E-bültenimize kayıt olarak güncellemelerden haberdar olabilirsiniz.

Joker Bir Psikopat Olabilir, Peki Ya Siz?

Robert Hare'in testinde Joker'den çok daha yüksek skor alabilecek gerçek yaşam örnekleri bulunduğunu söyleyebiliriz. Ancak asıl soruyu kendinize sormalısınız: Siz onlardan biri misiniz?

Joker Bir Psikopat Olabilir, Peki Ya Siz?

Joker filminin gösterime girmesinin ardından, tüm dünyada milyonlarca insan, “Batman’in meşhur kâbusu”nun hikâyesini öğrenmek için sinema salonlarına akın etti. Filmi izleyenlerin pek çoğunun ortak görüşü; filmin bir psikopatın portresine dair bir ders kitabı niteliğinde olduğu yönündeydi. Ancak asıl soru belki de şöyle olabilirdi: Filmi yorumlayanlar arasında Joker karakterine benzer karakteristik özelliklere sahip ne kadar insan bulunuyor olabilir? Evet, sizin de psikopati karakteristiklerine sahip olmanız son derece olasıdır.

Bu soruyu cevaplayabilmek için, öncelikle, 1970’lerde Robert Hare tarafından geliştirilen bir psikopati ölçeği olan PCL-R‘a (bireyin potansiyel psikopatisini belirlemede kullanılan psikolojik bir ölçek) göz atmamız gerekir.

Hare’in ölçeği sayesinde, uzmanlar, bir bireyin psikopati kriterlerini sergileyip sergilemediğini test edebiliyorlar. Hatta, nüfusun %1 ila %4’ü arasında değişen bir toplamın psikopatik ölçekte bir yerlere denk düştüğü tahmin ediliyor. Bu oranın, hapishane nüfusunda (%25) ve şirket yöneticileri (%21) arasında daha da yüksek olduğu düşünülüyor.

Bilim insanları psikopatinin süreklilik arz eden asosyal davranışlar, empati yoksunluğu, yüzsüzlük, sıkılganlık, duygusal esneklik, dürtüsellik, yüzeysel çekicilik, aşırı özgüven, patolojik yalanlar, vicdan azabı duymama gibi karakteristikleri içerdiği konusunda uzlaşı sağlıyorlar. Bu gibi karakteristikler PCL-R  testindeki 20 işaretten yalnızca birkaçı.

Çevresel mi? Genetik mi?

Mutlak ya da prototipik bir psikopat, Hare’in 20 maddelik psikopati ölçeğinde 40 puan alarak maksimum skoru yakalayabilirken, 0 (sıfır) puan alan birisinin ise hiçbir psikopatik eğilim göstermediği sonucuna ulaşılır. 30 ya da üstü puan alanların, psikopati endikasyonları açısından güçlü aday olduğu ve daha fazla değerlendirme yapılması gerekir, hapishanedeki birçok adli suçlunun bu testte 22 ila 30 arasında bir skor aldığı görülüyor. Sonuç olarak, psikopatiyi bir spektrum (hafiften şiddetliye doğru) olarak görmek en doğru yaklaşım olacaktır ve hepimizin yaşamımızın bir noktasında bazı psikopatik özellikler göstermiş olmamızın ya da göstereceğimizin muhtemel olduğunu söyleyebiliriz.

Nihayetinde, çevrenin (örneğin; yetiştirilme) bizi psikopatik yapacağı varsayımında bulunmak doğru olmayacaktır. Çünkü psikopati noktasında, doğuştan mı yoksa çevreyle mi ilgili olduğu tartışması uzun süredir devam ediyor ve henüz net bir cevaba ulaşılmış değil. Ancak araştırmalara göre; bir kişinin, psikopat özellikleri sergilemesi için genetik bir yatkınlığın gerekli olduğu düşünülürken, bir diğer taraftan da travma, istismara uğrama ve sevilen birisi tarafından reddedilme gibi bazı çevresel faktörlerin de bozukluğun seyrini etkilediği ileri sürülüyor.

Psikopati, toplum içerisinde genellikle kriminal vakalar ve cinayetler ile ilişkilendirilse de, birçok insan, psikopati ölçeğine sokulabilecek kriterlerin bazılarını sergiler. Öte yandan, PCL-R kriterlerini sağlayan birisini de mutlak suretle psikopat şeklinde tanımlayamayız. Aslına bakarsanız, psikopatların büyük çoğunluğu normal yaşamlarına devam eden, kriminal vakalara pek karışmayan başarılı profesyonellerdir. Yani, Joker bir psikopat olabilir ancak bütün psikopatlar Joker değildir.

Peki psikopati bu kadar yaygınsa, birisinin psikopat olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Çünkü bir psikopat nadiren, kendisinin psikopat olduğunu kabul eder.

Psikopatinin bir diğer önemli özelliği ise, görkemli bir öz değer duygusudur. Bu derin güven duygusu veya öz güven, neden bu kadar çok psikopatın iş yaşamının acımasız dünyasında başarılı göründüğünü açıklayabilir. Öte yandan psikopatlar, iş arkadaşlarını ve sıradan arkadaşları da dahil olmak üzere etraflarındakileri küçümseyerek kendilerini daha iyi gösterme eğilimindedir ve patolojik olarak yalan söyleyebilirler. Yani, etrafınızdaki narsisistlere dikkat etseniz iyi olur.

PCL-R kontrol listesindeki diğer kriterler arasında; pişmanlık ya da suçluluk eksikliği, dikkatsizlik, parazit bir yaşam tarzı ve cinsel içerikli davranışlar yer alır. Bununla birlikte, psikopatlar, risk almaya son derece yatkındırlar ve nadiren korku hissi gösterir ve/veya hissederler.

Ancak ne var ki her zaman o “cool” görüntülerini sürdüremezler. Psikopatların en açık ve yaygın olan bir diğer karakteristiği ise, davranışsal kontrollerindeki zayıflıklarıdır. Bu da psikopatların çocukça hatalarla dolu bir geçmişlerinin olmasının muhtemel olduğunun işaretidir. Her ne kadar başkalarının davranışlarını görme ve taklit etme konusunda iyi bir göze sahip olsalar da, aynı zamanda asosyal davranışlar da gösterebilirler.

BİLİM FİLİ



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: