Türk dünyasının birlik ve beraberliği çok önemlidir

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Türk dünyasının milli konularda mutabakat sağlaması çok önemlidir” dedi.

Türk dünyasının birlik ve beraberliği çok önemlidir
Paylaş:

Üsküdar Üniversitesi İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Türk Dünyasında İnsan Haklarının Mevcut Durumu ve Sorunları" panelinde Batı Trakya’dan Doğu Türkistan’a kadar dünyanın farklı coğrafyalarında Müslümanların karşılaştığı insan hakları bağlamındaki sorunlar ele alındı. Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Türk dünyasının çok büyük bir siyasi coğrafya birliği olduğunu belirterek insan hakları mücadelesinde bu birlik ve beraberliğin önemini vurgulayarak “Özellikle milli konularda, milli mutabakat sağlanması çok önemlidir ve gerekmektedir” dedi.

Üsküdar Üniversitesi İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından
düzenlenen “Türk Dünyasında İnsan Haklarının Mevcut Durumu ve Sorunları" paneli, pandemi önlemleri kapsamında çevrimiçi olarak gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı: “Türk dünyasının birlik ve beraberliği çok önemlidir”

Üsküdar Üniversitesi İnsan Hakları Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı panelin moderatörlüğünü yaptı.

Türk dünyasının, alanı 11.2 milyon kareyi aşan ve nüfusu 250 milyona ulaşan bir büyük siyasi coğrafya birliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Bu kültürel ve etnik birliğin sınırları Adriyatik Denizi kıyalarından başlar Çin’in başkenti Pekin yakınlarındaki ünlü, tarihi Çin Seddi’ne kadar devam eder. Sınırları içinde 8 bağımsız Türk devleti vardır ama bunlar tabii ki Türk dünyası arazisinin yalnızca %43.7’sine tekabül etmektedir. Geri kalan %56.3 farklı coğrafyalarda, farklı ülkelerin içerisinde mevcudiyetlerini devam ettirmektedir. Günümüzde bu coğrafyanın birçok bölgesi, geçmişten günümüze taşınan ya da yaşadığımız çağda farklı biçimlerde dönüşmüş etnik, dini, ekonomik, politik süreçlerden kaynaklanan çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır. Yani bu kadar geniş bir coğrafyada yaşayan, 240 milyondan fazla Türk milletinin artık birlik ve beraberlik içinde özellikle milli konularda, milli mutabakat sağlanması çok önemlidir ve gerekmektedir. Bugünkü panelimiz de aslında bu gereksinimden doğmuştur” diye konuştu.

Prof. Dr. Sırrı Akbaba: “İnsan hakları alanındaki sorunlarla baş etmede mücadele önemli”

Üsküdar Üniversitesi İnsan Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Sırrı Akbaba, selamlama konuşmasında insan hakları alanında yaşanan sorunların dünya genelinde öne çıkan problemler arasında ilk sırada yer aldığını belirterek böyle önemli bir konunun uzmanları tarafından özelleştirilerek ele alınmasının önemini vurguladı. Türk dünyasının karşı karşıya olduğu insan hakları sorunlarıyla mücadelede bu sorunların iyi analiz edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Sırrı Akbaba, genelde insan haklarının bütün dünyanın önem verdiği bir husus olmasına karşın başta fakir ülkelerin, yeraltı yerüstü zenginlikleri olan ülkelerin insan hakları ihlallerine uğrayarak sömürüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Sırrı Akbaba, bu ihlallerle ilgili genç kuşağın bilgi sahibi olmasının önemli olduğunu belirterek mücadelenin ancak çalışmayla mümkün olabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Kuad Rakhimberdin, Kazakistan’daki reformları anlattı

Amanzholov Doğu Kazakistan Devlet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kuad Rakhimberdin “Kazakistan Cezaevlerinde Toplumsal Denetim Mekanizmaları” başlıklı konuşmasında ülkede 20 yılda alınan önlemler ve reformlarla önemli adımların atıldığını söyledi. Cezaevlerinin denetimi konusunun ülkede yirmi yıl önce gündeme geldiğini ve o zaman cezaevindeki tutuklu sayısına göre 100 bin civarında tutuklu ile Kazakistan’ın dünyada üçüncü sırada yer aldığını aktardı.

O dönemde tutuklulara yönelik uygulamaların, insan hakları bağlamında olumsuz olduğunu, şartların ve koşulların çok elverişsiz olduğunu kaydeden Prof. Dr. Kuad Rakhimberdin, o günden bu yana yapılan reformların, cezaevinde bulunan tutuklu sayısının üç kat azaltılmasını ve Kazakistan’ın tutuklu sayısı bakımından dünyada 100. sıraya gerilemesini sağladığını ifade etti.  1998 yılında Kazakistan Birleşmiş Milletler Şiddeti Önleme Konvansiyonu’na katıldığını belirten Prof. Dr. Kuad Rakhimberdin, “Cezaevinde uygulanan şiddetin engellenmesi için toplumsal denetim mekanizmalarını oluşturdu. Yasalarını çıkardı ve denetim kurullarını meydana getirdi. Sivil toplum kuruluşları da bu konuda çok destek sağladı. 2013 yılında Kazakistan’da Serbest Denetim Kurumuyla ilgili bir yasa kabul edildi. O günden bu yana sivil toplum kuruluşu üyeleri ve serbest çalışan hukukçulardan oluşan bu kurum cezaevlerinde denetim yapabiliyor. Ombudsman ve 16 Bağımsız Denetçiden oluşan bu Bağımsız Kurumun üyeleri devletin ceza ve infaz kurumlarında bağımsız denetim ve kontrol yapabiliyor” dedi.

Doç. Dr. Ömer Kul: “Doğu Türkistan’daki ihlaller BM gündemine taşınmalıdır”

İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ömer Kul, “Doğu Türkistan’da İnsan Hakları Sorunları” başlıklı konuşmasında Doğu Türkistan’da pek çok insan hakkı ihlali olduğunu belirterek özellikle aile yaşamı, inançların yaşanması, kürtaj meselesi, eğitim, ekonomi ve seyahat özgürlüğü alanlarında önemli ihlaller yaşandığına dikkat çekti. Doç. Dr. Ömer Kul, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması için kamuoyu gündemi oluşturulması gerektiğini belirterek “Meselenin BM gündemine taşınması, ülkemizdeki Doğu Türkistanlı üniversite öğrencilerine burs yardımları yapılması, ülkemizdeki Doğu Türkistanlılara yardımlar yapılması, ülkemizdeki Doğu Türkistanlıların hukuki statülerinin kanunen sağlanması gerekmektedir” dedi.

Doç. Dr. Ali Hüseyinoğlu, Batı Trakya’da yaşanan sorunları dile getirdi

Trakya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ali Hüseyinoğlu, “Yunanistan’da Türkler’in Azınlık Hakları” başlıklı konuşmasında Batı Trakya’daki Türklerin uğradığı insan hakları ihlallerinden bahsetti. Batı Trakya Türkleri’nin sorunlarının son 20-30 yılda özellikle akademik çevreler tarafından ele alınmadığını belirten Doç. Dr. Ali Hüseyinoğlu, 90’lı yıllardan sonra olumlu gelişmeler yaşanmasına rağmen özellikle Müslüman ve Türk azınlığın hakları konusunda sorunlar yaşandığına dikkat çekti. Özellikle Atina’da cami ve mezarlık sorunlarının bulunduğunu belirterek devletin azınlıkların sorunları gidermesinde mutlaka azınlıkları ve azınlık STK’larını dinlemesi gerektiğini vurguladı.

Aliasker Ahmetoğlu: “Türkiye, Azerbaycan’a yatırım desteği sağlamalı”

Hukukçu-İnsan Hakları Uzmanı Aliasker Ahmetoğlu da “Karabağ Bağlamında İnsan Hakları Sorunları” başlıklı konuşmasında Karabağ işgalinin 44 günde sona erdirildiğini belirterek bu süreçte desteği için Türk devletine ve Türk halkına teşekkür etti. 1988-1994 yıllarında Karabağ’daki çatışma ve işgalin 1994’te geçici ateşkes anlaşması ile durdurulduğunu belirten Aliasker Ahmetoğlu, işgal döneminde Ermeni askeri saldırısı sonucu Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının yüzde 20’sinin işgal edildiğini, 23 binden kişinin askeri operasyonlarda yaşamını yitirdiğini, 20 bin kişinin sakat kaldığını söyledi. Ahmetoğlu, 1994 ateşkes anlaşmasının imzalanmasından 27 Eylül operasyonuna kadar binlerce kişinin yaralandığını kaydetti. 1 milyon kişinin mülteci konumuna düşürüldüğünü belirten Aliasker Ahmetoğlu, “Bu kişilerin din özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü yok edildi” dedi.

Türkiye’nin desteğinin Azerbaycan için çok önemli olduğunu belirten Aliasker Ahmetoğlu, “Azerbaycan ordusu bölgede kendi varlığını kendi topraklarının kendisinin garantör olduğunu açıkça gösterebildi. Tabii Türkiye gibi büyük bir kardeş ülke yanımızda olduğundan dolayı. Türk kamuoyu ve Türk devleti Azerbaycan’a yatırım için destek olmalı. Siz değerli hocalar da bunu teşvik etmelisiniz. Tüm yaralar önümüzdeki yıllarda bir arada sarılmalıdır” dedi.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: