede, hiç bunlara takılmadan büyütmüş oğlanları: “Stillerine hiç karışmadım. Seçtiği kıyafetler, tıpkı seçtiği kelimeler gibi,  kendi tarzlarını yansıtır. Kendilerini ifade edebilmeleri için özgür bıraktım onları.” Neyseki Gerede’nin çocukları Louis Vuitton markasını hayatlarında hiç duymamış; görseler “Bu ne?” diyecek kadar yabancı. Markalara boğulup moda kurbanı çıkmamaları için bir şey yapmasına gerek kalmamış. Her anne-baba Gerede kadar şanslı değil. Bir magazin ve stil figürü olarak ‘#KucurogluKids’i (İşletmeci Ayşe Kucuroğlu’nun altı çocuğu) hatırlatalım. Anne Kucuroğlu, en çok altı numara Selma’da gözlemliyor bu değişken ve nazlı hareketleri: “2 yaşında olmasına rağmen Selma’ya alınan her kıyafetin yanında mutlaka değiştirme kartı var. Beğenmediği, içine sinmediği bir kıyafeti, ayakkabıyı asla giymiyor, değiştirmem için diretiyor.” Ailenin diğer fertleri kendi kıyafetlerini kendi seçme konusunda son derece özgür. Ailede çocukların bir ‘logomania’ya dönüşmemesi için alınan birtakım küçük önlemler var. Misal: Çok marka, çok havalı bir parçayı babaanenin ördüğü bir kazakla kombinlemek.

ADAM OLACAK ÇOCUK...

Gerede haklı: Çocukların stil ve marka algısı biraz aileden, biraz okuldan, biraz televizyonda internette izlediklerinden şekilleniyor. Yani, stil yazarımız/erkek çocuğu annesi Sibel Arna’nın kilişe deyimiyle ‘anne babalar iyi ama çocukların çevreleri, örnek aldığı isimler kötü: “Moda kurbanı olmalarının en önemli nedeni aynaya değil şarkıcı futbolcu ağırlıklı ünlülere ve  birbirlerine bakarak giyinmeleri. Yani ben de David Beckham ya da Ronaldo gibi bir üst vücut var mı acaba diye düşünmeden slimm fit gömlek giyiliyor,  Kıvanç Tatlıtuğ ya da Burak Özçivit kadar bacak boyum var mı diye sorgulanmadan kısa paça pantolon alıyor.” Son yorumu reklamcı bir babaya, Levent Erdem’e bırakalım: “Önce iyi niyetli de olsa söylenen ‘Onun yaşında ben çok çektim, o çekmesin’ tavrını bırakalım. Sonra da asıl mesele olan paraya bakalım. Çocuk o kadar para almalı mı? Harcamalı mı? Harcatmalı mı? Üstüne başına o kadar para harcanan çocuğu ileride ne mutlu eder?” Çocuklara mutluluğun etrafta parmakla gösterilmek olduğunu aşılayan, bir başarı kıstası olarak magazinde fotoğrafının çıkmasını benimseten ebevyenlere bir kez daha selam çakalım, 2 yaşında kendi stil kurallarını koyan Selma’nın karşısında bir kez daha saygıyla eğilelim!  ALİ TUFAN KOÇ  / HÜRRİYET