Vitamin deposu otlar

Doğada kendiliğinden yetişen otların sağlık açısından faydaları…

Vitamin deposu otlar

Doğada kendiliğinden yetişen otların sağlık açısından faydaları…

otlarDoğada kendiliğinden yetişen ve Anadolu'da yaygın olarak tüketilen birçok ot, E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri bakımından oldukça zengin. Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu ve yemlik gibi otların tam bir vitamin deposu olduğu belirten uzmanlar, uygun koşullarda tüketilmesinin sağlık için oldukça yararlı olacağı tavsiyesinde bulunuyorlar. Doç. Dr. Nurten Budak, bu otların vitaminlerin yanı sıra demir ve kalsiyum mineralleri bakımından da zengin bir içeriğe sahip olduğunu kaydederek şu bilgileri verdi: “Doğada kendiliğinden yetişen madımak, ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu ve yemlik gibi otlar E, A, C, B2 ve B6 vitaminleri, demir ve kalsiyum mineralleri bakımından oldukça zengindir. Bu vitamin ve minerallerin yetersizliği kansızlık, cilt bozuklukları, sindirim ve sinir sistemi bozukluklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle doğada bol bulunan bu otların tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Bu otlar içeriklerindeki vitamin ve mineraller ile çeşitli hastalıklara, ilaçlara, bazı kimyasal maddelere ve hava kirliliğine karşı vücudun direncini artırırlar, ısı değişimlerine karşı vücudu korurlar. Böylece vücudun savunma mekanizmaları güçlendirilmiş olur.”

HAMİLE VE ANNELER İÇİN DE ÖNEMLİ BESİN KAYNAĞI

Otların içeriklerinde bulunan A vitamininin depolanabilme özelliğine sahip olduğunu da belirten Budak, A vitaminlerinin bitkilerde bulunan karatoneidlerin depolanarak vücutta uzun süre kullanıldığını ve bu vitaminlerin hücreleri koruyucu özelliği olduğunu söyledi. Otların içeriğinde bulunan folik asitlerin ise gebe ve anneler için daha büyük önem taşıdığını ifade eden Budak, “Otların içeriğinde bulunan folik asit de beslenme açısından oldukça önemli bir vitamin çeşididir. Gebeler ve anneler diğer insanlara göre günlük olarak daha fazla folik asit tüketmelidirler. Bu açıdan otlar, gebeler ve anneler için de önemli bir besin kaynağıdır” diye konuştu.

BU OTLAR NASIL TÜKETİLMELİ?

Doğadan toplanan otların tüketilmeden önce temizliğinin iyi şekilde yapılması gerektiğine dikkati çeken Budak, şöyle devam etti: “Otların içeriğindeki folik asit ve C vitamini suda erime özelliğine sahiptir. Bu nedenle pişirilerek yenecekse otların pişirme suları dökülmemelidir. Bu otların ıspanak gibi yemeği yapılabilmesine rağmen daha çok taze olarak tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Taze tüketimin yanı sıra ısırgan otunun böreği, madımağın bulgurlu yemeği veya kuzukulağının salatası yapılabilmektedir. Bu otların kurutularak yenmesini tavsiye etmiyoruz.” HÜRRİYET AİLE
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Ccimriliğin başlı başına bir hastalık olarak tanımlanamayacağını belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ancak cimri olmanın ve bu dur
  • Yaşam tarzı tıbbı yani Lifestyle Medicine; araştırma, önleme ve tedavi etme ile yakından alakalı olan bir tıp dalıdır. Yaşam tarzı tıbbı; pek çok yaşa
  • Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Kahramanmaraş Milli Eğitim Bakanlığı Dulkadiroğlu Rehberlik ve Araştırma Mer
  • Panik atak, hiçbir neden yokken ortaya çıkan ve insanların yaşam kalitesini düşüren bir ruhsal hastalık olarak tanımlanıyor.
  • Öğrenilmiş çaresizlik nedir? Öğrenilmiş çaresizlik sendromu, başarma isteğini yok ediyor!
  • Narsistik kişilik, “Tanrılaştırılmış ve gerçekçi olmayan bir öz önem duygusu” olarak tanımlanıyor.
  • Randevu Al