İçimizdeki gizli tehlike: Septik şok

İçimizdeki gizli tehlike septik şok nedir?

İçimizdeki gizli tehlike: Septik şok

Herhangi bir mikrop veya basit bir enfeksiyondan kaynaklanabiliyor, organların çalışmasını engelleyerek şok tablosuna gidebiliyor. Uzmanlara göre, herkesi tehdit edebilen septik şok, tüm dünyada yaygın olmasına rağmen az biliniyor ve kalp krizinden daha çok ölüme yol açıyor.

SEPSİS, HER 3 SANİYEDE 1 KİŞİYİ ÖLDÜRÜYOR

Septik şok veya sepsis (kan zehirlenmesi), bir enfeksiyona bağlı olarak gelişen, birden fazla organın çalışmasını engelleyen ve şok tablosuna kadar gidebilen vücudun enfeksiyona verdiği bir reaksiyonlar zinciri.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Coşkun Şimşir, septik şokun, bağışıklık sisteminin enfeksiyona verdiği kontrolsüz aşırı yanıt sonucunda organlarının zarar görmesi ile meydana geldiğini söyledi.

Vücudun temel hayati fonksiyonlarının hızlı şekilde bozulmasının ölüm riskini artırdığını belirten Dr. Şimşir, "Enfeksiyonun kontrol altına alınmadığı durumlarda, başta dolaşım ve solunum sistemindeki kalp, akciğer, böbrek, karaciğer gibi organlarda akut organ yetersizliklerine yol açar. Aynı zamanda böbrek fonksiyonlarının bozulması, bağırsak felci, merkezi sinir sitemi tutulumu, kanda trombosit sayısının düşüklüğü ve yaygın damar içi pıhtılaşma olmaktadır” dedi. 

SEPTİK ŞOK NASIL ANLAŞILIR?

Dr. Şimşir'in verdiği bilgiye göre, dünyada yaygın olmasına rağmen en az bilinen ve ölüme en fazla neden olan hastalıklardan biri, ölüm oranı yüzde 30-70 arasında. Her yıl yaklaşık 20-30 milyon insan sepsise yakalanıyor, bunun 100 bin kadarı maternal sepsis vakasını oluşturuyor.

Dünya genelinde her saat 40-50 insan sepsis nedeni ile yaşamını yitiriyor. Sepsise neden olan enfeksiyonlar başta akciğer, idrar yolları, batın, rahim olmak üzere herhangi bir odaktan kaynaklanabiliyor. En çok stafilokok- steptokok türü olan bakteriler, daha nadiren virüs, mantar ve parazitler neden oluyor.

Septik şoktan korunmak için enfeksiyon durumlarında ateşte yükselme veya azalma, kalp atım hızında artma, solunum hızında artma, beyaz küre (lökosit) sayısında artma veya azalma durumlarında en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Septik şok sonucunda bilinç bulanıklığı, tansiyon düşüklüğü, yaygın damar içi pıhtılaşma olduğunu belirten Şimşir, bu durumun sonunda ise geri dönüşün oldukça zor, hatta imkansız olduğunu söyledi.

RİSK GRUBUNDA MISINIZ?

Dr. Şimşir, septik şok riskinin arttığı durumları şöyle anlattı: "Prematüre – yeni doğan veya ileri yaş grubunda, yanlış ve bilinçsiz antibiyotik kullanım sıklığındaki artış, hamileler, immün sitemi zayıflatan kanser, diyabet, siroz, AIDS, KOAH gibi kronik hastalıklarda, damar içi kateter ve solunum yolunda tüp kullanımı, uyuşturucu kullananlarda, uzun süreli yoğun bakımda kalan hastalarda, büyük ameliyat ve biyopsi sonrasında, kortizon tedavisi alanlarda, aşırı sigara ve alkol kullanımında bağışıklık sisteminin baskılanması nedeni."

AŞIRI STRES ÖNEMLİ BİR ETKEN

Modern tıbbın, yoğun bakım ve antibiyotik teknolojilerin gelişimine rağmen sepsis sıklığının giderek arttığını dile getiren Dr. Şimşir, "Günümüzde gelişmiş ülkelerde neden olarak aşırı stres, ileri yaş nüfusunun artması, prematüre yeni doğan doğum artışı, yanlış ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı sonucunda dirençli bakterilerin olması, bağışıklık sistemini çökerten uyuşturucu kullanımı ve AIDS sayısında artış, girişimsel işlem ve ameliyat sayısında artış sorumlu tutulmuştur. Gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde ise yoksulluk, yetersiz beslenme, aşılanma oranın düşüklüğü, erken ve yeterli tedavinin yapıldığı sağlık merkezlerinin olmaması gibi sebepler sepsise neden olmaktadır" dedi.

NTV



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: