Giderek tükenen bir kültür

Parke taşlı daracık sokakları ve Georgia evleriyle şehrin en rağbet gören muhitlerinden biri olan Hampstead kasabasındaki barlar birer birer kapanıyor.

Giderek tükenen bir kültür

Parke taşlı daracık sokakları ve Georgia evleriyle şehrin en rağbet gören muhitlerinden biri olan Hampstead kasabasındaki barlar birer birer kapanıyor.

kulturThe Nags Head emlak ofisi oldu. The King of Bohemia ise artık bir giyim mağazası. The Hare&Hounds'ın olduğu yerde bir apartman binası var. İngiltere'de, ekonomideki değişim ve dönüşen zevkler son yirmi yıl boyunca kabaca her beş bardan birini götürüyor. 2008'deki ekonomik krizi, halkı hiç akla gelmeyecek bir şeyle, yani "semt birahanesi" olmayan bir hayatla yüzleşmek zorunda bıraktı ve 7000 barın kapanmasına neden oldu. Yeni düzenleme, barları yıkılmaktan koruyan ve onları müteahhitler tarafından satın alınmasındansa halk tarafından satın alınmasına yardım eden bir statü olan;"kamu değeri taşıyan mülk" tanımlamasını vererek, halkın bar sahibi olmak için dilekçe vermesine izin veriyor. İngilizlerin hayatında özel bir yeri olan barların önemi üzerinde duran Halk Barları Vekili muhafazakâr parlamenter Brandon Lewis, "Düşünmek istediğimiz bar, uluslararası anlamda benzersiz ve son derece gelenekseldir"diyor. Geleneksel barlar daha önce hiç bu kadar baskı görmemişti, hatta her bir yarım litre bira için ödenen vergiyi düşüren Maliye Bakanı George Osborne'dan sonra bile. Sigara karşıtı yasalar da sigara içenleri barlardan uzaklaştırıyor. Süpermarketlerde satılan ucuz biralar barların işine çomak sokuyor. İngiltere Bira ve Bar Vakfı'nın belirttiğine göre, İngiltere'de halk on yıl evveline oranla yüzde 23 daha az içiyor. İngiltere'nin bar sorunu aynı zamanda, Margaret Thatcher'in denetimi azaltıcı heveslerinin de bir yankısı. 1980'lerde, Thatcher'in Muhafazakar hükümeti bira yapımcılarının barlar üzerinde kurduğu tekele yakın sistemi bitirdi. Ancak bu defa ülkenin barlarının yarısından fazlasını satın alan büyük şirketler biracılarla yer değiştirdi. Barların ne satacağını bu "bar sahipleri" belirliyor ve yüksek kiralar tahsil ediyorlar. Bazıları borca girerek stoklarını yığıyor ve kendi gayrimenkullerine sermaye sağlamak için daha yüksek teklif verenlere satıyorlar. Hampstead'deki "The Old White Bear" de bu konuda bir savaş alanı. Kırmızı tuğlalı şık binasıyla The Bear, tam üç asırdır Well Road'da duruyor. Peter O'Toole o genç ve çılgın günlerine ara sıra geri döndürülmeliydi deniliyor. The Old White Bear, bir grup müteahhit tarafından satın alındıktan sonra, 2000 kişi bu barı kurtarmak için imza topladı. The Bear, 'kamu değeri taşıyan mülk' ilan edildi ve belediye meclisi altı odalı bir eve çevrilmesi iznini şimdiye kadar reddetti. Ama buna rağmen bar 2 Şubat'ta kapatıldı. Müteahhitler mücadele etmeye kararlı ve The Bear'in geleceği belirsiz. Yılların patronu Guy Wintage, kasabanın başka barları da olmasına rağmen, The Old White Bear'in bu toplumun merkezi olduğunu söylüyor ve "Buranın kalbini söküp çıkarıyorsunuz, bu demektir ki ya sokaklarda zombiler gibi dolaşacağız veya evlerimizde oturup birbirimizi bir daha hiç görmeyeceğiz"diyor. THE NEW YORK TIMES