STRESTEN UZAK DURUN

STRESTEN UZAK DURUN
Paylaş:

CHA

Kadınlarda hamileliği engelleyen birçok faktör var. Biri de stres. Aşırı stres doğurganlığı etkilyor.

Anne olmak istemesine rağmen yıllardır çocuk özlemini gideremeyen kadınların hamileliğini engelleyen birçok faktör var. Bunların en başında stres ve aşırı kilo geliyor.

Günümüzde kadınların çocuk planlarını kariyerlerinden sonraya ertelemeleri, doğurganlıklarını olumsuz etkileyebiliyor. Ancak doğurganlıkta tek belirleyici etken yaş değil. Kilo dengesinden, çevre koşullarına kadar birçok faktör doğurganlığı etkileyebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Aydın Arıcı doğurganlığı etkileyen çok sayıda bilinen yanlış olduğuna dikkat çekti.

Türkiye'de ve dünyada birçok kadının, kariyerinde ilerledikten sonra çocuk sahibi olmayı tercih ettiğine değinen Prof. Arıcı, bu nedenle son yıllarda kadınların doğurganlığında azalma olduğunu vurguladı.

Yaşın yanı sıra aşırı kilonun da doğurganlığı etkileyen faktörlerden birisi olduğunu kaydeden Prof. Arıcı, hem testislerin hem de yumurtalıkların kilo durumundan olumsuz yönde etkilendiklerini açıkladı. Aşırı kilonun kadınların düzensiz yumurtlamasına, aşırı zayıflığın da hiç yumurtlamamasına neden olduğunun aktaran Prof. Dr. Arıcı, hamile kalabilmek için ideal vücut ölçülerinde olmak gerektiğini vurguladı.

Toplumda birçok etkenin doğurganlığı olumlu ya da olumsuz etkilediğine inanıldığının altını çizen Prof. Dr. Arıcı, "Bunların bir kısmında doğruluk payı var, bir kısmı ise yanlış. Doğurganlıkta ilişkinin zamanı önem taşıyor. İlişkinin en güzeli spontan bir şekilde gerçekleştirilenidir. O yüzden bir çifte ne sıklıkla ilişkiye gireceğini bir hekim söyleyemez. Bununla birlikte kadın için 10, 12, 14 ve 16 günlerin hamilelik açısından uygun olduğu söylenebilir. Ancak bu konunun çiftler arasında stres oluşturmaması gerekiyor. Kadınların bir yılda hamilelik şansı özel gün hesabıyla artırılabilir. Bir yılda hamilelik şansı, 35 yaşından genç kadınlarda ortalama yüzde 80'dir. O nedenle 35 yaşından genç çiftlerde bir yıldan önce hamilelik oluşmamışsa paniğe kapılmamalarına gerek yok. Eğer 28 günde bir adet gören bir kadınsa normal olarak 14. günde yumurtlama olmasını beklenir. Yumurta sadece 24 saat yaşayabilir. Bu süre içerisinde spermle buluşursa embriyo haline geçer ve bebek gelişir. Spermle buluşamamışsa kendiliğinden yok olur. Sperm ise kadın vücudunda, iyi sperm parametreleri varsa ilişkiden sonra 48 saat kadar yaşar. Hatta çok iyi sperm parametreleri varsa ve ortam da uygunsa bu süre 72 saate kadar çıkabilir. Yani 14. gün gibi bir yumurtlama bekleniyorsa, bunu adetin başladığı günü birinci gün kabul ederek sayıyoruz. Bu da demek oluyor ki adetin ilk gününden sonra 14. gün en çok beklenen yumurtlama günüdür. Sperm de 48 saat yaşadığı için kabaca 10. günden itibaren gün aşırı ilişkiyle hamilelik şansının en yüksek seviyeye ulaşması beklenir." diye konuştu.

Rahmin anatomik yapısına bağlı olarak bazı pozisyonların döllenmeyi kolaylaştıracağına değinen Arıcı, ancak her kadının anatomisinin farklı olabileceği için, herkes için geçerli tek pozisyon olmadığını belirtti. İlişkiyi takiben en canlı ve hareketli spermlerin 5-10 dakikanın içinde rahme geçmiş olacağını dile getiren Arıcı, bunun ötesinde daha uzun süre yatarak beklemenin sağlayacağı bir avantaj olmadığını söyledi.

MODERN YAŞAM ÜREMEYİ ETKİLİYOR

Modern yaşamın en önemli sonuçlarından birisinin stres olduğunu ve bu durumun doğurganlığı olumsuz etkilediğini ifade eden Arıcı, "Stres altında yaşamsal organlar öncelik kazanıyor. Üreme organları yaşamsal önem taşımadıkları için ikinci plana atılıyor. Bunu vücut bilinçsiz olarak ayarlıyor. Üretken olmak için stres olan bir insan üretkenliğini de kısıtlamış oluyor. Ayrıca, cep telefonu gibi elektronik cihazlar üremeyi etkiliyor. Tek bir alet zararsız olabilir ama günlük hayatta kullandığımız tüm cihazlar bir araya geldiğinde zararlarının olacağı aşikar. Dolayısıyla bu aletlerin mümkün olduğunca vücuda yakın tutulmaması gerekiyor." dedi.