Aile içi iletişimin altın kuralları

İşte eşlere ortak nokta bulma, aykırı duygulara ve farklı davranışlara saygılı olma konularında öneriler.

Aile içi iletişimin altın kuralları
Paylaş:

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan sağlıklı ve huzurlu bir ailenin ilişki haritasını çiziyor. “Aile İçi İletişimde Altın Kurallar” önerileriyle Tarhan, eşlere ortak nokta bulma, aykırı duygulara ve farklı davranışlara saygılı olma konularında önemli bilgiler veriyor. Tarhan, eşlerin öfkelilik halinde nasıl davranması gerektiği, ilişkiyi nasıl tekrar sağlıklı hale getirebileceklerinin püf noktalarını açıklıyor. İşte Rektör Tarhan’ın Altın Kuralları: 1- Orta nokta kuralı: Tarafların beklentileri, fiziksel, ruhsal ve duygusal ihtiyaçları konuşulduğunda; her iki taraf birer adım atarak orta noktada buluşup uzlaşmaya çalışırlar. 2- İyi zan kuralı: Eşinizin sinirli, kızgın, öfkeli veya ilgisiz tavırlarında iyi zanlı yaklaşın. Eşinizi yanlış anlayabileceğinizi, sizi incitmek amacı ile yapmadığını öncelikle düşünün. Olumsuz senaryolara inanmak, analitik düşünce yeteneğini bozduğu için, kişiyi yanlış yargılara götürür. 3- Kendini gerçekleştiren ön kabul kuralı: Bir insan, diğer insanın kendisi hakkında kötü düşündüğüne inanırsa farkında olmadan beden dili ile bunu yansıtır. Karşı taraf olumsuzluğu hisseder ve savunma işine girer. Karşılıklı negatif etkileşim ve yersiz düşmanlık duyguları oluşur. Bunun çaresi diyalogu sabırla devam ettirmektir. 4- Saldırı hakkı tanımak: Bir insan her zaman neşeli, mutlu olması hoş olurdu ama, bu mümkün değildir. Eşinizin sinirli olmasının nedeni sizinle hiç ilgili olmayabilir. Ona saldırı hakkı tanımak gibi güzel bir armağan verirseniz fırtınaya fırsat vermezsiniz. 5- Kendinizi kanıtlamanız gerekmez: Her anlaşmazlık genelde tarafların güç mücadelesine dönüşüyor. Kendi kimliğini, özgürlüğünü ispat etmek için fırsat olarak görülür. Bu düşünce tarzı karşılıklı duygusal enerjileri savunmaya harcamaya iter. Sürekli gerilim hali devam eder. Böyle durumlar çok az sevgi sağlar ve ilişkileri sağlamlaştırmaz. Kendine güvenen insan, kendisini ispata ihtiyaç hissetmez. Başarıları kendini kanıtlamaya yeter. 6- Aykırı duygulara sahip olma hakkı tanımak: Duygular genelde ak ve kara şeklinde değildir, gri tonları daha fazladır. İnsan duygu yapısı çeşitli duyguların karışımından oluşur. Şuan sevgi hissetmediğimiz  kişi ve olay tekrar sevmeyeceğimiz anlamına gelmez. Sevgi değişkendir, bırakalım karşımızdaki olaylarda farklı duygular gösterebilsin. 7- Avukat gibi değil, hakim gibi olmalı: Bir şeyler ters gittiğinde hata nerede objektifliği ile hareket etmek. Benim “Eşim haksız da olsam beni desteklemeli” düşüncesini sorgulamak gerekir. Bazen kol kırılır yen içinde kalır ama bu hatayı onaylamak şeklinde olmamalıdır. 8- Ayda bir oturum yapmak: Evlilik anlaşmaya varma sanatıdır. Bunun için gündemli oturumların ihtiyaç sıklığına göre yapılması çok işe yarar. 9- Eşini değiştirmeye çalışmamak: Evlilik sorunlarından önemli bir kısmı kişi kendisi hakkında düşünmez, eşi hakkında düşünür. Onun ruhunu bile kontrol etmek ister. Başkalarının olmalarını istediği gibi olmadıklarına sinirlenmek yanlıştır. Çünkü; sen kendin bile olmak istediğin gibi olamıyorsun. 10- Sosyal baskı ve yasaklara sağlıklı tepki: Bastırılmış duygu, duygusal yoksunluk psikolojik hasar oluşturur. Bastırılmış duygular, yeni tecrübeler, kendini kanıtlamaya, sevilme, övülme arayışlara itebilir. Doygunluk ve haz için haklı ve mantıklı  tepkiler verip veremediğinizi kontrol edin. 11- Boşanma tehdidine dikkat: Şok konuşmalar yapmak, evliliği test etmek tehlikeli yöntemlerdir. Güven ve sevgiyi arttırmaz. Egonuzu tatmin çabasından başka bir şey değildir. Kazananı olmayan bir uygulamadır. 12- Farklı düşünmeyi sağlamak: Sorun olduğunda verdiğimiz tepki karşımızdakini düşünmeye sevk ediyorsa başardınız demektir. 13- Kontrol duygusunu hesaba katmak: Karşınızdaki kişiye kontrolü kaybediyor hissini uyandırırsanız ilişki zarar görür. Kazan–kazan ilişkisi için iki tarafta kontrol bende diyebilmelidir. 14- Fırtınalara fırsat verin. Eşiniz öfkeli olduğunda siz de karşılık vermeyin, öfkesinin geçmesini bekleyin aksi halde olumsuzluklar büyüyecektir. “Bu adam beni deli etti “ diyorsanız, bırakın fırtına essin, arkasından sağanak yağış gelsin, sonradan çiçekler açacaktır. 15- İzle–bekle yöntemi: Sabırlı olmak diğer bütün erdemlerin geliştiği temel erdemdir. Sabır ve zaman duygusu birbiri ile ilişkilidir. Hayatın kalıcı zevkleri beklemeyi bilenlere verilir. Meditatif bir eylem olan sabır, sadece katlanmak anlamına gelmez. İnsan kendisini bir zevkten mahrum bırakıyorsa, mantıklı bir nedeni olmalıdır. Aktif sabır dediğimizde de kişi hareket halinde bekler. Ümidini kaybetmez, sürekli fikir üretir. Kesinlikle sabır haklı ve mantıklı olmalıdır. Kişiliği ezdirmek, hakkını aramamak sabır değil pasifliktir. Girişimciliği yok eder. Aktif sabır ise, sessiz ama soylu bir davranıştır. ”Senin yaptığını onaylamıyorum ama evliliğimiz için bu yaptıklarına katlanıyorum“ diyebilen insan, karşı tarafın kendisini suçlu hissetmesine neden olur ve sonuca yaklaşır. 16- “Ah Olsaydı“ sendromuna dikkat: Bu sendrom, daha çok şeye sahip almayı teşvik eden, kapitale dayalı sistemin bir sonucudur. Beklenti düzeyini yükseltir. Çok şeye sahip olduğu halde mutlu olamayan insanlar çoğalır. Sahip olduğu şeyin değerini bilen ama çoğu hedefleyen insan tehlikeden kurtulur. Yetinme duygusu yani kanaat, tembelliğe itmemeli ama nankörlük gibi bir çirkin özellik evliliğe çok zarar verir. Daha iyiyi isterken sahip olduğu şeylerin farkına varmayan insana nankör denir. Doyumsuz eşler ciddi evlilik sorunlarına neden olurlar. 17- Şefkatin önemi: Sevgiden farklı bir duygudur. Şefkat, karşılıksız sevgi olarak da söylenebilir. Annenin çocuğuna verdiği en önemli hediyedir. Ruhsal bir enerjidir ve  verdiği kimseyi de vereni de iyi hissettirir,  şefkat şefkati doğurur. Vicdana giden duygudur, iç sesi, içteki uyarı sistemini harekete geçirir. Bu duyguya sahip kişi bilerek kötülük yapmaz. Şefkatli kişilerin iyi eş olmaları daha kolaydır. Yumuşak ve sıcak kalpli insanları kim sevmez ki. Şefkatli insan, aynı zamanda bağışlayıcı da olur, affetmeyi başarır. 18- Olgun savunma mekanizmaları: Bunları bilmekte ve sorunlu kişilik tiplerini tanımakta yarar vardır. Sublimasyon (Yüceltme): İç çatışma yaşayan kişi yüce değerlere sarılarak ego doyumunu sağlar. Alturizm: İç çatışmadan fedakârlık yaparak çıkmayı başarmaktır. Assetizm: İç çatışma durumunda zevke değer vermemeyi, zevki ertelemeyi başarmaktır. Antisipasyon: Sezinleme ve önsezi özellikleri ile sorunu önceden çözümlemeyi başarmaktır. Supresyon: İç çatışma yaşandığında sorunu çözüp bilinç altının derinliklerine gömmeyi başarmaktır. ÖNERİLERİ VİDEODAN DİNLEYEBİLİRSİNİZ...