PANİK YAŞAYAN ÇOCUĞA DİKKAT

PANİK YAŞAYAN ÇOCUĞA DİKKAT
Paylaş:

A.A

Becerileri gelişmeyen çocukların, okul döneminde panik yaşayabileceği için okula gitmeyi reddedebileceği uyarısı yapıldı.

Okul reddi halinde, “Okula gider misin?” yerine sakin ama kararlı bir  tutumla, “Okula gitme zamanı geldi, ihtiyacın olduğunda ben de orada olacağım,  alışacaksın” denilmeli. Okula gidilmediğinde ise “Evde oyun oynaması, tv  seyretmesine izin verilmemesi” gerektiğini belirten uzmanlar, okula gitmediğinde ise  “Okul formasının giydirilip evde oturtulması” önerisinde bulundu.

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve  Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim  Üyesi Prof. Dr. Runa İdil Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların ilk  kez okula başlama sürecinde ailelerin ve eğitmenlerin bilinçli olması gerektiğini  söyledi.

Okul öncesi dönemde çocuğun kendisine bakım veren kişi ve kreş döneminde  öğretmeni ile kurduğu yoğun bağ ve kuvvetli ilişkinin, çocuğun ruhsal gelişimi  için sağlıklı olduğunu belirten Uslu, bağlanma duygusunun daha sonra ayrılma  kaygısı ile birleştiğini anlattı.

Uslu, çocuğun kaygısının normal karşılanması, öfke ile karşılık  verilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, “Öğretmenle kurulacak iletişim  sayesinde, çocuk annesinden ayrılmaya tahammül edebilir” dedi.

“EBEVEYNLER, ÇOCUĞUN YERİNE HERŞEYİ YAPMAMALI”
        
Ayrılma kaygısında bazen “Okul reddi”nin gelişebildiğini de dile  getiren Uslu, bazı anne babaların çocuğun yerine herşeyi yapma eğiliminde  olduğunu bildirdi.

Uslu, bunun ebeveynlerce bazen zamansızlıktan, bazen titizlikten, bazen  çocuğun kendi başına beceremeyeceği endişesiyle yapıldığını, ancak bu tutumun  çocuğun okul öncesi dönemde kazanabileceği becerileri olumsuz etkilediğini  söyledi. Uslu, “Bu durumda çocuklar, yanlarında anne baba olmadan herhangi bir  şey yapamayacaklarına inanarak okula başlıyorlar, yanlarında anne babaları  olmadığında kendilerini yalnız ve aciz hissediyorlar. Kendi başlarına yapabilecek  becerileri de geliştiremedikleri için okul döneminde panik yaşıyorlar ve okulu  reddedebiliyorlar” diye konuştu.

Bunların dışında aileden birinin hastaneye yatmasının, vefatının ya da  kardeşin doğması gibi durumların da ayrılma kaygısını pekiştirebileceğini anlatan  Uslu, çocuğun okula gitmeme isteğinin şımarıklık olarak algılanmaması, bunun çok  yoğun bir duygu olduğunun bilinmesi gerektiğini söyledi.

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve AÜ  Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Runa İdil  Uslu, şunları kaydetti:

“Çocuğun çoğu zaman keyifli olması, okula gitmeye sıra geldiğinde  reaksiyon göstermeye başlaması kaygı yaşadığının göstergesidir. Çocuk, bu  davranışıyla, ailesini yönlendirmeye çalışmıyor, paniğe varan kaygı yaşıyordur.  Bunu, bazen servise binmek istememek, bazen okula gitme saatinde yavaş  hazırlanmak şeklinde gösterir. Fiziksel belirti olarak da karın ağrısı, mide  bulantısı, baş ağrısı, sabah iştahsızlıkları, kusma veya ishal görülebilir.”
        
"HER GÜN KARARLILIKLA OKULA GÖTÜRÜLMELİ"
        
"Çocuğun okula gitmek istememesinin, kararlılıkla karşılanmaması sorunun  giderek büyümesine yol açar" diyen Uslu, bu durumda izlenecek yol hakkında şu  bilgileri verdi:

"Çocuğa, 'Peki bugünlük evde kal, okula gitme' denirse, çocuğun ertesi  gün gitmesi daha zor hale gelebilir. Çocuğun, evde kalma süresi ne kadar uzarsa,  çocuk ne kadar okuldan uzak kalırsa ve arkadaşlarından koparsa durumu toparlamak  o kadar zorlaşabilir. Böyle durumlarda, çocuğun her gün okula götürülmesi,  dayanabildiği kadar bakım veren kişinin varlığında okula götürülerek derse  girmesi sağlanmalıdır.

İlk günlerde bir yakınının dışarıda beklemesi uygun olabilir. Bu  kararlılıktan asla vazgeçilmemelidir. Mümkün olduğunca çevreden bu duruma  müdahale edilmesine izin verilmemelidir. 'Daha sen, sınıfa girmedin mi?', 'Ne  işin var koridorda?', 'Ayıp, hala anneni bırakamıyor musun?' gibi yaklaşımlar  yapılmamalı. Bunlar, reddi daha çok tetikleyebilir. Çocuğun öğretmeniyle  işbirliği yapılarak sınıfta tutulması sağlanmalıdır. 'Okula gider misin?' diye  sormak yerine sakin ama kararlı bir tavırla kısaca 'Okula gitme zamanı geldi, tüm  arkadaşların gidiyor, ihtiyacın olduğunda ben de orada olacağım, alışacaksın'  denilmesi gerekiyor. Okula gidilmediğinde ise evde oyun oynama ya da televizyon  seyretme gibi lükslere izin verilmemeli, öğretmenle konuşularak, okulda  işlenenler evde yaptırılmalı. Hatta bazen okul formasını bile giydirilip evde oturtulmalı. Böylece, ruhen okuldan kopması engellenebilir."