YAŞANANLARI YORUMLADI

YAŞANANLARI YORUMLADI
Paylaş:

Zeynep Güçlücan

İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhanm Siirt yaşanan olayları değerlendirdi.


Uğur Canbolat'ın hazırlayıp sunduğu Ayhan Pala'nın yönetmenliğini yaptığı kendine iyi bakmak isteyenlerin, modern insanın sorunlarına dair yeni arayışlar bulan yeni çözümler üreten ekranların 'Koruyucu Ruh Sağlığı' programı İyi Bak Kendine geçtiğimiz akşam Siirt'de yaşanan inanılmaz olayı ele aldı.

Siirt Pervari’de 8 yatılı ilköğretim okulu öğrencisinin 2 ve 3 yaşındaki biri erkek 2 çocuğa tecavüz edip birini boğarak öldürdükleri ortaya çıkmıştı. Türkiye'nin kanını donduran bu organize vahşette uzmanlar ne düşünüyor. Türkiye bu durumu nasıl geldi, neler yapmalı, kimlere hangi sorumluluklar düşüyor.

İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İyi Bak Kendine programında bu vahşetinin sebebini tüm yönleriyle anlattı.

İşte Tarhan'ın açıklamaları:
 

"Bu gerçekten konuşulması zor bir konu. Özellikle 13-14 yaşındaki çocukların 2-3 yaşındaki çocuklara karşı fiziksel ve cinsel tacizin birlikte olduğu bir olay yaşanıyor.
 
Konuyu tartışırken yargı süreci olduğunu, sürecin sürdüğünü ve bazı şeylerin net olmadığını bilmemiz gerekir. Olay şu anda basına yansıdığı gibi olmayabilir farklı olabilir. Ama medyadan bilindiği kadarıyla genel bir değerlendirme yapacağım.
 
Bu konuda toplumu bilinçlendirmek ve bilgilendirmek gerekir. Olayı direk analiz etmek şu anda çok doğru değil, mümkün de değil zaten. Bu yaştaki çocuklar suç işlediği zaman genellikle psikiyatrik değerlendirme önce cezai sorumluluğu var mı ona bakılır. İşlediği suçun farkındamı değil mi, ayırt edebiliyor mu, bunun suç olduğunu biliyor mu bilmiyor mu ona bakılır.

SUÇUN NE DEMEK OLDUĞUNU BİLMİYORLAR
 
Uzmanlık yıllarımızda bu tarz vahşice cinayet işleyen çocuklar çok getirilirdi. Ergenlik dönemi dikkate alınırdı. Hormonal uyarılması olsa bile bu çocukların bir kısmı suçun anlamını, ne gibi sonuçları olduğuyla ilgili gerekli sorumluluğu bilemiyor. Suçun anlamını ve ne gibi sonuçları olduğuyla ilgili bilgisi yoktur. Bu yapılan muayeneyle anlaşılır.

ASLINDA HEPİMİZ SUÇLUYUZ
 
Burada 8 çocuktan bahsediliyor. Bu konuda bir de YİBO boyutu var. Bu konuda ben de kendimi vicdani olarak suçlu hissettim. Birkaç yıl önce Meclis'te risk altındaki çocuklarla ilgili 2 Milletvekilimiz bizi hastanemize ziyarete gelmişti.
 
Bu milletvekillerimiz mecliste çocuklarla ilgili yaptıkları komisyon çalışmalarında "YİİBO'ların durumu iyi değil. YİBO'lara yardım edelim. Bu çocuklara koruyucu ruh sağlığı hizmeti verelim, psiko dramalarla eğitim verelim" diye çırpınıyorlardı.

BİRARADA OLMAMALILAR
 
Bu konuda maalesef çok fazla birşey yapılamadı. Çünkü gençler burada yatılı. Burası yatılı bölge okulları. 8 yıllık okullar. Bu çocukların 8 sene aynı binada kalmaları bir arada kalmaları doğru değil. 13-15 yaşındaki çocuklar ergenlik geçiş döneminde çocuklar. 8 yaş altındaki çocuklar ise daha farklı çocuklar. Bunların 8 sene birarada kalmaları çok sakıncalı. YİBO'ların böyle bir problemi var.
 
Bu 8 senelik zorunlu eğitimden sonra çocuklar taşıma problemi olmasın diye yatılı okula toplandı. 8 yıl içerisinde 7-15 yaş arası çocukların bir arada olması çok sakıncalı. Pedogojik olarak bunun sorgulanmaı lazım
 
Günümüzde pornografik materyalin, erotik uyaranların çok fazla olması, internet ortamında fazla bulunmaları etkiliyor. Çocukların bombardıman altında olduğunu biliyoruz. Bunun sonucunda da çocukların ruhları olgunlaşmadan cinsellikleri olgunlaşıyor, cinsellikleri ortaya çıkıyor. Bunlar zaten ergenlik dönemindeler. Çocuk neyin doğru neyin yanlış olup olamdığını anlayamadan birbirlerinin etkisiyle zaten ergenlik 1-2 yaş öne geliyor.
 
Çok daha hata yapma, çok fazla arzu dürtü yapamama, kenDisine direnç gösterememe durumındayken böyle suçlar işlenebiliyor.

YAŞAM KOÇLARI VERİLSİN
 
Bu yaş grubunun kendinde daha çok farkındalık geliştirilmesi gösterilmesi, daha doğru şekilde eğitilmesi gerekiyor. Bu çocuklara yaşam koçları verilmesi gerekiyor.
 
O çocuklar dersler bittikten sonra kendi hallerine bırakılıyorlar. Kendi aralarında ne yaptıklarını bilmiyoruz. En az 10-15 çocuğa yaşam koçları verilmeli, ağabey tarzında birilerinin onları yönlendirilmesi gerekiyor. Onları yönlendirmesi, dinlemesi, paylaşması gerekir. 
 
Birçok yatılı okulda bu uygulama var. 15-20 gençten sorumlu eğitimciler var. Birlikte geziyorlar, kültürel gezilere katılıyor. Psikolojik ihtiyaçlarını böyle gideriyorlar. O kimlik karmaşalarını sağlıklı bir şekilde geçiriyorlar.

YİBO'LAR SORGULANSIN
 
Ama YİBO'larda bu uygulama yok. Yatılı okullarda böyle bir sistem kurmak gerekir. Bunu sorgulanması gerekiyor.
 
Diğer bir boyutta olay adalete intikal etmiş durumda. Olay 1 sene önce olmuş aslında. Basın bu konuda biraz hoyrat davrandı. Siirt halkının, gençlerinin, akrabalarının onurlarının sarsılmasına neden oldu. Bu olayın kendi mahremiyetinde içinde yargılama süreci gerekirdi. Basın hoyrat davranmamalı.
 
PEKİ NEDEN BÖYLE OLDUK
 
Bu 90 sonrası kuşakların bu konuda ciddi bir risk altında olduğunu bimemiz gerekir. 90 sonrası kuşakların 2 özelliği var. 1. özellikleri, iletişim internet ortamı dolayısıyla yoğun bilgi bombardımanı, yoğun popüler kültürün propagandası ve bunun etkisiyle hedonizmi yani çocuk zevkciliği yüceltilmesini görüyoruz.

RAHAT BİR KUŞAK YETİŞİYOR
 
Son derece konfortizm var. Son derece rahat bir gençlik, kuşak yetişiyor. Diğer özellik de 90 sonrası kuşakta soğuk savaş bitti. Soğuk savaştan önce gençlerin hangi dünya görüşünde olursa olsun bir sosyal idealleri vardı, toplumsal hedefleri vardı. Kendisi için değil, yaşadığı sosyal yapının bir parçası olduğunu hissederek  yaşıyorlardı.

İDEALLER DEĞİŞTİ
 
Şimdi ise kapitalist ahlakın idealleri verildi. Kendin için elde et, sahip oldukların seni mutlu eder, zincirleri kır, duvarlaırı yık, özgür yaşa, mutluluk sahip olmaktadır, anı yaşa gibi bir popüler kültürün propagandası var.

HERKES DÜŞÜNSÜN
 
Toplum için birşeyler yapmak, başkaları için birşeyler yapmak, başkaları için çile çekmek gibi soyut ideallar verilmiyor gençlere.  Amaçsız bir gençlik yetişiyor. Bunun da muhakkak bir bedeli olacaktır. Özellikle aile bağları kuvvetsiz. Bu olayda da görüyouz 7-8 kardeş var anne baba çok ilgisiz. İlgisiz çocuk büyütüyorlar. Toplumun bir ürünü bunlar. Kimse kimseyi suçlayarak kendini rahatlatmaya çalışmasın. Herkes ben ne yapabilirim, benim üzerime ne gibi sosyal bir sorumluluk düşüyor diye düşünmeli çabalamalı.
 
Kollektif bir sorumluluk var. Medyayı, televizyonu, hükümeti, anne babayı çevreyi suçlayarak kimse egosunu rahatlatmasın. Her an her yakınımızn başına gelebilir. Bu nedenle herkesin ben ne yapabilirim, insanlığa ve ülkeme, yakınlarıma olumlu yönde nasıl katkı sağlayabilirim diye sorması gerekir. Herkesin sorumluluk hissetmesi gereken bir konu.

GÖZLERİMİZİ KAPATIP DÜŞÜNMEK YETERLİ
 
Gözlerimizi kapatıp birkaç dakika düşünmek bile yeterli bu çocukları. Adalette çocuk çağrıcıları var. Bu çocuklara çocuk mu diyeceğiz şimdi o çocukları öldürenlere.
 
Bunların hepsi Türkiye'nin ve dünyanın sosyal gidişinin masaya yatırılması gerektiğinin işaretleridir bunlar. Münferit olaylar değil maalesef.

DEĞERLER EROZYONU
 
Burada bazı değerler erozynunun çığlığıdır bu. Toplumdaki değerler erozyonunun Sosyal duyguların zayıflamasının, aşınmanını çığlıdıır. Bu çığlığı yangının işareti gibi, küçük alevleri gibi düşünüp daha büyümeden birşeyler yapmak gerektiğini düşünüyorum. "
 
Uğur Canbolat'ın hazırlayıp sunduğu Ayhan Pala'nın yönetmenliğini yaptığı Kendine İyi Bak Programı hafta içi her akşam 23.30'dan sonra ÜLKE TV'de.. ÜLKE TV TÜRKSAT 2 A uydusu, KABLO TV, DIGITURK 38. ve D-SMART 94. kanaldan izlenmektedir.