E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

STRES KİŞİYİ KAPANA KISTIRIYOR

STRES KİŞİYİ KAPANA KISTIRIYORKapitalist ekonomik sistemin yaygınlaşması, sürat çağma girilmesi, her şeyin çabuk tüketilmesinin bu hastalığı ortaya çıkardığı düşünülüyor. Klinik deneyimlerimiz de bunu doğruluyor. Stres çok önemli etken. Birinci Dünya Savaşı'nda askerlerde aynı belirtiler gözlenmiş ve 'Asker Kalbi' olarak adlandırılmış örneğin...

Dünyada ve Türkiye'deki panik atak oranları nedir?


Bizdeki ve dünyadaki oranlar çok farklılık göstermiyor. Panik atak tarihsel gelişimi ve tanımlanma süreci içinde ekonomik ve sosyal anlamda bir değişimin sonucunda ortaya çıktığı düşünülen bir hastalık. Klinik deneyimlerimiz de bunu doğruluyor. Hızlı yaşam tarzı, beklenti düzeyinin artması buna neden oluyor. Ama mesela stres gerçekten önemli bir etkendir. Birinci Dünya Savaşı'nda askerlerde aynı belirtiler gözlenmiş ve 'Asker Kalbi' olarak adlandırılmış örneğin. Ev kadınlarında da görülüyor ama onların da başka stresleri var.

Panik bozukluğu ve agorafobi


Bir çok panik bozukluğu vakasına belirli derecelerde fobik kaçınma veya agorafobi -bir panik atağı sırasında kaçışın zor olacağı veya utanç vereceği ya da yardım bulunamayacağı yer veya durumlarda bulunmaktan korkma- eşlik eder.

Bu korku, panik bozukluğu olan hastaların günlük etkinliklerini dramatik bir şekilde kısıtlamalarına yol açar. Bu kısıtlama ara sıra kendilerini eve hapsetmeye varacak boyutlara ulaşır.

Panik bozukluğun sonuçları

Epidemiyolojik saha çalışmalarından elde edilen bilgiler, panik bozukluğunun, hastalarda, en az büyük depresyonlardaki kadar ya da daha fazla, sosyal ve sağlık sorunlarına yol açtığını göstermektedir. Bu sorunlar sorunlar alkol bağımlılığı, sosyal ya da ailevi durumu veya her ikisinin de bozulması, fiziksel ve ruhsal sağlığın bozulması, mali durumun bozulması ve intihar girişimlerinin artmasıdır.

İntihar eğilimi düzeyi nedir?

Veisman ve arkadaşları, 18.000'den fazla hastadan elde edilen bilgileri yeniden gözden geçirdiklerinde, panik bozukluğu olan ya da panik araklan geçiren hastaların, diğer psikiyatrik hastalığı olanlara (2.6/1) veya psikiyatrik hastalık öyküsü bulunmayanlara (18/1) oranla belirgin olarak daha fazla intihar düşünceleri ve intihar girişimi riski altında olduklarını bulmuşlardır. Panik bozukluğu olan hastaların yüzde 20si ve panik atağı geçiren hastaların yüzde 12fei yaşamının belli bir döneminde intihar girişiminde bulunmuştur. İntihar girişim riskinin artışı, bu hastalarda önemli depresyon, agorafobi veya alkol ile ilaç bağımlılığı gibi durumlarında birlikte bulunmasıyla açıklanamamıştır.

SİZDEN GELENLER...

Soru: Bazen dayanamıyorum

Merhabalar. Ben size Sivas'tan yazıyorum. İleri derecede panik atak hastasıyım. 2005 yılından bugüne kadar halen çekmekteyim bu rahatsızlığı. Bazen içinden çıkılmaz bir durum oluyor dayanamayacak hale geliyorum. Bıktım artık bu rahatsızlığı senelerdir çekmekten. Artık eskisi gibi özgür olmak istiyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum. Şaştım kaldım ama şunu da çok iyi biliyorum ki hep stresten oluyor bunlar. Doktora gittim. Açıkçası verdiği ilaçları düzgün kullanmadım çünkü ilaç içtiğimde bana bir şey olacak sanıyorum. Sorumu yanıtlamanızı rica ediyorum.

Cevap: Hekim tedavisine uyun

Selam. Panik bozukluğu, iyi bir tedavi yürütülmediğinde genellikle müzminleşen ve ağırlaşan bir hastalıktır. Öte yandan gerek ilaç tedavisi gerekse psikoterapi son derece faydalıdır. Yapılan en önemli hatalardan birisi hekimin planladığı tedaviye farklı nedenlerle uymamaktır. Hekim mutlaka sizin için düşünmüştür. Çektiğiniz ızdırabın farkındadır. Hastalıkların tedavisinde hekim hasta ilişkisi, güven çok önemlidir. Onun için tekrar hekiminize danışınız. Ve düzenledik tedavi protokolüne mutlaka sadık kalmalısınız.

 

Soru: Kendimi anlatamıyorum

Selamlar. Ben panik atak hastasıyım. İlaç tedavisi gördüm. İlaçlarımı 6 ay kullandım ama sonra da bıraktım. Şimdi vücudumu dinliyorum. Sol kolumda sol kısmımda ağrılar oluyor. Bu sebeple aklımdan türlü türlü şeyler geçiyor. Kalp krizi geçiriyorum sanıyorum. Aslında her zaman sıkıntılıyım. Doktora gidiyorum bana sende bir şey yok diyorlar. Kendimi ve yaşadıklarımı anlatamıyorum.

 

Cevap: ilacı kendiniz bırakmayın

Merhabalar. Anlattığınız durumlarda tedavi­nize devam etmeniz gereklidir. İlaç tedavi­nizi doktorunuza sormadan mı bıraktınız? Bu doğru değil. İlacı nasıl ki hekim bir plan çerçeve­sinde yapıyorsa doz artırımı ve azatlımı da yine hekimin kontrolünde ve tedavide ihtiyaca göre yapılmalıdır. En küçük bir iyileşme halinde ilacı bırakma eğilimi bazı kişilerde baş göstermekte­dir. Bu tedaviyi olumsuz etkiler. Böyle durumlar­da aile yakınları kişiye ilaçları kullanması yönün­de telkinde bulunmalıdırlar. Kendisini ikna edemiyorlarsa tekrar muayene olana kadar kullan­masını sağlayarak hekimine gittiğinde durumu ona söylemesini sağlamalıdırlar. Hekim kontrolü olmadan kişinin kendisinin ilacı bırakmasını ke­sinlikle sakıncalı bulmaktayız.