KÖTÜ ÇOCUKLUK BEYİNİ BOZUYOR

KÖTÜ ÇOCUKLUK BEYİNİ BOZUYOR
Paylaş:

PSİKOHAYAT DERGİSİ- Sciencedaily

Yoğun sıkıntılarla geçirilen bir çocukluk dönemi beynin ödülle ilgili alanlarında nöral aktivite azalmasına yol açıyor. 

Harvard Üniversitesi'nden araştırmacılar fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme tekniğini kullanarak, katılımcılara parasal ödül ve cezalarla ilgili hatırlatıcıları içeren bir oyun oynattılar ve bu esnada beyin aktivitelerini izlediler.

"Ödülle ilgili hatırlatıcılar kontrol grubuna nispetle sıkıntılı çocukluk geçiren genç erişkinlerde daha zayıf cevaplar oluşturdu. Bu kişilerin bazal gangliyonların sol hemisfer bölgeleri ödülle ilgili hatırlatıcılara karşı duyarsızdı. Bu bölgeler hedefe yönelik eylemlerin planlanmasında önem taşıyor" diyor Harvard Üniversitesi'nden araştırma görevlisi Diego Pizzagalli. 

Katılımcılar ayrıca manyetik rezonans görüntüleme sırasında  hatırlatıcılara cevaben yaşadıkları pozitif ve negatif uyarılmayı değerlendirdiler. Kontrollerle karşılaştırıldığında, sıkıntılı çocukluk geçirmiş olanlar ödülle ilgili hatırlatıcıları daha az pozitif olarak değerlendirdiler. Bununla tutarlı olarak, bu hatırlatıcılara verdikleri beyin cevapları da daha zayıftı.

Katılımcılarının çoğu depresyon, post travmatik stres gibi, her hangi bir psikolojik bozukluk kriterini karşılamıyordu. Bununla birlikte, emosyonel, fiziksel veya cinsel istismar gibi, çocukken yaşanan talihsizliklerin psikopatolojiyi, özellikle depresyon riskini arttırdığı biliniyor. Önceki çalışmaların bir çoğunda, yoğun sıkıntılarla geçirilen bir çocukluk ile depresyon arasındaki bağlantının stresi regüle eden beyin bölgelerindeki disfonksiyonla ilişkili olabileceği, bunun da depresyonda rastlanan aşırı hüzün ve negativiteye katkıda bulunduğu ileri sürülmüştü.

Araştırmacılara göre, bu çalışma potansiyel bir başka bağlantıya daha ışık tutuyor: sıkıntıyla geçirilmiş bir çocukluk dönemi beyinin ödüllere verdiği cevabı zayıflatarak, apati, düşük motivasyon ve haz alamama gibi, diğer önemli depresyon semptomlarının oluşumuna zemin hazırlıyor.

Sıkıntılı çocukluk dönemi depresyon riskini arttırsa bile, Pizzagalli aralarında birebir bir ilişki olmadığına dikkat çekiyor: genetik ve sosyal destek gibi faktörlerle bu risk aşağı çekilebiliyor.  

Beyinde meydana gelen değişikliklerin anlaşılması ve potansiyel nörobiyolojik sonuçların değerlendirilmesi tedavi yaklaşımının şekillendirilmesinde önem taşıyor. Araştırmacılar psikolojik bozukluklardan etkilenen spesifik beyin bölgelerini tanımlayarak, kişiye özel, daha etkili tedaviler geliştirmeyi umuyorlar.