Lady Gaga sahnede mutsuz gençlik sahada

Lady Gaga geçen hafta İstanbul’a geldi. Şuh görüntüsüyle, en seksi haliyle arzı endam ediverdi Atatürk Hava Limanında.

Lady Gaga sahnede mutsuz gençlik sahada
Paylaş:

Lady Gaga geçen hafta  İstanbul’a geldi. Şuh görüntüsüyle, en seksi haliyle arzı endam ediverdi Atatürk Hava Limanında.

Sabahın köründe dolmaya başladı Havalimanı.  Meğer ne çok hayranı varmış Lady Gaga’nın ülkemizde. Neredeyse bütün gençlik oradaydı. Bugün okullarda da eğitim öğretimin ilk günü. Ama Lady Gaga geliyor ya  okul da neymiş. Lady Gaga bir kere gelir Türkiye’ye, bir daha kim bilir ne zaman gelir. Okul dediğin her gün var nasılsa. Bugün olmazsa yarın gidilir. nazifegungor2Müthiş bir coşku havalimanında. Kalp çarpıntıları hızlı, heyecan dorukta. İşte o an. Lady Gaga bütün seksüel görkemiyle görünüverdi. Ve çığlıklar, bağrışlar, çağırışlar, inleyişler. Bir bakış, bir dokunuş için kendilerini ve de birbirlerini hiçe sayarak ileriye atılanlar. Hedef Gaga! İleri! El kol tekme darbesi yiyenler, düşenler, ezilenler, yere çakılıp burnundan olanlar. Ama feda olsun Lady’ye. Giden burun olsun, gözler duruyor ya yeterli O’nu görmek için. Ya derinden gelen inleme seslerine ne dersiniz? O nasıl bir inleyiş, nasıl bir acı çekiş? Zincire vurulmuş da zincir darbeleriyle inleyişe geçmiş eski zaman köleleri gibi. Ne oluyor bu çocuklara? O içten, ta derinlerden gelen inlemeler hangi birikmiş acıların dışavurumu acaba?Biz ne yapmışız bu çocuklara? Nerede hata yapmışız? Lady Gaga’nın başarıp da bizim yapamadığımız nedir? Bu ve benzeri soruların tek olmasa da ilk akla gelen yanıtı: Popüler kültürün büyüleyici dünyası. Değer kaygısı yoktur popüler kültürde. Merkezi yere parayı koymuştur çünkü. İnsanlığa dair her şey, bütün değerler, insanın ruh ve duygu dünyasına ait her tür arzu, gereksinim, dürtü, yaşamdaki beklentileri, hedefleri vb. her şey, ama her şey popüler kültürün ticari arenasında araçsallaştırılmaya mahkumdur.  İnsandan alınan hammadde popüler kültürün seri ve ticari üretim ortamında işlenerek yaldızlı ambalajlarda onun tüketimine sunulur. Yaldızlı ambalajların parıltısıyla gözler öylesine kamaşır ki ambalajın içerisindeki ürünün patentinin aslında kendilerine ait olduğunu anlayamazlar bile. Aslında kendi mutsuzluklarının, gerçekleştiremediklerinin, yetersiz kalışlarının, doyumsuzluklarının, eksik bırakılmışlıklarının vs. nin bu parıltılı ambalajlara sarmalanarak paketlenip kendilerine iade edildiğinin farkında bile değiller. Çünkü popüler kültürün yeniden üretim ortamında öylesine kurnazca, öylesine acımasızca işlenmiştir ki insanın özünü oluşturan her bir değer, her bir özellik, geri dönenin kendilerinden giden olduğunu bilemezler bir türlü. Bunun en son somut örneği de Lady Gaga’nın Türkiye’ye gelişi. Devasa bir gençlik kitlesi karşıladı O’nu. İnlemelerle, ağlamalarla, bağrışlarla, yerlere kapanışlarla. Her yaştan, her inançtan, her düşünüşten gençlerimiz tek vücut oldular Lady’nin huzurunda, dile ve dize geldiler bir anda.  Popüler kültürün büyüleyesi dünyasında bir patlama anı yaşandı bir kez daha.  Yüreklerde birikip tortu yapmış acılar, beyinlerde saklı kalmış düşünceler fırlayıp çıkıverdi bir anda, kurtulup tutukluluktan, kanatlanıverdiler özgürlüğe. İşte tam da bu noktada iş yapıyor popüler kültürün acımasız ticari dünyası. Bastırılmışlıklar, dışavurulamamışlıklar, eksik bırakılmışlıklar üzerinden iş yapıyor. İnsanın yoksulluğunu, yoksun bırakılmışlıklarını alıp kendi sentetik dünyasında muhteşem sömürü silahlarına dönüştürerek doğrultuyor hedefe. Lady Gaga olayı da bu açıdan değerlendirilmeli. Günlerdir medyada tartışılageldiği gibi sorun bence ne  din ve inanç düşmanlığı ne de yerel değerlerin erozyona uğratılması çabası. Sonuç bunlar olabilir elbet. Birilerinin amaçları, hedefleri arasında toplumların ahlaki değerleriyle, yerel kültürel motifleriyle oynamak, onları aşındırarak kaotik bir ortam yaratma çabası da olabilir. Var da zaten. Ama asıl amaç bu aşındırmaların getireceği maddi kazanç. Diğer yandan kaos da yaratılmak isteniyor. Sistemleri ya da yerleşik yapıları yerinden oynatarak, karmaşa ve kaos ortamına sürüklemek, sonra da kaotik yapıya kendi istedikleri doğrultuda bir takım unsurları veya motifleri yerleştirmek de birilerinin işine gelebilir. Nitekim kitleler üzerinden kazancı sürekli hale getirmek için toplumsal ve kültürel yapıları sürekli olarak yeniden dizayn etmek gerekir. Kendi haline bırakıldığında toplumsal ve kültürel yapılar kendilerine özgü biçimlenmelere gidebilirler. Bu da onları dıştan dayatmalara karşı dirençli hale getirir. İşte bu tür direnç alanları ortaya çıkmasın, taşlar yerine oturmasın, kaos devam etsin ki birileri, parasal ve diğer güç alanlarını kontrol etmekte olan kesimler sistemleri kendi güç merkezlerine çeper yapabilsinler. Dolayısıyla da sorun Lady Gaga değil, O’nunla ve diğer pop kültür aktivistleriyle sembollize edilen popüler kültürün ticari kazanç dünyası ve de onun arkasındaki politik ve ekonomik güçlerdir. Prof. Dr. Nazife Güngör