Uykusuz geceler hayatınızı karartmasın

Gece nefes kesilmesi ve horlama gibi şikayetlerle ortaya çıkan uyku bozuklukları, sadece uyku kalitesini etkilemediği birçok ciddi hastalığa yol açıyor.. Uykusuz geceler hayatınızı karartmasın!

Uykusuz geceler hayatınızı karartmasın

Gece nefes kesilmesi ve horlama gibi şikayetlerle ortaya çıkan uyku bozuklukları, sadece uyku  kalitesini etkilemediği birçok ciddi hastalığa yol açıyor.. Uykusuz geceler hayatınızı karartmasın!

Türk Uyku Tıbbı Derneği Seçilmiş Başkanı ve Erciyes Üniversitesi Tıp  Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Aksu, uyku bozukluğunun kişinin sadece gece uykusunu ve uykudaki bozulmaya bağlı olarak  gündüz uykusunu etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda başka hastalıkların da  ortaya çıkmasına neden olduğunu belirtti. Kalp krizleri veya beyin felçlerinin daha çok sabaha karşı olmasının  nedeninin uyku bozukluğu olduğunu ifade eden Aksu, şu bilgileri verdi: “Uyku bozukluğu, sadece kaliteli uykuyu engellemekle kalmıyor. Uyku  bozukluğu obstrüktif uyku apnesi sendromu (uykuda horlama ve nefes durması) ve  huzursuz bacaklar sendromu adı verilen hastalığa neden oluyor. Uyku  bozukluklarında değişik etkilere bağlı olarak gece kısa uyanıklıkların olması  kalp damar ve beyin damar hastalıkları yani felçlere yol açıyor. Uyku apne  sendromu tedavi edilmezse insanların yaşam süresi, bu hastalığı olmayanlara göre  belirgin şekilde daha kısa. Kalp krizlerinin sabaha karşı daha çok olmasının veya  felçlerin gece daha çok olmasının nedeni de bu hastalarda daha önceden tanı  konulmamış uyku apne sendromunun var olmasıdır.”

UYKU BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYIN...

 Uyku apne sendromu yaşayan insanlarda kalp damar hastalıklarına neden  olan faktörlerin ciddi şekilde arttığını dile getiren Aksu, “Bu hastalarda gece  boyunca kalp krizine neden olan birtakım maddelerin sentezi artıyor, daha fazla  sentezlendiği için özellikle sabaha karşı saatlerde kalp krizleri artıyor”  dedi. Gece horlama ve nefes durmalarıyla kendisini gösteren hastalıkta ayrıca  tansiyon yüksekliği ve şeker hastalığının da çok daha sık görüldüğünü ifade eden  Aksu, şöyle devam etti: “Bu hastalarda enerji metabolizmamızı düzenleyen leptin hormonunun  yapısı bozuluyor. Bu durumda kanda daha yüksek düzeyde şeker kalıyor. İnsülin  metabolizması bozuluyor ve şeker hastalığına yatkınlık artıyor. Bu kişiler de  obezite de önemli bir sorun olarak ortaya çıkar. Uyku apneli kişileri ne kadar  zayıflatmaya çalışırsanız çalışın, bu kişiler zayıflayamaz. Bunun nedeni aslında  hastalığın kendisidir. Çok yanlış bilinen şekilde şişman kişide uyku sendromunun  ortaya çıktığı düşünülür. Aslında bu doğru değil. Şişman kişide uyku apnesi  sendromunun olmasının nedeni, uyku apneli sendromlu kişilerin zaten kilo almaya  meyilli olmasıdır. Bunun nedeni hastalığın leptin üzerindeki etkisidir. Bu  kişiler, ne kadar diyet uygularsanız uygulayın hastalığı tedavi etmediğiniz  sürece bu diyet bir işe yaramaz. Uyku apne sendromu, kalp krizi, felç, şeker ve  tansiyon hastalıkları için çok önemli risk faktörüdür.” Uyku apnesinin yumuşak damaktaki kasların beyin tarafından yeteri kadar  uyarılamamasından kaynaklandığını hatırlatan Aksu, bu kaslar gevşek olduğu için  uyku sırasında nefes kesilmesi yaşandığını kaydetti. Gece horlaması veya uyuyamama gibi şikayetlerin bu nedenlerle basite  alınmaması gerektiğini anlatan Prof. Dr. Aksu, bu sorunun sistemik olarak tüm  bedeni etkileyen bir hastalık olduğunu vurguladı. Uyku apnesinin, uyku bozukluğu, gece uykuya dalarken bacaklarda yanma ve  ağrı, horlama, gündüz uykululuk hali, gece nefes durmaları ve gece terlemesi gibi  belirtilerle ortaya çıktığını anımsatan Aksu, şişman ve yaşlı kişilerin bu  hastalık için en büyük risk grubunu oluşturduğunu söyledi. Huzursuz bacaklar sendromu hastalığının ilaçla tedavi edildiğini,  obstrüktif uyku apnesi sendromunun tedavisinde solunum destek cihazları  kullanıldığını bildiren Aksu, tedavisi mümkün olan uyku bozukluğu hastalığının  tanısında geç kalınması durumunda çok ciddi sağlık sorunları yaşandığını  sözlerine ekledi. A.A
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Bebeklerin geçiş dönemlerinde, babaların rolü nedir? Nasıl bir baba olmalı? Yoksa sizin bebeğinizde babasına çok mu düşkün?
  • Eşinizin veya sevgilinizin arkasından ne kadar yas tutabilirsiniz? NPİSTANBUL Beyin Hastanesi'nden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar anlattı...
  • Lösemi ile mücadelede ailenin tutumları tedavi sürecinde çok etkili.
  • Aşk herkese göre değişen kavram; kimine göre süresi, kimine göre şekli önemli. `Aşk olmazsa meşk olsun` diyen de var, aşkın platoniğini seçen de.
  • Okyanusta karaya en uzak nokta Nemo Noktası olarak biliniyor.
  • Randevu Al