YALNIZ ÇOCUK SUÇA YÖNELİYOR

YALNIZ ÇOCUK SUÇA YÖNELİYOR

YALNIZ ÇOCUK SUÇA YÖNELİYORGençlerde yalan söyleme, hırsızlık, otoriteye meydan okuma gibi davranış bozuklukları ve ruhsal sorunlar giderek artıyor. Uzmanlara göre bunun nedeni geleneksel aile yapısındaki değişiklikler. Anne ve babası boşanan çocukların ileride depresyon geçirme riski çok yüksek.

Aile bozuklukları genci de bozuyor

Gençlerde davranış bozuklukları ve ruhsal sorunlar eskiye oranla artıyor. Uzmanlara göre bunun nedeni aile yapısındaki değişiklikler.

İngiltere'de, Psikiyatri Enstitüsü uzmanlarının 15-16 yaşlarındaki gençlerle 1974, 1986 ve 1999'lı yıllarda yaptıkları ve 25 yılı kapsayan araştırmaların sonucunda gençlerin ruhsal sağlıklarının hızla bozulduğu ve daha çok davranış bozukluğu göstermeye başladıkları ortaya çıktı. Uzmanlara göre 1990'lı yılların, yani son araştırma grubunun gençleri, anne babalarının gençliğine göre daha çok davranış bozukluğu gösteriyor. Başka değişle problemli gençlerin oranı 1970'lere göre ikiye katlanmış durumda. Aynı zamanda 70'li yıllara oranla boşanan çiftlerin oranı iki kat, bekar anne ya da babalardan oluşan ailelerinki de üç kat artmış durumda. Birçok kişi, ruhsal sağlık ve davranışlarındaki bu bozukluktan yola çıkarak artık gençlerin kontrolden çıktığını düşünüyor. Uzmanlara göre, gençlerin davranışlarındaki bu bozulmanın nedenlerinin başında geleneksel aile yapısının çökmesi ve yerini bekar anne ya da babalardan oluşan ailelere bırakması geliyor. Tek ebeveynle yetişen çocukların ruhsal sağlıkları yaşıtlarına oranla daha bozuk oluyor. Uzmanlara göre çocuklukta yaşananların, anne-babaların tutumlarının ve erken sosyalleşmenin de ileride gelişecek olan davranış bozukluklarında büyük etkisi var. "Time Trends in Adolescent Well-Being"de (Genç Sağlığında Yeni Trendler) yayımlanan bir makaleye göre; 1970'lerde 15-16 yaşlarındaki her on dört erkekten biri, 1980'lerde her sekiz erkekten biri davranış bozukluğu gösterirken bu rakam 1990'larda altıda bire düşmüş. 1970'lerde her on yedi kızdan biri, 1980'lerde her on iki kızdan biri, 1999'da ise her sekiz kızdan biri karşı cinsleri gibi davranış bozukluğu gösteriyor. Ayrıca 1980 ile 1990'ların sonlarında duygusal problemler yaşayan gençlerin sayısında da büyük artış gözleniyor. 1980'lerde her sekiz kızdan biri duygusal problem yaşarken, 90'ların sonunda bu rakam her beş kızdan bire çıktı. Erkeklerde duygusal problem yaşama oranı ise 80'li yıllara oranla iki kat artarak her sekiz kişiden bire çıktı. Uzmanlar, son 25 yılda yapılan tüm araştırmalar göz önüne alındığında davranış bozukluklarının hem genç erkeklerde, hem genç kızlarda büyük oranda artış gösterdiğini söylüyor. Yine uzmanlara göre 1980'lere oranla günümüzde hem genç kızlarda hem genç erkeklerde depresyon, huzursuzluk gibi ruhsal bozukluklar da artıyor. İngiliz uzmanlar davranış bozukluklarının yanı sıra ruhsal sağlıkta gözlenen bu bozukluğun nedeni olarak yine geleneksel aile yapısının bozulmasını gösteriyor. 1970'lerde çocukların sadece yüzde 7'si bekar anne ya da babaları tarafından büyütülürken, bu oran 1980'lerde yüzde 12'ye yükseldi. Günümüzde ise bu rakamın yüzde 23'lere kadar çıktığı söyleniyor. 1970'lerde araştırmaya birlikte katılan anne babaların rakamı 10 bin, 1980'lerde 7 bin civarındayken, 1999'da ise bu rakam sadece 868.

KAYNAK: YALNIZ ÇOCUK SUÇA YÖNELİYOR 2//www.sabah.com.tr/

Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Çocukluk çağında olduğu gibi erişkin yaşamda da DEHB tedavisinde ilaç kullanımı genellikle etkili ve hızlı cevap oluşturur.
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Randevu Al