Temel değerlerden uzaklaşma

İfşacıyı kovalamak yerine açığa çıkanları düşünün.

Temel değerlerden uzaklaşma
İfşacıyı kovalamak yerine açığa çıkanları düşünün. temeldegerler11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Büyük Çözülme dönemine girildi. Korunaklı bir ülke olduğuna ilişkin düşüncesi tamamen değişen ABD, ne yapacağını şaşırdı. Amerikan demokrasisinin ve yurttaş özgürlüklerinin temelini oluşturan denetim ve denge mekanizmasının merkezindeki kurumlar başarısız oldu. Kongre başkana istediği yerde savaş açması için açık çek verdi. Basın, sahte iddialarla başlatılan Irak savaşı öncesindeki süreci hemen hiç sorgulamadı. Guantanamo, adil yargılama hakkıyla alay etti. Bu arada Edward Snowden'ın Ulusal Güvenlik Kurumu'yla ilgili ifşaatları, Amerikalıların ve dünyanın her yerindeki insanların mahremiyetinin, ABD'nin güvenliğini sağlama adına tamamen ihlal edildiğini açıkça gösteriyor. Teknolojideki hızlı ilerlemeler ile "Büyük Veri" adı verilen muazzam veri tabanlarının gelişmesi bu süreci kolaylaştırdı. Snowden'ın en etkili ve rahatsız edici ifadesi "anahtar teslimi despotluk". Büyük Birader nerede olduğunuzu ve kim olduğunuzu on yıl önce hayal bile edilemeyecek ölçüde biliyor. Cesur bir iş yapan Snowden, tamamen aklı başında ve ö lçülü biri olduğu ve yaptığı şeyi dikkatle düşündüğü izlenimi veriyor. Obama yönetimi tepki gösterirken çok itidalli olmalı. Yapılması gereken, ifşacıyı kovalamak yerine açığa çıkardıkları hakkında düşünmek. Dijital iletişimin ürettiği verilerin tümünün bir kişi tarafından toplanabileceği fikrine gülmek, eskiden kolaydı. Meslektaşlarım James Risen ile Eric Lichtblau'nun yazdığı gibi, şimdi ile 2020 arasında dijital evrenin iki yılda bir iki kat büyümesi bekleniyor. Ama şu anda tüm bu bilgiler depolanıp incelenebiliyor. Gerçek denetim ve gözetim ihtiyacı acil. ABD'yi 12 yıllık savaş halinden çıkarıp ülkeye kuruluşundan beri iyi hizmet eden denetim ve denge sistemini eski haline getirme zamanı geldi. Obama Snowden'ın ifşaatı öncesinde geçen ay, 11 Eylül sonrasında ABD'nin "temel değerlerinden" verilen tavizlerden kaygılandığını söyledi. Bazı temennilerini ifade eden Obama, 11 Eylül sonrasında başlayan savaşın bitmesi gerektiğini belirtti. Ama Snowden'ın akla getirdiği birçok soru arasında, Obama'yla ilgili bazı önemli olanlar da var. Sekiz yıllık görev süresinin yarısını geride bırakan Obama'yla ilgili düşüncem, onun iyi liberal niyetleri olduğu (işkenceye son vermek, Guantanamo Körfezi'ndeki hapishaneyi kapatmak, adil yargılama hakkını geri getirmek, insan hakları ihlallerini durdurmak, İHA saldırılarını azaltmak, yürütme organının geniş yetkilerini sınırlamak) ve tüm bu konularda güzel konuştuğu yönünde. Ama hevesli olmasa bile, Beyaz Saray'daki selefinin biriktirdiği yetkileri koruma, İHA saldırılarını artırma, Afganistan'a daha çok asker gönderme, vatandaşların telefon konuşmaları ve sosyal medya faaliyetlerini izleme uygulamasının uzatılması ve Guantanamo'nun açık tutulması konusunda istekli göründü. Kısacası, sözleriyle (hatta belki de görüşleriyle) eylemleri arasında büyük uyumsuzluk var. Sebep? Çünkü Obama'nın en çok kaçınmak istediği izlenim, liberal idealleri adına askeri ve güvenlik bürokrasisine savaş açmış öfkeli siyahî adam görüntüsü. Sebep terörle mücadelenin can sıkıcı tavizleri gerektirecek kadar zorlu bir şey olması mı? Yoksa Obama'nın liberalizmi aslında sadece görüntüden ibaret, kendisi de esasen sıkı bir faydacı, hep orta yolu bulmaya çalışan bir avukat, destekçilerinin kendisine zorla yüklediği birçok ideali gerçekte paylaşmayan biri mi? Tüm bu etkenlerin rolü olabilir, ama bence en etkilisi ilki. Obama seçilebilmek için liberalizmini (ve öfkesini) dizginledi ve bu bir alışkanlık haline geldi. Başkanın bahsettiği "temel değerlere" ihanet edilmesinden rahatsızlık duyan genç ve akıllı bir Amerikalı olan Snowden, şimdi onu zor durumda bıraktı. Bu, Obama'nın başkanlığı için bir dönüm noktası: İfşacıyı kovuşturmak yönetimin hoşgörüsüzlüğünün taktik bir sapmadan daha ileri bir şey, Obama'nın idealizminin de toplu bir yanılsama olduğunu gösterir. THE NEW YORK TIMES