MEDYA İNTİHARI TETİKLİYOR

MEDYA İNTİHARI TETİKLİYOR
Paylaş:

Haber 7

İntiharlardaki artış korkutuyor. Prof. Dr. Tarhan, medyada yer alan intihar haberleri için açıklamalarda bulundu. 

Haber7.com yazarı ve İstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, intihar vakalarındaki ciddi artışla ilgili değerlendirmede bulunurken Avrupa medyasını örnek gösterdi.

İstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Günümüzde intihar vakaları ciddi oranda artıyor. Medyadaki intihar haberleri gençlerin bunu bir seçenek olarak görmesine neden oluyor. Bunun için Batı, intihar haberleri ile ilgili kısıtlamalara gidiyor" dedi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) aylık toplantıları kapsamında "Haberlerden Dizilere Medya Gündemi ve Ruh Sağlığına Etkisi" konulu panel düzenlendi. RTÜK Konferans Salonu'ndaki paneli RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, Başkan Vekili Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, RTÜK Üyesi Abdulvahap Darendeli ve kurum çalışanları izledi.

Panelde konuşan İstanbul Nöropsikiyatri Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tarhan, televizyonun insanın psikolojik sağlığına sanal değil fizyolojik zararları olduğunu belirterek, "Dünyada bir 'kötü dünya sendromu'ndan bahsediliyor. Bu sendromda medyanın sürekli etkisinde kalan toplumlar, insanlar, dünyayı nasıl algılıyorlar bu araştırılıyor" dedi.

"Kötü dünya sendromu"nda üç grup görüldüğünü anlatan Tarhan, birinci grubun şiddeti model aldığını, ikinci grubun şiddete ilgisiz kaldığını, üçüncü grubun ise korkuya kapıldığını kaydetti.

Tarhan, bu durumun oluşum nedenlerinin dünya çapında araştırıldığını ifade ederek, şu örneği verdi:

"11 Eylül'de ABD'de ikiz kulelere uçaklarla saldırı yapıldığında bütün Amerika ve dünya travma yaşadı. Ekranlardan görenlerde de travma yaşamış gibi etki verdi. İnsanlarda korku ve 'Ne kadar güvendeyiz' duygusu ortaya çıktı. Bir kısmı korkuyor bir kısmı ilgisiz bir kısmı ise şiddete başvuruyor."

Şiddet içeren televizyon programlarını seyretmeyle çocukların akranlarına saldırganlık oranları arasında paralellik bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Tarhan, "Örneğin bahçede oynayan kızlı erkekli gruptan bir çocuk düşüp yaralandığında kızlar yardıma koşuyor. Ama erkek çocuklar oynamaya devam ediyor. Kadın ve erkek beyni sorunları farklı çözüyor" diye konuştu.

İNTİHARI ÖNLEME PROJESİ

Prof. Dr. Tarhan, Dünya Sağlık Örgütünün, aralarında TBMM'nin de bulunduğu dünya ülkelerinin parlamentolarına "İntiharı Önleme Projesi" başlıklı bir proje sunduğunu ifade ederek, çalışmanın "İntiharlarda medyanın rolü var mı? Örnek alınıyor mu?" sorularının yanıtlarını bulmaya yönelik olduğunu bildirdi.

İntihar kararından önce dört süreç olduğuna, haberlerin ve medyanın bu süreci hızlandırdığına işaret eden Tarhan, "Günümüzde intihar vakaları ciddi oranda artıyor. Medyadaki intihar haberleri gençlerin bunu bir seçenek olarak görmesine neden oluyor. Bunun için Batı, intihar haberleriyle ilgili kısıtlamalara gidiyor" dedi.

"(Bazı programlar toplumda ensesti artırıyor) tarzında şikayetler alıyorum" diyen Tarhan, bu programları yapanların "Kendi çocuklarıma izlettirmem"' dediğini, bunun bir çifte standart olduğunu, bu konuda acil önlem alınması gerektiğini söyledi.

 Danimarka'da 1969 yılında pornografinin serbest bırakıldığını, 20 yıl boyunca toplumdaki cinsel suçlarda artış olup olmadığını incelendiğini belirten Tarhan, ''Cinsel suçlarda artış görülmüyor ama ensestte ve çocuğa karşı cinsel suçlarda artış var. Bizim gençlere 'Kalçanı, göğsünü büyüt' demek yerine 'Kütüphaneni büyüt' dememiz gerekir. Burada medyanın rolü ortaya çıkıyor'' diye konuştu.

Prof. Dr. Tarhan, toplumun, öğrencilerin, gençlerin ve çocukların medyadan nasıl etkilendiğinin geniş alan çalışması ve AR-GE çalışması ile irdelenmesi gerektiğine dikkati çekerek, bilimsel çalışmaların sorunu çıkmadan çözebildiğini söyledi. Pozitif psikoloji yönteminin önemine değinen Tarhan, "10 Adımda Duygusal Zeka" çalışmalarıyla medyanın olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılabileceğini belirtti.

TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI

Teknoloji ve internet bağımlılığının da ciddi şekilde arttığını bildiren Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz bunun için klinik açtık. Annesine bıçak çeken veya tuvalet ihtiyacını odasında gideren genç örnekleri gördük. Hastalık derecesinde olabiliyor teknoloji ve internet bağımlılığı. Bunu uyuşturucu bağımlılarında olduğu gibi tedavi etmek gerekir. Elbette ki tedavi edilebilir bu bağımlılıklar ama asıl önemli olan bu tür bağımlılıklar ortaya çıkmadan nasıl engellenebilir, bunu araştırmalıyız.

Medyanın yaşamsal gıdası rutin dışı olaylardır. O olaylara çok önem verirler. Olumsuz bir konuyu sürekli konuşmak, gençlerde 'Dünya şiddetle yaşanılan bir yer mi?' düşüncesine neden olur. Ergen psikolojisi bunu anlayamaz. Gençleri ve çocukları buna hazırlamalıyız."

Medyanın en büyük zaaflarından birinin de olumlu olayları ya maksimize ya da minimize etmek olduğunu savunan Prof. Dr. Tarhan, bu durumun eğitimli yetişkinler tarafından algılanabildiğini ama gençler ve çocuklarda algı karışıklığına neden olduğunu söyledi.

ABD'de 10 yaş grubu çocuklar arasında yapılan ''Evden babanız mı gitsin televizyon mu gitsin?'' başlıklı araştırmanın sonuçlarının ilgi çekici olduğunu kaydeden Tarhan, ''Araştırmaya katılan çocukların yüzde 67'si 'Babam gitsin' diyor. Televizyon evlerde baş köşede. Hatta 'Büyükbaba' bile deniliyor. Büyükbaba gibi evin en güzel yerinde oturuyor ve o konuşmaya başlayınca herkes susuyor'' dedi.