İYİMSER OL UZUN YAŞA

Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

Çok sayıda kadında yapılan bu uzun süreli araştırma dikkate alınırsa iyimser kadınların daha sağlıklı ve uzun bir hayat sürme şansları var. Kötümser kadınlara gelince... Onları hiç de iyi bir sağlık geleceğinin beklemediği anlaşılıyor.

İyimser kadınlarda kansere, şeker hastalığına, hipertansiyona yakalanma riski düşüyor. Mesela kötümser kadınların iyimserlere göre kalp krizinden ölme risklerinin yüzde 30, kansere yakalanma risklerinin ise yüzde 23 daha fazla olduğu anlaşılmış. Kısacası kadınsanız iyimser biri olma konusunda daha ısrarlı davranmanızda fayda var. Ne yapıp edecek bardağın dolu tarafını görmeye çalışacaksınız.

İyimserliğin ömrü uzattığı aslında yeni bir bilgi değil. Özellikle Harvard Tıp Okulu'ndan Dr. Benson yıllar önce iyimserliğin, hayata olumlu bakmanın, pozitif düşüncenin sağlık üzerinde çok olumlu etkiler meydana getirdiğini bilimsel çalışmalarla göstermişti. Stres, karamsarlık, endişe, korku ve kötü beklentiler, hele bir de depresyon düzeyine ulaşırsa hastalıklara davetiye çıkarıyor. Kötümser kişilerde kalp hastalıklarına yakalanma, hipertansiyonlu biri olma olasılığı artıyor. Bu kişilerde uyku sorunları, yeme bozuklukları, egzersize karşı isteksizlik ve kilo problemine yakalanma ihtimali de fazlalaşıyor.

HER DERDE DEVA!

İyimser insanların bağışıklık sistemleri de kötümserlerden daha güçlü. Mevcutla yetinmeyi bilen, "az çoktur" diye düşünen ve "bu da geçer yahu" felsefesini bir düşünce tarzı haline getirebilen, statü kaybını ciddiye almayan, kısacası bardağı boş değil dolu görenler sağlık bakımından daha şanslı. Bu insanlar daha keyifli, huzurlu ve uzun bir ömür sürüyor.

Uzmanlara göre iyimser bir bakış açısı edinmek gereği çoğu zaman "top kaleye girdikten sonra" hissediliyor. Kronik hastalıklara yakalananlar hastalıklardan kurtulmak ya da hastalıklarını daha kolay yönetmek için iyimser bir tutum geliştirmenin önemini fark ediyor ama çoğu insan hastalıklara yakalanmamak için endişeleri, sıkıntıları, karamsarlığı ve olumsuz duyguları geride bırakmayı yolun başında beceremiyor.

İyimserliğin edinilebilir bir tutum olduğunu (her ne kadar doğuştan kötümser biri olmak mümkünse de), değiştirilebilir bir davranış tarzı olduğunu unutmamakta fayda var. Bana sorarsanız iyimser insanlar tansiyonu, kalbi, kanseri bir yana bırakın, gribe, soğuk algınlığına bile daha seyrek yakalanıyor.

Egzersiz ve ilaçlarınız

Bir hastalıktan yeni kurtulmuş dahi olsanız egzersize devam etmeniz yararlıdır. Kan akımının artması doku ve organlarda iyileşme sürecini hızlandırır. Önemli olan egzersize başlamadan önce doktorunuza danışmanız ve onunla egzersizin yoğunluğu ve süresi konusunda anlaşmanızdır.
Kullanmakta olduğunuz ilaçların egzersizinize ve yaptığınız egzersizin ilacınıza nasıl bir etkisi olacağını öğrenin. Daha önce egzersizin verimli olması için kalp hızının belli bir seviyeye çıkması gerektiğini belirtmiştik.

Eğer kullandığınız ilaç kalp hızınızı artırıyorsa egzersiz için kalp hızınızın çıkması gereken seviyeyi değiştirmenize gerek yoktur. Normalde gösterdiğiniz eforun yarısı ile kalp hızınız ideal seviyeye çıkıyorsa siz böyle devam edin. Kalp hızınızı ideal seviyenin üzerine çıkarmak tehlikeli olabileceği gibi çoğu kez bir işe de yaramaz.


Paylaş

Görüntülenme:
Yayınlanma Tarihi:08 Mayıs 2009

© 2024e-Psikiyatri.com, bir NPGRUP sitesidir,
e-Psikiyatri.com bir NPGRUP sitesidir. Bu sitede verilen bilgiler, site ziyaretçilerinin/hastaların hekimleriyle mevcut ilişkilerini ikame etmek değil, desteklemek için tasarlanmıştır. Bu sitede yer alan bilgiler bir hekime danışmanın yerine geçmez. Tüm hakları saklıdır.