Prof. Tanrıdağ'ın Prof. Karatay’ın tezine itirazı var

NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Oğuz Tanrıdağ'ın, Prof. Canan Karatay'ın söylediklerine itirazı var.

Prof. Tanrıdağ'ın Prof. Karatay’ın tezine itirazı var
Paylaş:

NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Oğuz Tanrıdağ'ın, Prof. Canan Karatay'ın söylediklerine itirazı var.

uzman_200 Karatay Diyeti kitabıyla şu anda en çok satanlar listesinde üst sıralara yerleşen Prof. Canan Karatay'ı, geçen hafta 5N1K’nın tekrarında izlemiş ve onun ezberleri bozduğunu; diyabet, hipertansiyon, kalp krizi, felç, Alzheimer, kronik artritler, bel ağrıları, fibromiyozit, polikistik meme hastalıkları ve kanseri, şişmanlığa ve obeziteye bağladığını en önemlisi de bütün bu hastalıkların genetik olmadığını, önlenebilir olduğunu ileri sürdüğünü yazmıştım. Telesiyeje mail gönderen NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Oğuz Tanrıdağ'ın, Prof. Canan Karatay'ın söylediklerine itirazı var. Prof. Tanrıdağ'ın, Telesiyeje gönderdiği mail biraz kısaltılmış olarak şöyle: "Sevgili Telesiyej; '5N1K'da ezber bozan bir tıp profesörü' yazınızın son cümlesi olan'... Karatay'ın kitabı ve tezleri hakkında diğer bilim adamlarının ne düşündüğünü merak ediyor insan'dan cesaretle bu satırları yazıyorum. Amacım, diğer bilim adamlarının ne düşündüğünü ifade etmekten çok (çünkü bilmiyorum ne düşündüklerini) nörolojiyle uğraşan bir bilim adamı olarak kendi görüşlerimi ifade etmek. Şimdi, bu hastalıkların aşırı şişmanlık ve obeziteyle ilişkili olduğunu söylemek başka bir şey, bu ilişkiden yola çıkarak bu hastalıkların hiçbirinin genetik olmadığını ve önlenebilir hastalıklar olduğunu iddia etmek başka bir şeydir. Her şeyden önce, diğer bilim alanları gibi sürekli bir gelişme içinde olan tıp alanında karşımıza çıkan hastalıkların nedenleri konusunun da zaman içinde sürekli anlamda bir gelişme ve değişme gösterdiğini söylemek gerekiyor. Yani hastalıklardan söz ederken 'hiçbiri' ya da 'hepsi' gibi ifadeler, sadece konuşulan zaman dilimini bağlar ve geleceğe yönelik en ufak bir bağlayıcılıkları yoktur. Oysa araştırmaların son bulması gerekirdi. Hastalıkların nedenleri konusunda görüşler sürekli değişir ve yeni nedenler ortaya çıkar. Meşhur örnektir; nedenleri bilinmeyen hastalıklara 'idiyopatik' denilir ve zaman içinde bu 'idiyopatikler' sürekli azalır. İkincisi, sadece nörolojiyi ilgilendirenlerle ilgili olarak söyleyeyim; Alzheimer, erken bunama, bunların hepsi de genetik bağlantıları, kromozomları, anormal proteinleri tanımlanmış hastalıklar, örneğin Alzheimer hastalığından en azından dört kromozom sorumludur. Bunların üçü erken başlangıçtı biri ise geç başlangıçtı hastalıktan sorumludur. 7777 Günümüzün erken başlangıçlı bunamalarının neredeyse hemen hepsi genetiktir, ister felç deyin, isterseniz inme deyin, risk faktörleri eşliğinde (ki bunların arasında obezite de bulunuyor) ve genetik zeminde oluşan hastalıklardan söz ediyoruz, (örneğin, beyin kanamalı aileler, damar pıhtılaşması gösteren aileler var.) Bunlardan bir bölümünde genetik etken tanımlanmış durumda. Kolesterol için söylenenler de aynı biçimde, onun mutluluk hormonu, seks hormonu ve stres hormonuyla ilişkili olduğunu söylemek başka bir şey, yüksek kolesterolün nelere yol açtığını söylememek başka bir şey. Kaldı ki kolesterol yüksekliğinde genetik etken ilk sırada yer alıyor. Sayın Telesiyej, bilim öyle bir şey ki fantezilerle işi yok, ezber bozma işine gelince öğrenmiş olduklarımız zaten araştırma sonuçlarına göre ezberler bozula bozula öğrenilmiş şeyler. 36 yıllık tıp mesleği mensubiyetim birçok şeylerin yanı sıra bana şunu da öğretti: Bu mesleğin gerçeklerini insanlarla paylaşmak başka bir şey (ki son derece yararlı bir çaba bu) tıpta binlerce araştırma sonucunda öğrenilmiş olanların eksik ya da yanlış biçimde yorumlanarak sözüm ona ezber bozma adına, sözüm ona sarsma adına insanlara yanlış bilgiler vermek başka bir şey. Bu yapılan şeyin adını bulmayı da size bıraksam sizi kızdırmış olur muyum Sayın Telesiyej! Sevgiler ve saygılar. Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Nöroloji Uzmanı." Telesiyej de her iki bilim adamının söylediklerini ve yazdıklarını yorumlamayı okura bırakıyor. TARAF