Şüphe ve Kontrol Takıntıları

Bazı kişiler bir türlü emin olamazlar. Bir işi yapıp yapmadıklarından, yaptılarsa doğru yapıp yapmadıklarından daima şüphe ederler.

Şüphe ve Kontrol Takıntıları

unutma_takintiBazı kişiler bir türlü emin olamazlar. Bir işi yapıp yapmadıklarından, yaptılarsa doğru yapıp yapmadıklarından daima şüphe ederler.

Bu kişiler çekmeceleri, kapıları, dolapları, tüpü, elektrikli cihazları kapatıp kapatmadıklarını kendilerine sorup dururlar. Şüpheden kurtulmak için de dönüp kapılara bacalara tekrar bakarlar. Temizlik takıntıları olanlar yıkanıp paklanmaktan dolayı her yere geç kalırlar, şüphe ve kontrol takıntıları olanlar ise pencerelere, sobalara, doğalgaza bakmaları bitmek bilmediği için evden çıkamazlar. Her gün geciktiği için işini kaybeden veya işyerindeki cihazları, düğmeleri, dolapları onlarca defa kontrol etmek yüzünden evine gidemeyen, her gece evde açık bir tek düğme bırakmamak uğruna yatağına kavuşamayan çok sayıda takıntılı insan vardır. Bu kişilerin beyinleri sürekli felaket senaryoları üretir. Hırsızlar gelip evde ne var ne yok silip süpürürler, açık bir elektrik düğmesi nasıl olacaksa yangın çıkarır, musluk durduk yerde damlamaya başlayıp sellere yol açar ve daha neler neler olur. Bu yüzden on defa kapatılmış kapılar, elektrik düğmeleri, musluklar on birinci defa kontrol edilir. Çoğunun evinde musluklar sıkılmaktan bozulmuş, kapıların topuzları eskimiştir. Reçel kavanozlarını öyle haşin kapatırlar ki, canları reçel yemek istediğinde güçlü kuvvetli bir adama ihtiyaç duyarlar. Kimi cebinden para düşürüp düşürmediği endişesiyle yaşar, kimi ikide bir çantasını cüzdanını açıp kayıp bir şey var mı kaygısıyla gözlerini inceler. Bu başlık altında ele alınabilecek ele alınabilecek başka bir belirti sorma takıntıları olabilir. Sorma takıntıları olan kişiler size meramlarını anlatırlar, biraz sonra da soruyu yapıştırırlar: -‘Sana falanca şeyi anlattım mı?’ -‘Şimdi anlattın ya!’ dersiniz, rahatlarlar. Ama bu rahatlıkları kısa sürer, yine sorarlar: ‘Anlattım mı?’ Siz ‘Anlattın,’ cevabını tekrarladıkça, ‘Anlattım mı?’ sorusunu üç, beş on kere sorarlar. Çünkü anlatıp anlatmadıklarından emin olamazlar bir türlü. Bir de okuduklarından emin olamayanlar vardır. Tıp öğrencisi olan bir hastam ders kitabının başına oturuyor, bir paragraf okur okumaz, önemli bir şey kaçırmış olabileceği düşüncesiyle aynı paragrafı tekrar okuyordu. Yine tatmin olmuyor: -‘Acaba paragrafta atladığım bir bilgi var mı? İmtihanda sorarlarsa... Kalırsam... Okuldan atılırsam...’ şeklinde uzayıp giden zincirleme felaketler kan ter içinde bırakıyordu tıbbiyeli genci. Zamanla hastalığı ilerlemiş, ‘Bilgi kaçırdıysam...’ şüphesi, yerini, ‘Paragrafı okudum mu?’ şüphesine bırakmıştı. Saatlerce kitap başında oturuyor, gözleri kan çanağına dönüyor, gün ağarırken iki sayfa bile okuyamamış oluyordu. Hiçbir Şeyden Emin Olamıyorum Baer ve Jenike’nin naklettiği bir vakayı örnek olarak vermek istiyoruz. 50 yaşında bir kadın, yaptığı işi doğru yapıp yapmadığından bir türlü emin olamaz. Bu yüzden her yaptığı işi tekrar tekrar kontrol eder. Elektrikli cihazların fişlerini en az 20 kere prize sokar çıkarır, sokar çıkarır, sokar çıkarır. Elektrik düğmelerini, gerçekten kapatıp kapatmadığından emin olamadığı için, yine en az 20 kere söndürür açar. Mektup aldığınız zaman ne yaparsınız? Genellikle heyecanla açarsınız herhalde. Ama bu kadının zarfın üzerini okuması birkaç dakika sürer. Daha doğrusu saniyeler içinde okur zarfı. Alt tarafı bir ad, soyadı ve adres. Ama acaba zarftaki isim gerçekten onun ismimi midir? Bu soruyu sormaktan kendini alamadığı için bir mektubu açması bile dakikalar sürer. Hele para saymasını düşünün. Sayar, olmadı baştan sayar, olmadı baştan... Her türlü aritmetik işlemi çok sayıda tekrardan sonra bitirebilir. Dayanılacak ıstırap değil, sonunda her türlü mali işten elini eteğini çeker. Gün gelir iş değiştirmek zorunda kalır. Çünkü muhasebecidir! Artık defter tutması imkansız hale gelmiştir. Nihayet hiçbir şeyi okuyamayacak durumda bulur kendisini. Okuduğu cümlelerin yeniden başına döner sürekli, zira bu cümleleri gerçekten görüp görmediğinden şüphe etmektedir.
Paylaş:



İlginizi Çekebilcek Diğer Yazılar
  • Krampların nedenleri nelerdir? Krampların nedeni tuz eksikliği midir? Bu ne kadar doğru? Kramp sırasında ne yapmak gerekir?
  • Teselli edici sözler kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Önce kişilere üzülme, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir.
  • Motivasyonunuzu kaybettiğiniz anda hayatınızda bazı değişikliklere ihtiyacınız olabilir. İşte öneriler...
  • Kişinin hayatta en çok endişe duyduğu şeylerin başında sevdiklerinin başına kötü bir şeyin gelmesidir. Bu dönem eğer doğru biçimde geçirilmezse kişiy
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aşk su gibidir fazla kaynarsa buharlaşır diyor ve ekliyor: Aşkın formülü H20'dur. Pozitif iletişim kurulamazsa aşk buhar olu
  • Sevdiğini hastalık derecesinde kıskananlar, çevresine kötü koku yaydığına inandığı için suçluluk duyanlar, doktor muayenesine genelde kendi kafasında
  • Randevu Al