Boksörlerin ölümün gölgesinde yaşamı

Üç kişi Manhattan'daki bir lokantada oturuyor. Ve bu arada dövüşçüleri olan Rus ağırsıklet Magomed Abdusalamov, yolun karşısındaki hastanede komada, bilinçsiz bir şekilde yatıyor.

Boksörlerin ölümün gölgesinde yaşamı

Üç kişi Manhattan'daki bir lokantada oturuyor. Ve bu arada dövüşçüleri olan Rus ağırsıklet Magomed Abdusalamov, yolun karşısındaki hastanede komada, bilinçsiz bir şekilde yatıyor.

boksorAbdusalamov ringe çıkalı on gün olmuş. Menajeri Boris Grinberg geçen hafta doktorların ölme ihtimalinin yüzde 100 olduğunu söylediğinden bahsediyor. Bir ara boksörü komadan çıkarmışlar, fakat durumu ağırlaşınca doktorlar onu tekrar eski haline döndürmüşler. Abdusalamov 2 kasımda Mike Perez'in karşısına çıktı. Maçın sert geçmesini bekliyordu; televizyonda yayınlandığında ona şöhret basamaklarını tırmandıracak türden bir maçtı. Onuncu raundda Abdusalamov, maçtaki en ağır darbeyi aldı. Burnundan ve sol göz kapağının üstündeki yaralardan kan damlıyordu. Zaten maçın büyük bir bölümünü kırık bir elle oynamıştı. Boksörün bir başka menejeri olan Sampson Lewkowicz, lokantada otururken, maçı sekizinci raundda durdurmaya niyet ettiğini ama güvenliğin ona engel olduğunu söylüyor. Maçın ardından spor yazarları ve menejerler bir barda toplanıp birbirlerine yorumlarını aktardılar. Aralarında ben de vardım. Hepimizin ortak fikri, heyecan dolu büyük bir maç olduğuydu. Aşağı yukarı aynı sıralarda Abdusalamov spor salonundan çıkıp kaldırıma kusmuş. Bir taksi onu hastaneye götürmüş. Doktorlar kardeşinden ameliyat izni istemiş ve Abdusalamov'un yarım saatlik ömrü olduğunu söylemişler. Beyin MR'ında bir şişlik ve kan pıhtısı görülüyormuş. Doktorlar onu yapay yoldan komaya sokmuş ve kafatasını açmışlar. Abdusalamov ise komadayken felç geçirmiş. Ailesi o gün bugündür yoğun bakım servisinde. Karısı, ikisi 8 ve 4 yaşında, biri 11 aylık olan üç kızıyla birlikte Florida'dan uçağa binip geldi. Kızların en küçüğü, "Da-da" deyip duruyor. Maçta boksörlerin üç metre uzağındaydım. Abdusalamov'un şişmiş ve değişmiş suratını gördüm ve ne savaşçı ama, diye düşündüm. Ne maç… Aradan geçen haftalarda, birçok kişinin ölümüne ya da beyin hasarına yol açan bu sporu niçin haber yaptığımız üstünde düşündüm durdum. Bunu infazcı olarak bilinen boksör Bernard Hopkins'le konuştum. Hopkins, bir beyin ameliyatının ardından komada yatan boksör arkadaşı Leavander Johnson'a yaptığı bir ziyareti bana anlattı. Johnson'un bir yanında o varmış, öbür yanında, güçlü bir darbeyle bir zamanlar yere serdiği Oscar De La Hoya. De La Hoya'ya, "Kendimizi getirdiğimize hale bir baksana", demiş. Johnson ölmüş, ama ona rağmen ne kendisi, ne de De La Hoya emekliye ayrılmayı düşünmüş. 48 yaşındaki Hopkins bu Ekim tekrar ringe çıktı. Boksun hayatını kurtardığını söylüyor. Bana dönüp, "Anlamanı beklemiyorum" diyor. Hopkins, boks kültürünün son yıllarda daha da sertleştiğini, teknik beceri yerine kan banyosunu yücelttiğini aktarıyor; yeni zihniyeti, "Manevra yapıp darbeden kaçmazsan tekrar televizyona çıkabilir, daha büyük bir maç açabilirsin ve biz de kesemizi daha iyi doldurabiliriz" diye açıklıyor. "Eldiven giymiş boksörlerin en büyüğü olan efsanevi Sugar Ray Robinson şimdiki organizatörlerin gözünde sıkıcı diye yaftalanırdı" diye ekliyor Hopkins. Ray "Boom Boom" Mancini, ringde ölüme sebebiyet vermenin nasıl bir şey olduğuna aşina. 1982'de Las Vegas'ta Güney Koreli Duk-koo Kim'le olan karşılaşması televizyonda naklen yayınlanacaktı. Maçta heyecan büyüktü, yumruklarsa bol ve sertti. Karşılaşmadan birkaç gün sonra Kim öldü ve Mancini bunalıma girdi. Gerçi sonra olanlarla barışıp boksa devam etti, ama birini öldüresiye darp etmenin nasıl bir his olduğunu ona hâlâ soruyorlar. Mancini'yse bu olayla tanımlanmak istemiyor. "Bakın" diyor Mancini, "Burada herkes yara alır. Bütün mesele, nereye kadar götürebilirsiniz?" Gerçi sıkı düzenlemeler ve tıbbi gözetimler, kariyerlerin kısa ve rauundların az tutulması sayesinde eskisi kadar değil, ama yine de sık sık boksör ölümleri yaşanıyor. Dövüş Sporları Dergisi'nin Manuel Velazquez Koleksiyonu'nda yayınlanan Joseph Svinth'in 2011'deki araştırmasına göre, 1920'lerde 230'dan fazla boksör ölmüş, 2000'lerde 103. 2010'da altı, 2011'de üç boksör hayatını kaybetmiş. İşin içindekiler (menejerler, antrenörler, televizyon yöneticileri) Amerikan futbolu, buz hokeyi ve araba yarışı gibi başka tehlikeli sporlara dikkat çekiyorlar. Ancak şiddet, boksun bir parçası olmaktan öte, onun omurgası ve en iyi bilinen yanı. İnsanlar boksa bunun için para ödüyor. Ben birçok spor haberi yaptım. Ve büyük bir unvan maçından hemen önceki 30 saniyenin her zaman en heyecanlı an olduğunu söylerim. Futbolda şampiyonluk maçı bir oyun gibidir. Ama boks maçı daha da fazlası. Grinberg, New York'taki yerel haberleri izlemeyi sevdiğini söylüyor. Rus aksanıyla, "Her gün birileri vuruluyor, birileri öldürülüyor" diyor. "New York defterini kapatacağız belki. Ne yapalım, hayat bu" diyor. THE NEW YORK TIMES