Gençler sorumluluk almak istemiyor

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Sorumluluk Almak İstemeyen Bir Gençlik Modeliyle Karşı Karşıyayız” dedi.

Gençler sorumluluk almak istemiyor
Paylaş:

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Aziz Mahmut Hüdai Vakfı ve Lider Eğitim Gençlik ve Spor Kulübü Derneğinin düzenlediği “Geleceğe Yön Veren Gençlik Zirvesi” programının konuğu oldu. “Gençlikte Yeni Doğrular” konusuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarhan, bugünün gerçeğini, gençliğin şu anki durumu ve çözüm yollarından bahsetti. Prof. Dr. Tarhan, “Şu an sorumluluk almak istemeyen bir gençlik modeliyle karşı karşıyayız. Sosyal gidiş bu şekilde. Bu gidişte bazı gençler yaşam felsefelerini değiştirip onu korurlarsa dünyadaki küresel akıştan kendilerini koruyabilirler. Şu anda bir sel felaketi var ve bundan bütün gençler etkileniyor. Bizim bu selde bir kütüğe tutunup ilerlememiz gerekiyor. Bu seli karşımıza almaya çalışırsak gücümüz yetmez ve boğuluruz. Sele karşı kütüğe bineceğiz ve onu yanımıza alıp ilerleyeceğiz.” Dedi.

Bu durum arkadaşlık ilişkilerinin zayıfladığına işaret ediyor!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, eskiye oranlar gençlerin daha az arkadaşlarıyla yüz yüze görüştüğünü, artık sanal ortamlar üzerinden arkadaşlık kurduklarını belirtti. Bu durumun arkadaşlık ilişkilerini zayıflattığını belirten Tarhan; “On üç, on dokuz yaş arasındaki gençlerin yüz yüze arkadaşlarıyla görüşme oranı 2010’dan sonra diğer yaş grupları da olmak üzere %50’lerden %20’lere kadar düştü. 2015 yılından sonra bu durumun daha da düştüğünü söyleyebiliriz. Gençlik demek insanın evden ayırılıp, hayata atılıp kendini kanıtlaması ve sosyal bir varlık olması demek. Fakat şimdiki gençler bunu sanal ortamda yapmaya çalışıyorlar. Bu durumda gençler arasındaki arkadaşlık ilişkilerinin zayıflamaya başladığına işaret ediyor. Şu anda gençlerin sosyal izolasyona ve yalnızlığa doğru gittiğini söyleyen bir tabloyla karşı karşıyayız. ABD’de 2013-2016 yılları arasında klinik depresyon vakalarına bakınca toplumda bunun arttığını görüyoruz. Zenginlikle mutluluk paralel değil. ABD Çocukları Savunma Fonu 2000’li yıllarda yayınladığı istatistikte altı çocuğun intihar ettiğini, on sekiz yaşının altındaki çocukların şiddet suçundan tutuklandığını, erkek annelerden doğan yüz yedi bebek olduğunu, çok sayıda çocuğun okulu terk ettiğini ve yüz otuz beş bin çocuğunda okula silah götürdüğünü belirtildi.” Dedi.

“İnsanoğlu mutsuz ve ilaçlarla mutlu olmaya çalışıyor”

Dünyanın her yerinde medeniyet krizi yaşandığını söyleyen Tarhan, “Kaliforniya sendromuna daha önce batı medeniyetinin krizi diyordum ama artık batı kelimesini kullanmıyorum. Çünkü Kaliforniya Sendromu şu anda küresel bir medeniyet krizi olmuş durumda. Kaliforniya Sendromunun birinci maddesi hazcılıktır. Şu an haz ve hız çağında yaşıyoruz ve gençler hazcılığı ego ideali olarak seçmiş durumda. İkincisi narsisizm yani empati yoksunluğu, bencilliğin kişilik haline gelmiş şeklidir. Bu kişilerde kendini özel ve üstün görme vardır. Kendi çıkarları için kimseyi önemsemezler. Hedonizm ve narsisizmin sonucu olarak sorun olarak karşımıza çıkan kavramlardan biri de yalnızlık. Yalnızlıkla birlikte sosyal sorumluluktan kaçma ve yalnızlık ortaya çıkıyor. Böyle olunca da kişiler kalabalığın içinde yalnız kalıyorlar. Bunun sonucunda da Kaliforniya Sendromunun son maddesi ortaya çıkıyor; mutsuzluk ve intihar. Şu anda New York’ta kanalizasyon sularından alınan örnekler incelendiğinde atık sulardan eroin ve kokainin yanında antidepresan haplarda çıkıyor. İnsanoğlu ciddi bir şekilde mutsuz ve ilaçlarla mutlu olmaya çalışıyor. Bütün bu durumlarla karşı karşıyayken bir de üstüne Covid-19 salgını eklendi ve bu salgınla birlikte bu sürece de hızlandırıcı etki yaptı.” Şeklinde konuştu.

Küresel akıştan korunmak mümkün!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Şu an sorumluluk almak istemeyen bir gençlik modeliyle karşı karşıyayız. Sosyal gidiş bu şekilde. Bu gidişte bazı gençler yaşam felsefelerini değiştirip onu korurlarsa dünyadaki küresel akıştan kendilerini koruyabilirler. Şu anda bir sel felaketi var ve bundan bütün gençler etkileniyor. Bizim bu selde bir kütüğe tutunup ilerlememiz gerekiyor. Bu seli karşımıza almaya çalışırsak gücümüz yetmez ve boğuluruz. Sele karşı kütüğe bineceğiz ve onu yanımıza alıp ilerleyeceğiz.” Dedi.

“Akademik başarı ve ahlaki başarı hayat başarısını oluşturur”

Bir insanın hayatını sadece akademik başarıyla devam ettiremeyeceğini ifade eden Tarhan, akademik başarının yanında ahlaki başarının da gençlere verilmesi gerektiğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı; “Her anne baba çocuğum zeki ve başarılı olsun der. Bunlar eğitimdeki aday liderleri yetiştirmek için bir kriterdir. Kendi kendinin lideri olmaya bir toplumun lideri olamaz. Liderlik eğitimindeki ilk adım öz bilinç ve öz farkındalıktır. Şu andaki eğitim sisteminin doktrini çocuk zeki ve başarılı olsun odaklı. Bu küresel olarak bu şekildedir. Eğitim alan bir çocuk çok zeki ve başarılı oldu ve bunun sonucunda da mükemmel bir bilgisayar mühendisi oldu. Ama bu kişi yeteneğini iyi amaçlarla değil kötü amaçlarla kullanıyor. Onun için sadece zeki ve başarılı olmak yetmiyor. Bu iki özelliğin yanında kişinin iyi insan olması gerekiyor. Şu anda sadece akademik başarıyı ön plana atan bir eğitim sistemimiz var. Fakat sadece akademik başarıyla insan hayatını devam ettiremez. Bu başarının yanında gençlere ahlaki başarının da kazandırılması gerekiyor. Akademik başarı ve ahlaki başarı bir araya gelince hayat başarısını oluşturur. Onun için akademik başarıya indirgenen eğitim sistemimizi hızla değiştirip ahlaki başarıya da eğitim sistemimizle entegre etmemiz gerekiyor.”

“Kendini gerçekleştirmenin peşinde anlam peşinde koşmak var”

Modernizmin birey, gençlik ve yaşam felsefesini değiştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kaliforniya Sendromunda bahsettiğim gibi gençlere yaşam amacı olarak hedonizm sunuluyor. Hâlbuki yaşam amacının anlam peşinde koşmak olması gerekiyor. Kişinin yaşam piramidi oluşturması gerekiyor. Maslow’un psiko sosyal yaşam piramidinin tabanında yemek, içmek ve üremek var. İkinci sırada güven duygusu ihtiyacı, üçüncü sırada sevmek-sevilmek ve son sırada kendini gerçekleştirmek var. Kendini gerçekleştirmenin peşinde de anlam peşinde koşmak var.” İfadelerini kullandı.

“Bilgelik çağını yakalayamazsak bu yüzyılı kaçırırız”

Tarhan, içinde bulunduğumuz çağı bilgelik çağı olarak adlandırarak bu bilgelik çağının kaçırılmaması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Tarhan, “21.yy becerilerinin en önemlilerinden birisi de öz eleştiri yapabilmek ve sorgulayıcı olabilmektir. Bunu yapmak özgür düşünce ve zihinsel itiraz gerektiriyor. Bu dediğimiz isyan değil itirazdır. İsyan ve itiraz farklı şeylerdir. İsyan, körü körüne karşı çıkmaktır. Bizim itiraz edip hakikati aramamız lazım. Hakikati ararken hepimiz avcı ve madenci gibi olmalıyız. Veri madencisi gibi bilgi madencisi olmalıyız. 21.yy bunu için bilgi çağı değil bilgelik çağı olmak zorunda. Bilgelik çağını yakalayamazsak bu yüzyılı kaçırırız. Onun için bilgiye bilgelik eklenmesi gerekiyor.” Dedi.



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: