Manevi dünyamızın bağışıklık sistemi de var

Vücudun bağışıklık sistemi olduğu gibi aynı şekilde manevi yapımızın da bir bağışıklık sistemi olduğunu belirten Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan ayının manevi dinamikleri güçlendirme dönemi olduğunu söyledi.

Manevi dünyamızın bağışıklık sistemi de var

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Koronavirüs Covid-19 küresel salgını kapsamında sosyal izolasyon dönemine denk gelen Ramazan-ı Şerif ayı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Manevi dünyamızın bağışıklık sistemi de var

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, vücudun bağışıklık sistemi gibi manevi dünyamızın da bir bağışıklık sistemi olduğunu belirterek “Vücudumuzun bir bağışıklık sistemi var, içinde bulunduğumuz Korana günlerinde bu durumu çok konuşuyoruz. İnsanın bağışıklık sistemi güçlüyse mikroplarla iyi mücadele ediyor, hastalığı hafif bir şekilde atlatabiliyor. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak bu nedenle çok önemli. Bunun için de doğru yaşam stili lazım. Aynı şekilde manevi yapımızın da bir bağışıklık sistemi var ve manevi yapımızın da savunmaları var. Psikolojik savunmalarımız var, ego gücümüz var. Aynı şekilde manevi dinamiklerimiz de var. Ramazan ayı manevi dinamiklerimizi güçlendirme dönemidir” dedi.

Manevi hijyen kuralları da önemli

İnsan beyninde kötücül ve iyicil iki duygu içinde bir potansiyel olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Biz iyicil yönlerimizi artırırsak kötücül kendiliğinden azalıyor. Tıpkı bağışıklık sistemi için nasıl hijyene dikkat edip temiz yaşarsak mikroplarla daha az karşılaşırız, aynı şekilde manevi hijyen kuralları da vardır. Örneğin zihin haritamızda şöhret, para, mal, mülk , gerekirse başkasına kötülük yapabilirim düşüncesi, gerekirse yalan söyleyebilirim, hile yapabilirim gibi manevi virüsler varsa bu virüsler bir müddet sonra manevi hayatımızı işgal eder. Seri katillerden tutun da aile içi şiddet gibi durumların hepsinde kötücül duygularını kontrol edemeyen insanlar vardır. Peki, buna karşı manevi dinamiklerimiz açısından psikolojik dinamiklerimiz açısından neler yapmamız lazım? Karanlıkla mücadelenin en güzel yöntemi bir mum yakmaktır, bir iyilik yapmaktır, kötülükle mücadelenin en güzel yöntemidir” diye konuştu.

Ramazan içimizdeki iyiliklerin uyandığı ay

Ramazan ayını içimizdeki iyilik yapma arzusunu uyandırmak adına önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Orucu sadece midemize tutturmayalım. Aklımıza, kalbimize vicdanımıza, beş duyumuz yani hepsine tutturursak, kötücül dürtüler geldiği zaman ‘Hayır Ramazandayız yapmayacağım’ der insan. Hz. Peygamber'in tavsiyesi vardır; ‘Sana biri kötü davranırsa ona oruçluyum de’ diyor. Aslında bunu söylerken başkasına söylemeden daha çok kendimize söylememizi tavsiye ediyor. ‘Sen kötülük yapana kötülükle karşılık verme kendini ben oruçluyum diye nefis terbiyesi de yap’ manası var burada” dedi.

İnsani değerlere dönüş için Ramazan bir fırsat

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu sadece yemekle ilgili olan bir oruç değil. Psikolojik dinamikleri olan manevi dinamikleri olan bir şey. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi vardır. Bunun en alt sırasında yemek, içmek ve üremek vardır. Bunlar diğer canlılarla ortak olduğumuz özellikler. Ondan sonra temel güven duygusu sevmek, sevilmek, kendini gerçekleştirmek şeklinde gider. Sağlıklı düşünen kişiler böyle durumlarda ‘dünyadaki amacım sadece yaşam-kalım olamaz diğer canlılar gibi’ der. Daha büyük bir anlamı olmalı, daha yüksek bir değer olmalı, bunu aramalıyım diye düşünmesi gerekir. Modernizm bize bunu unutturuyordu. İnsani değerlere dönebilmemiz için Ramazan dönemi çok önemli bir fırsat” diye konuştu.

İnsan önce kendini eğitmeli

Şefkat ve nezaket kavramlarına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:

“Covid-19 salgınından dolayı Amerika’da bir kitap çıktı, ismi FaceCovid. Kitapta iki kavram yer alıyor. Birisi şefkat, diğeri nezaket. Şefkat kavramı; sevgiden daha büyük karşılıksız sevgi, şartsız sevgi var. Nezaket kavramı da saygıdan daha büyük. Yani saydığın şeyi sevdiğin şeyi incitmeden onunla ilişki kurmak nazik davranmak onu kötü hissettirmemek gerekiyor. İçinde bulunduğumuz sosyal izolasyon günlerinde Ramazan’da kişinin içinden bir öfke geldiği zaman hemen etiket yapıştırması lazım. Şefkatli ol, nezaketli ol. Hemen bunu aklına getirip frenlemeli kendisini. Bu kendimizi eğitmek oluyor. Kendini eğitmeyen bir insan çocukları eğitebilir mi, insanları eğitebilir mi? Eğitim ve dünyayı düzeltmeye kendimizden başlamamız gerekiyor. Bu durum psikolojik dinamiklerimizi bilmemizle olur. Güçlü yönlerimizi, zayıf yönlerimizi bilmemiz gerekiyor. Bunu bilirken içimdeki iyicil dürtüleri kötücül dürtüleri bilmemiz gerekiyor, bunları bilirsek kontrol edebiliriz. İnsan ölçemediği bilemediği şeyi kontrol edemez. Onun için ölçüp bileceğiniz şeylerle ilgili adımlar atma fırsatı bu. Hatta bütün kötülükleri bir odaya doldursanız kapısını kibir açar, ikincisi de yalancılık açar. İyi şeyleri bir odaya doldurursanız onun kapısını dürüstlük açar tevazu açar. Bu özellikleri kendimize yaşatalım.”

Ramazan insanları iç keşif yolculuğuna sokuyor

İnsanın psikolojik dinamiklerinde doyum erteleme becerisi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsan doyumu ertelemeyi öğrenmesi gereken biri varlıktır. Ramazan aç kalmak, buna katlanabilmek doyum erteleme becerisiyle dayanıklılık eğitimi sağlıyor. Psikolojik sağlamlık oluyor.  Sosyalleşme ayıdır Ramazan. Sadece oruç yok. Bir bedeni ibadet var, manevi ibadet var. Yani kendin dışındakilerin de farkına varmak. Toplumda başkaları da var, dezavantajlı insanlar, mağdur mazlum insanlar var, temiz suya ulaşamayan milyonlarca insan var. Bu dünyada sadece ben yaşayamam, sadece ben mutlu olursam bu mutluluk devamlı olmaz. Bir ailede bir kişi ağlarsa, diğerleri rahat duramaz. Ağlayan acı çeken insanlar var, onları mutlu etmeden insanlık mutluluğa doğru gelişemez. Bunun farkına varmak da önemli. Ramazan bizleri aslında iç keşif yolculuğuna sokuyor, arınmaya itiyor, diğer insanların toplumdaki diğer bu mazlum ve mağdurların, farklı, dezavantajlı insanların farkına varmamızı sağlıyor. Ramazan anlamına uygun yaşayabilirsek bizi geliştiren bir aydır” dedi.

Ramazan aile bağlarını da güçlendiriyor

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın aile bağlarını güçlendirmek için bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini de kaydederek şunları söyledi:

“Ramazanda ‘nerede eski ramazanlar’ deriz. Aslında eski Ramazan denilen kendi çocukluğunun Ramazan’ıdır. Ramazanda genellikle evde şiddet azalıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki alkolik olanların yüzde ellisi Ramazan’da bırakıyor. Birçok böyle kötücül dürtülerimizin kontrolü oluyor. Evde huzurlu ortamlar çıkıyor. Huzurlu ortam nedeniyle çocuklar ramazanı daha çok seviyorlar. Anneler, babalar, dedeler, ananeler çocuklarla daha çok ilgileniyor. Bunun için Ramazan daha çok böyle çocuklar için güzel iz bırakmıştır bizim kültürümüzde. Onun için nerede eski Ramazanlar denir. Aile bağlarını güçlendirici etkisi vardır. Ramazan'ı aile bağlarını güçlendirecek bir fırsat olarak görmemiz lazım. Bunun olması için pozitif iletişim önemli. Negatif iletişim varsa, herkes birbirini damarına basıyorsa, kızdıracak şeyler yapıyorsa böyle durumlarda o ailede ego savaşları vardır. Ailede rekabetçilik değil de tamamlayıcı ilişki olursa o aile iyiye doğru gider. Pozitif sözcükler çok kullanılırsa aile iyiye doğru gidiyor. Ramazan bunun için fırsat. Aşağılamak azarlamak eleştirmek yerine takdir övgü ve onay sözlerini kullanma fırsatı. Bunun için aile bağlarına olumlu etkisi var.”

Açlık kürünün DNA’ya olumlu etkisi var

Semavi dinlerinin hepsinde bir açlık kürü tavsiyesi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Amerika’dan bir hoca geçtiğimiz sene üniversitemizi ziyaretinde açlık kürünün DNA’ya etkisinden bahsetmişti. Açlık kürü bağırsakta kök hücre üretiyor. Kök hücrelerde dokularımızı onarıp tamir ediyor. Bu literatürde çok iyi bilinen bir şey.  Onun için açlık kürü kişinin vücudunu onarıma sokuyor alarma sokuyor alarma sokunca hemen vücuttaki uyuyan bağışıklık sistemi hücrelerini harekete geçiriyor ve DNA hasarı varsa onu düzeltiyor.

Hızla yeni kök hücreler üretiliyor. Peygamber efendimizin buyurduğu “Oruç tununuz sıhhat bulunuz” çok anlamlıdır. Onun kıymetini bilmek gerekir. 16 saat yöntemiyle aç kalmak tavsiye ediliyor birçok yönden.  Ramazanda oruç niye tutulur? İlahi rıza için yani bu gibi faydalar ikinci faydalardır. Bunun için de niyetiniz önemli kalbimizi bize yaratana bu kadar nimetleri verene vermek çok önemli. Bizim iyi insan olmamız aslında bir erdem değil, iyi insan olmamız insan olmamızın kirasıdır hayatta. İnsan olduğunuz için teşekkür etmek için onun bir kirasıdır. Ramazan düşünme keşfetme hayatımızı iyiye doğru doğru geliştirmek için bir fırsat zamanı diye yorumlamak lazım” şeklinde konuştu.

Üsküdar Haber Ajansı (ÜHA)



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: