E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Zehirli bitkilerin pişirildiğini biliyor muydunuz?

Zehirli bitkilerin pişirildiğini biliyor muydunuz? İnsanlar zehirli bitkileri pişirmeyi nasıl öğrendi?

Zehirli bitkilerin pişirildiğini biliyor muydunuz?

1860'ta Robert Burke ve William Wills Avustralya'nın güneyindeki Melbourne'den kuzeydeki Carpentaria Körefezi'ne doğru yola koyuldu. Amaçları, Avustralya'nın o güne dek hakkında fazla şey bilinmeyen iç bölgelerini keşfetmekti.

Ancak keşif planlandığı gibi gitmedi. Burke, Wills ve yanlarına katılan İrlandalı asker John King dönüş yolunda yiyeceklerini tüketmişti. Bir dere kenarında mahsur kalmışlardı. "Dereden ayrılamadık, iki devemiz de öldü, yiyeceklerimiz tükendi. Hayatta kalmaya çalışıyoruz" diye yazmıştı Wills.

Bu bölgede yaşayan aborijin Yandruwandha kabilesi ise tüm olumsuz koşullara rağmen yaşamını sürdürebiliyordu. Kabile üyeleri, "nardoo" (Marsilea drummodii) adını verdikleri dört yapraklı yonca benzeri bir tür eğrelti otunun tohumlarını ezerek yaptıkları ekmeklerden verdiler kâşiflere.

Burke, aborijinlere saldırıp silahını patlattı ve onları korkutup kaçırdı. İki arkadaşı, onun hayatta kalmak için gereken becerileri öğrendiğini sanmıştı. Bu tohumlardan bulup kendi ekmeklerini yapmayı denediler. Başlangıçta her şey normal görünüyordu. Karınları doymuştu. Ama bir süre sonra halsizlik başladı. Bir hafta sonra ise Wills ve Burke ölmüştü.

Tohumları yenebilir hale getirmek için bazı işlemlerden geçirmek gerekiyordu. Zira bitkinin içerdiği "tiaminaz" adlı bir enzim insan vücudunda zehir etkisi gösteriyor, vücuttaki B1 vitaminlerini parçalayarak besinlerin emilimini imkansız hale getiriyordu. Yani kaşiflerin karnı tıka basa doymuş olsa da hiçbir besin alamamışlardı.

Yandruwandha kabilesi ise tohumları pişiriyor, ezip un haline getiriyor ve hamuru küle bulaştırıp enzimin zehrini etkisiz hale getiriyordu. Tüm bunlar, tesadüfen öğrenilecek bilgiler değildi.

Manyok kökü

Nardoo bitkisi kadar zehirli olan bir başka bitki de manyok köküdür. Afrika ve Latin Amerika'da önemli bir kalori kaynağı olan ve çokça tüketilen bu bitkinin acı ve tatlı türleri bulunuyor. Acı manyok hidrojen siyanür içerir. İşlemden geçirilmediği ve iyi pişirilmediği durumda zehirlidir; karaciğer ve beyin gibi organlarda hasara, bacaklarda felce yol açar.

Fakat 1981'de Mozambik'te görev yapan genç İsveçli doktor Hans Rosling bu bilgiye sahip değildi. Birçok hastası bacaklarda felç şikâyetiyle kliniğe geliyordu. Ancak belirtiler ne çocuk felcine ne de tıp kitaplarındaki diğer hastalıklara benziyordu.

Salgın hastalıklar uzmanı arkadaşı Julie Cliff sonunda ne olup bittiğine açıklama getirebilmişti. Hastaların tümü, tam işlemden geçirilmemiş acı manyok kökü içeren yiyecekler tüketmişti.

Açlık çeken bu insanlar işlemlerin sonlanmasını beklemeden manyok kökü yemiş ve bunun sonucunda felç olmuştu. Buna konzo hastalığı deniyor.

Deneme-yanılma

Etrafımız zehirli bitkilerle dolu. Bunların bir kısmı sadece pişirme yoluyla, bir kısmı ise uzun ve karmaşık işlemlerden geçirilerek yenebilir hale getirilebiliyor.

Evrimsel biyoloji uzmanı Joseph Henrich, bunun bir tek kişinin öğrendiği bir şey olmadığını, bu bilginin kültürel olduğunu vurguluyor. Kültürlerimiz, biyolojik türlerin evrimine paralel bir şekilde yürüyen deneme-yanılma süreçleriyle ilerler. Tıpkı biyolojik evrim gibi kültürel evrim de zamanla oldukça gelişkin sonuçlar verir.

BBC TÜRKÇE



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: