E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Şans Oyunları haz duygusu yaratıyor

Şans Oyunları haz duygusu yaratıyor. Şanslılar daha az kaygı duyuyor. Şans oyunu bağımlıları risk analizi yapamıyor. Fazla özgüven ve ihtiyaçlar bağımlılığa itiyor.

Şans Oyunları haz duygusu yaratıyor

Yeni yıl yaklaşırken piyango bayilerinin önlerinde uzun kuyruklar oluşmaya başladı. Ödülün 80 milyon TL olması beklentileri ve ilgiyi artırdı. Uzmanlar, bilet alanların kazanma ihtimalinin çok düşük olduğunu bilmelerine rağmen haz duygusu ile hareket ederek bilet aldıklarını söylüyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç.Dr. Gül Eryılmaz, yeni yıl öncesi şans oyunları bağımlılığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Fazla özgüven ve ihtiyaçlar bağımlılığa itiyor

Bağımlılık geliştikten sonra beyindeki risk analizi yapan bölgenin devre dışı kaldığını belirten Doç. Dr. Gül Eryılmaz, “Beyin bu durumda sadece kazanacağına inanır ve telafi etme isteği ile duygusal oynama gerçekleşir. Beynin düşün ve yap şebekesi bu süreçte yeteri kadar aktif olamıyor. Dopamin seviyesinin artması ile kontrolden çıkan şans oyunları bağımlısı bireyler, zarar gördüklerini bilmelerine rağmen oynamaya devam ediyorlar. Bu da bağımlı olduklarını gösteren faktörlerden biri. Kendilerine dair inançlarını ve ihtiyaçlarını ise en temel faktörler olarak değerlendirebiliriz. Birey eğer şanslı ya da zeki olduğuna inanıyorsa, ‘Kesin bilirim veya iyi hesap yaptım kazanmamam mümkün değil’ diyorsa temel ihtiyaçlarını da düşünerek oyun oynamaya devam etmesi kaçınılmaz oluyor. Üstelik kazandıkları zamanlar da oluyorsa kehanet yaratmaya başlıyorlar” dedi.

Şanslılar daha az kaygı duyuyor

Beyinde ödül ve ceza merkezi olduğunu ve bu merkezin aynı zamanda bağımlılık merkezi olarak da adlandırıldığını söyleyen Eryılmaz sözlerine şöyle devam etti: “Bu merkez insanlara haz veriyor ve beyin bu haz üzerinden giderken bağımlılığa yol açıyor. Büyük ödül kazananların birkaç sene içinde her şeyini kaybettiklerini görüyoruz. Riskler değerlendirilemeyecek duruma geliyor. Şanslı olduklarını düşünenler ile düşünmeyenler arasında yapılan bir deney var. Şanslı olan ile şansız insanlar laboratuvarda toplanmış ve bir analizler yapılmış. Şanslı olanların ortak özellikleri ortaya çıkarılmış. Bu insanların daha az kaygılı oldukları, yeniliğe daha açık oldukları ve daha güvenli olduklarıyla ilgili önemli bulgular var.”

Şanslı dedikleri çocukları sonunda bağımlı oldu

Tanıdığı ve danışanı olan bir ailede meydana gelen vakadan da bahseden Doç. Dr. Gül Eryılmaz, “Bu aile uzun yıllar her ay Milli Piyango’dan bilet alıyor ancak herhangi bir ikramiye kazanamıyor. Üç kızdan sonra bir çocukları daha oluyor ve babaya o gün ikramiye çıkıyor. Üzerine erkek çocuk da olunca aile bireyleri bize şans getirdi diye çocuğa atıfta bulunuyor. Daha sonra baba oynadığı tüm biletleri şanslı olduğunu düşündüğü oğluna çektirmeye başlıyor. Bazen kazanıyor bazen kaybediyor. Şanslı olmakla ilgili çocuğun beyninde bir yükleme oluşuyor ancak aslında gerçek böyle değil. Kazanmadıklarını görmezden gelip kazandıklarını ön plana çıkarıyorlar ve bu durum uzun yıllar devam ediyor. Zamanla gencin oynadığı şans oyunlar artıyor ve kendisi kumar bağımlısı olarak bize başvuruyor” dedi.

Şansın üç farklı boyutu var

Şansı genel itibariyle beklenmedik şekilde ortaya çıkan bir sürpriz olarak nitelendirdiklerini söyleyen Doç. Dr. Gül Eryılmaz, “Şansın pek çok boyutu var. Psikolojik, biyolojik ve sosyal hatta ekonomik boyutlu olarak da değerlendirilebilir. Dünya en çok biyolojik ve psikolojik boyutu üzerinde duruyor” dedi.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: