E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

FOBİ BİLGİSAYARA İTİYOR

FOBİ BİLGİSAYARA İTİYOR

Şaban Özdemir (NP GRUP)


Gelişen teknolojiye paralel iletişim araçlarında çeşitlenme yaşanırken bilgisayar ve beraberinde internet kullanımı son dönemlerin en popüler kullanım alanlarından biri. Öyle ki dünyanın birçok yerinde bilgisayar ve internet, insanoğlunun vazgeçilmez iletişim aracı ve eğlence mekânı halini aldı.

 


Doğru ve yerinde kullanımı bireye birçok alanda fayda sağlarken bilinçsiz kullanım telafisi mümkün olmayan sorunlara neden olabiliyor. NP Etiler Polikliniği'nden uzman psikolog Aynur Sayım, bilgisayar ve internet kullanımının çocuk üzerindeki artı ve eksilerini değerlendirdi.

Psikolog Aynur Sayım;

DOĞRU KULLANIM PSİKOSOSYAL GELİŞİMİ OLUMLU ETKİLİYOR


"Çocukların psikososyal gelişimi üzerinde pek çok etkenin olduğunu söyleyebiliriz. Teknolojinin gelişmesi, yaygın olarak bilgisayar, internet ve soysal paylaşım ağlarının kullanımının yaygınlaşması, doğru kullanımı söz konusu ise çocuğun psikososyal gelişimini olumlu etkiliyor. Ancak yanlış ve yoğun kullanımı pek çok sakıncayı beraberinde getiriyor.

BİLİNÇLİ KULLANIM KAZANÇ OLACAKTIR

Bilgisayarda internet üzerinden çocukların oyunlar oynaması, araştırma yapması, kendi potansiyelini keşfetmesi ve zenginleştirmesi açısından; ses-ışık- hareket uyaranlarına verdiği cevaplar, sorun çözümü, hedefe ulaşmak için farklı yollara girmesi onda deneyimleme gibi tecrübeler edinmesine yardımcı olabilmektedir. Sosyal paylaşım ağlarında yazışması ise sosyal ilişki kurma, sürdürme açısından faydalı olabileceği gibi, eğer çocuğun diğer kişilerle tek kurduğu iletişim yolu sanal ortamda ise bu durumda çocukta sosyal ilişki zorluğu var ya da oluşabilir gibi bir tehlike de söz konusu olabilmektedir.

SOSYAL FOBİLER DAHA ÇOK SANAL İLETİŞİMİ TERCİH EDİYOR

Pek çok sosyal fobi vakalarında çocukların iletişim için bu yolu tercih ettiklerini görüyoruz. Çocuk, toplum içinde, grup içinde rahat davranamadığı, kendini sakladığı için iletişim becerileri kısıtlı olduğu için sosyal paylaşım ağları üzerinden konuşuyor, yazışıyor, kendisine sanal bir dünya kuruyor. Bu bağımlılık haline gelince de; sadece yeme, tuvalet ihtiyaçlarını giderip bilgisayarın başından kalkmayan vakalara dönüşüyor. Bu şekilde kendilerini sanal dünyada varediyorlar, varolduklarını hissediyorlar.

BİLGİSAYAR BAĞIMLILIĞI KİMLERDE DAHA FAZLA

Davranım bozukluğu, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, bipolarite gibi durumlarda çocuk, dürtülerini kontrolde zorlanıyor ve bağımlılık potansiyeli yüksek olabiliyor. Bu çocuklarda internet, bilgisayar, msn bağımlılığına daha fazla rastlayabiliyoruz. Böyle bir durumda psikiyatrik ve psikolojik desteğin mutlaka alınması gerekli. Çocuk dürtülerini kontrol etmeyi öğrenmeli, sağlıklı bir sosyal gelişim için, yeterli sosyal ilişkiler yaşamaya da zamanı olmalı, sosyal beceri çalışmaları da diğer çalışmalara paralel götürülmelidir.


FAZLA BİLGİSAYAR KULLANIMI ASOSYALLEŞTİRİYOR


Zamanının büyük kısmını bilgisayar başında geçiren çocuk, sosyalleşemez, aile ve çevre ile yeterli ve sağlıklı bir iletişim kuramaz, dolayısıyla dil gelişimi, sosyal gelişimi, motor gelişimi, kısacası tüm alanlarda gelişimi yavaşlar ve gerileme gösterir. Zihinsel fonksiyonları da yavaşlayabilir. Öğrenmesi yavaşlar, yaşam kalitesi düşer, birtakım psikiyatrik, psikolojik sorunlar da eklenebilir. Yani birtakım psikiyatrik sorunlar bağımlılığa neden olabileceği gibi, sanal iletişime ayrılan fazla zaman da psikiyatrik, psikolojik sorunlara yol açabilmektedir." Diyor.

Uzman psikolog Aynur Sayım ebeveynleri de uyarmadan geçmiyor. Ebeveynlere yönelik ise Sayım;

MODEL OLMAK ÖNEMLİ

"Eğer anne, baba, aile bireylerinin bilgisayara ilgisi fazla ise çocukların kişilik gelişimlerinde anne-babayı taklit ederek, modelleyerek öğrendiklerini göz önüne aldığımızda, çocuğun bir sosyal paylaşım ağı, internet bağımlısı olmasının nedeni kolaylıkla açıklanabilir. Ailede disiplin zayıf ise böyle bir modellik varsa, çocuğun duygusal ihmali varsa, evde çocuk bilgisayar başında zaman geçirirken, aile rahat nefes alıyorsa, bu çocuklar, daha fazla risk altındadır.

VERİLECEK EN DEĞERLİ ŞEY ZAMAN VE SEVGİ

Çocuğumuza vereceğimiz en değerli şey zamanımız ve gerçek sevgimiz. Çocuğunuzun tüm ihtiyaçlarını hemen yerine getirmek, hatta istemeden onu hediyelere boğmak, çocukluğumuzda sahip olamadıklarımız adına, ona her şeye sahip olduğu bir dünya sunmaya çalışmak da çocuğun doyumsuz olmasına, dürtü kontrolünü öğrenememesine neden oluyor. Çocuğun bu dönemde bol oyun oynamaya ihtiyacı var, hem anne baba ile hem yaşıtlarıyla.

Ebeveynler çocuklarıyla oyun oynamalı. Bu hem çocuğun sosyalleşmesi hem duygusal boşalımı hem öğrenmesi açısından çok destekleyici. Anne-babanın çocuklarını tanımaları ve çocuklarına ulaşabilmeleri için de bir fırsat.

Çocuk, her şeye yeterli ve dengeli zaman ayırıyorsa, sorun yok demektir. Bu zaman yönetimini aile kontrolünde öğrenmesi mümkün. Aile hem disiplini uygulayıcı, hem çocuğun isteklerine duyarlı, ama kararlı bir tutum sergilerse çocuğun kişilik gelişimi sağlıklı oluşacaktır." Dedi.