En çılgın proje aile kurumunu düzeltmektir

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Güneş Koleji Instagram canlı yayının konuğu oldu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “En Çılgın Proje Aile Kurumunu Düzeltmektir” dedi.

En çılgın proje aile kurumunu düzeltmektir
Paylaş:

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ailede Yeni Doğrular” başlığında önemli değerlendirmelerde bulundu. Son istatistiklere göre boşanma hızının evlilik hızını geçtiğini belirten Tarhan, “Şu anda Türkiye’nin en önemli işi baraj yapmak falan değil. En çılgın proje aile kurumunu düzeltmektir” dedi.

“Ölümü tehdit gibi gören insan mutlu olamaz”

Mutluluğu gölgeye benzeten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yakalamaya çalıştıkça kaçan mutluluğu yakalamanın ancak, belli bir amaç ve hedef doğrultusunda gidilmekle mümkün olabileceğini söyledi.  Kontrol edilebilir ve sürdürülebilir mutluluğun insan için yararlı olduğunu da sözlerine ekleyen Tarhan, “Bir insanın ölümle ilgili farkındalığı yoksa ölümü tehdit gibi görüyorsa o insan mutlu olamaz. Ölüm yaşamın devamıdır. Korkup korkmamamız bizim seçimimizdir. Eğer ölümden sonra farklı bir hayat var diye düşünüyorsak neden korkalım” dedi.

“Mutluluk aslında sürdürülebilir mutluluktur”

Hedonizm ve mutluluğun ayrı kavramlar olduğunun altını çizen Tarhan, “Batı medeniyeti mutluluğu hazcılık olarak sundu bize. Hâlbuki hedonizm ayrı, mutluluk ayrı. Hedonizmde haz peşinde koşmak vardır. Oysaki yaşamın amacı anlam peşinden koşmaktır. Anlam peşinden koşarken mutluluk kendiliğinden geliyor. Onun için uğrunda uykumuzu feda edebileceğimiz, uğrunda yorulacağımız, acı çekeceğimiz bir anlamın parçası olmamız gerekiyor. Bu yüksek bir değer ve anlamdır.

Bir kimse bir sıkıntıyla, musibetle karşılaştığı zaman rahatlıkla onu göğüsleyebilir güce ulaşmış oluyor. Çünkü kendini aşan bir mutluluk anlayışı var. Bu kişiler karşılarına çıkan her zorluğu katlanabiliyorlar çünkü dayanma gücü var. Ama hazcılığı mutluluk zanneden kişilerin bunu kaybetme korkusu bile mutluluğunu bastırıyor. İnsan, korkuları geldiği zaman her şeyi kontrol eden, her şeyi bilen, her şeyin anahtarının onda olduğunun farkında olan bir güç var o beni duyuyor, biliyor dediği zaman korkusu gidiyor ve huzur geliyor. Onun için mutluluk aslında sürdürülebilir mutluluktur” şeklinde konuştu.

“Aile bir güven alanıysa değerler duvarı ören taşlardır”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan şefkat ve nezaket kavramları ile ilgili de paylaşımlarda bulundu. Tarhan, “Aile bir güven alanıysa değerler, duvarı ören taşlardır. ABD’de Covid-19 döneminde yayınlanan Face Covid kitabında iki tane değeri ailenizde yaşatırsanız bu krizi daha iyi atlatırsınız diyor. Bunu ben söylemiyorum ABD’liler söylüyor. Birincisi şefkat diyor. Şefkat, sevgiden daha büyük daha gelişmiş bir değer. Çünkü şartsız, koşulsuz sevgi var. İkincisi de nezaket. Nezaket saygıdan daha büyüktür. İnsan saygı duyar ama uzak durur, nezakette ilişki kurmak vardır. Bırakın diğer değerleri emin olun sadece şefkat ve nezaket değerleri bile ailesindeki birçok problemi çözmesini kolaylaştırır” dedi.

“Covid-19 salgını insanlığa ciddi bir tokat attı”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanlık tarihinde hiç olmayacak kadar benmerkezciliğin baskın olduğu bir çağda yaşadığımızı ve bununla birlikte yalnızlık ve mutsuzluğun ortaya çıktığını söyledi. Tarhan, “Aile kurumunda ciddi bir kriz vardı. Bu ailedeki krizden dolayı batıda boşanmalar % 50’nin üstüne çıktı. İlk beş yılda evliliklerde Türkiye’de bile boşanmalar % 35’e çıktı. Bazı çift terapistleri % 50 başarısızlık olan bir kuruma yatırım yapılmaz, evlenmeyin diyor.

Ailesinde kavga, gürültü gören gençler neden evleneyim ki diyor. Aileyi ayağına bağ olarak görüyor. Şu anda bütün dünyada gençler, evliliğin özgürlüklerini kısıtladığını düşünüyor. Neden evlenip de fedakârlık yapayım, neden borca gireyim de yıllarca kredi ödeyeyim diyorlar. Gençler, dini ve milli ideolojik aidiyetlere ne lüzum var diye düşünüyor. Tam bunu söylerken ilginç bir şekilde Covid-19 salgını geldi ve insanlığın bütün düzenini bozdu. İnsanın doğanın düzenini bozması gibi virüste geldi insanlığa ciddi bir tokat attı. Batı’da çürümüş olan aile topluluğu çatırdamaya başladı. Bu krizlerin bir özelliği vardır bozuk giden şeylerin dağılmasına sebep olur. Ya köklü değişim yapıp kurtulursun ya da dağılırsın.” İfadelerini kullandı.

“En çılgın proje aile kurumunu düzeltmektir”

Son olarak aile kurumunun ayakta kalması için yapılacak projelerin her şeyden daha önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Batı aile kurumuna önem vermek yerine aile kutsal değil, sen kutsalsın diyor. Gerekirse bırak, hayatını yaşa diyor. Böyle bireycilik adı altında benmerkezciliği teşvik edildi. Bu nedenle batı buna çare bulmakta zorlanıyor. Bizim aile kurumumuz bütün arızalara, sıkıntılara rağmen çok şükür daha iyi. Ama artık son direncini kullanıyor. Yeni nesiller eskisi kadar aile konusunda hevesli değil. Zaten son istatistiklere göre boşanma hızı evlilik hızını geçti.

Beş, on sene sonra aileyi kurtaracağım dersen geç kalmış olursunuz. Şimdi bile geç. Şu anda Türkiye’nin en önemli işi baraj yapmak falan değil. En çılgın proje aile kurumunu düzeltmektir. Bundan daha büyük bir çılgın proje olmaz. Özellikle iyi nesiller yetiştirmek istiyorsak. İyi çocuk, iyi nesil yetiştirmekten daha önemli bir yatırım mı var. Ondan daha önemli bir köprü, fabrika, yol mu var. Artık elimizi başımızın arasına alalım, öncelik ve önemlerimizi değiştirelim” ifadelerini kaydetti.

Haber: Esragül Batal



Bu yazıya 0 yorum yapıldı.

Cevap yazdığın kullanıcı: